ONLAR medenî insanlar değil, uygar kişilerdir. Hayat
felsefeleri, özellikleri nelerdir
1. Paraya, bol gelire, zenginliğe, lükse put gibi
taparlar.
2. Onlarda helal ve haram kavramı yoktur. Para paradır,
helal de olsa haram da olsa fark etmez. Onlara göre, haram on bin lira, helal
bin liradan iyidir, çünkü rakam olarak çoktur.
3. Onlarda iffet ve hayâ kavram ve değerleri yoktur.
Hepsi için söylemem ama bazıları eş değiştirmeyi bile mübah görür.
4. Müslüman isimleri taşırlar, ölünce cenazeleri camiye
getirilir, tabutları musallâ taşına konur, namazları kılınır ama onların
çoğunun alnı ömürlerinde bir kere bile secdeye varmamıştır.
5. İslamı din olarak kabul etmezler, hükümlerini ve
kriterlerini hayata uygulamazlar.
6. Sorarsanız yarım ağızla biz de Müslümanız derler ama
çoğu İslama savaş ilan etmiştir.
7. Kur an nizamını gericilik olarak görürler.
8. Onlar azılı Deccal taraftarıdır.
9. Lükse, israfa, ihtişama, aşırı konfora, aşırı tüketime
bayılırlar.
10. Gerçek demokrasi istemezler, Demokrasi memokrasi
derler ama asıl taraftar oldukları rejim egemen azınlık vesayet sistemidir.
11. Bir insanın ve toplumun şapka giymekle medenî
olacağını sanacak derecede geri zekalıdırlar.
12. Japonların, öğretilmesi ve öğrenilmesi çok zor, son
derece çetrefil kendi millî yazılarıyla ilimlerde, fenlerde, sanatta,
tefekkürde, sanayide, üretimde, ticarette harikalar meydana getirmiş olmasını;
bizim Latin yazısıyla onların çok gerisinde kalmış olmamızı anlayıp idrak edip
muhakeme edemezler.
13. Türkiyenin çoğunluğunu ikinci sınıf vatandaş, sömürge
yerlisi, zenci, parya olarak görürler ve alabildiğine hakaret ederler.
14. İngiltere ye aşıktırlar ama orada krallık olduğunu,
1952 den beri ayrı hükümdarın başta bulunduğunu, orada kesinlikle laiklik
olmadığını, din devlet birliği olduğunu, kraliçenin hem devlet hem Anglikan
kilisesi başkanı olduğunu, Büyük Britanya kısmındaki kolejlerde 1944 ten beri
her ders günü sabahleyin okul kilisesinde ayin yapıldığını, buna katılmanın
mecburî olduğunu, orada şu anda 85 Şeriat mahkemesinin faaliyette bulunduğunu
bilmezlikten gelirler ve laiklik olmazsa demokrasi de olmaz aptalca sözünü
çatlak plak gibi tekrar edip dururlar.
15. Onlar da Türkiye yi kendi açılarından sever ve
korumaya çalışırlar ama bu sevgileri ve korumaları, bir mandıra sahibinin
mandırasını ve ineklerini sevmesine, korumasına benzer.
**
Yukarıda on beş özelliğini saydığım bu beyaz sarı pembe
Türkler zümresi, beyin yıkamak suretiyle bazı karpuz gibi dışı yeşil yarı
mühtedi Müslümanları da kendine benzetmiştir. Onlar da paraya tapmaya, helal
haram demeden kazanmaya, lüks yaşamaya, saçıp savurmaya, İslama Kurana Sünnete
Şeriata ahlaka her haltı yemeye başlamışlardır.
Bu yeşiller, lâf ile Beyazları tenkit etseler bile onlara
benzemişler ve onların yolundan gitmeye başlamışlardır.
Beyazların, Dönmelerin, Deccalperestlerin lüks şeytanî
hayatı Yeşilleri cezb etmiş, onları sanki büyülemiştir.
İşte bu Beyazlar ve onlara benzeyen, onların dümen
suyundan giden sapıtmış ve şaşırmış Yeşiller, zahirde zıt gibi görünseler de
esasta birdirler.
Peygamberimiz (Salat ve selam olsun ona) Bir kavme
(topluma) benzeyen onlardan olur buyurmuştur. Bu hadîsin ışığında benzemiş,
benzetilmiş Yeşillerin hali, islamî kriterlere göre hiç de parlak değildir.
İnşaallah sevgili Türkiye miz bu Beyazların ve Yeşillerin
beyinsizliklerinin kurbanı olmaz.
(İkinci yazı)
Şundan Bundan
Bir kedi ile bir köpek dost olmuşlar. Kedi köpeğe
yaslanmış huzur ve güven içinde uyuyor İşte güzel bir haber. Keşke biz
insanlar, bilhassa Müslümanlar da birbirimizle bu kedi ve köpek gibi dost
olabilsek.
Doğal gaz çok pahalı ısıtıyormuş Bu beni ilgilendirmez.
Çünkü doğal gaz ile ısınmıyorum.
Altın fiyatları yükselmiş mi, alçalmış mı, bilmiyorum.
Altın beni ilgilendirmez. Altınım yoktur.
Pazar günü Dolapdere Bitpazarına gittim, yirmi kadar
kitap aldım. İki de küçük süs yastığı kılıfı
Dönüşte, Kasımpaşa da Marla pastahanesinde sütlü kahve
içtim. Sahibi Hür beyi çok takdir ederim. Tatlı satarken, önce kutunun
ağırlığını tartar, net ağırlıkta tatlı verir. (Bahariye cad. Eski Bayram Yeri
sok. no 14 Kasımpaşa)
Akşemseddin caddesinde bir Suriye lokantasının açılışına
gittim. Hafta içinde gidip orada yemek yiyeceğim ve size tanıtacağım.
İkindi namazını Mimar Sinan yapısı bir camide kıldım. İç
dekorasyonunu beğenmedim. Bir Mimar Sinan camii böyle mi olmalı
Üniversitede okuyan bir gençle tanıştım. Yönelttiğim
ilmihal sorusunu (Allahü Tealanın on dört sıfatını) bildi. Cebinde namaz
takkesi vardı, bendenizden geçerli not aldı. Ney dersleri alıyormuş. Beş vakit
namazını kılıyormuş. Mesnevî derslerine gidiyormuş. Ona Osmanlıcayı mükemmel
şekilde, geleneksel islamî sanatlarımızdan birini öğrenmesini tavsiye ettim.
Acemin Kahvesi nde, mimarlık okuyan bir genç ve arkadaşları
ile sohbet ettim. Mimar olacak gence Bir Mimarlık Öğrencisine başlıklı yazımı
mail ile gönderdim.
Bu hafta, uzun ömrüm boyunca başıma hiç gelmemiş, çok
üzücü bir hadise oldu. Onu size anlatmayacağım. Sarsıntısını atlatmaya
çalışıyorum.
Bu hafta içinde bir yatsı namazını küçük bir camide
kıldım. Yerdeki halılar o kadar kaba idi ki, fıkhın secde ile ilgili şartları
yerine geldi mi bilemedim.
Hırka-i Şerif Camii civarındaki ara sokaktaki bir sarık
takke dükkanından (sahibi Suriyeli) on liraya Suriye işi bir takke satın aldım.
Birkaç metre karelik küçücük dükkana 500 lira kira ödüyormuş. Tekrar gideceğim,
katkıda bulunmak için biraz alış veriş yapacağım.
İki ay önce sipariş ettiğim altı hattan, beşi geldi.
Bunları, fotoşopla tezhipletip bastırmak istiyorum.
18.02.2016