Beyaz Kimlik Yanlışlığı!

Abone Ol

Türkiye den ülkemize çalışmak veya da ülkemizi yeni bir

vatan olarak görüp yeni bir yaşama başlamak amacı ile gelen kardeşlerimizi

adadan kaçırmak için yıllarca elden geleni yaptı bazı siyasilerimiz,

bürokratlarımız ve de insanlarımız.

Hastalıklı beyinler, Nazi Almanya sı döneminde Yahudilere

uygulanan fiziki şiddetin eşdeğeri olarak tanımlanabilecek ruhsal işkence veya

da manevi işkence yöntemlerini bir bir icat ettiler ve uygulamaya koydular sırf

Türkiye den ülkemize gelen kardeşlerimizi kaçırmak için.    

Aşağıladılar, terslediler, haklarını gasp ettiler, akıl

almaz cezalar ve bürokratik engeller ürettiler, çalışma izni çıkaramasınlar

veya da yenilemesinler diye olmadık bürokratik eziyet yöntemleri icat ettiler

ve nihayetinde de birçok kardeşimiz bu eziyetten bıkıp lanet olsun diyerek

Türkiye ye geri döndü.

Geri dönmesine döndüler ve de hastalıklı beyinler de

bunlardan kurtulduk diye bayram etti ama yapılan yanlışın bedelini yıllar

içinde hep birlikte ödeyeceğiz.

Nüfusun azalmasından dolayı göreceli olarak piyasada

dönen para miktarı da azaldığından ekonomi ister istemez geri vites taktı ve

geri gitmeye başladı. Çeşitli üretim sektörlerinde işçi, ara elemanı ve üretici

eleman kalmadığı için bu sektörler, başta inşaat sektörü olmak üzere tehlike

sinyalleri veriyor şimdilerde.

Siyasilerin ve üst düzey bürokratların adeta övünerek

yaptıkları 60 bin kişi geri döndü, 80 bin kişi geri gitti açıklamalarının

bedelini KKTC halkı, ekonomi, hizmet piyasası ve en fazla da Sosyal Sigortalar

Dairesi ödemeye başladı. Bürokratik eziyetten ve de yapay engellerden bıkarak

Türkiye ye geri giden kardeşlerimizin Sosyal Sigortalar Dairesi ne ve İhtiyat

Sandığı na yatırdıkları primlerin arkası kesilince, Sosyal Sigortalar Dairesi

mali kriz içine girdi aniden. Emekli ettiği kişilerin emekli maaşlarını ödemek

için, bir dönem kendi gelirleri yeterli olan ve de yatırımları giderlerini

karşılayan Sosyal Sigortalar Dairesi bir müddettir her ay devlet bütçesinden

katkı almak acizliğine düştü. 

Devlet olarak bir gün kendi gelirlerimizle ayakta durmak

istiyorsak, anahtar konumundaki etkenlerin bir tanesinin de nüfusumuzun daha

fazla olması gerektiğini iyice bilmemiz ve anlamamız gerektiğidir.

Ama biz nedense kendi boğazımızı bile bile kesen

politikacılara sahibiz ve onların yaptıkları yanlışları da torunlarımızın

torunlarına kadar neredeyse 5-6 jenerasyon zincirleme ödemek zorunda kalacak.

Müzakere süreci bahane edilerek Kıbrıs Türk tarafı için öngörülen nüfusun 220

bin olduğunu resmen Birleşmiş Milletler e bildirmek bu yönde yapılan hataların

en büyüğünü oluşturmakta gerçekte.

Artık nüfusumuza kendi ellerimizle ve de geri dönüşü

olmayan bir şekilde kısıtlama koymuş durumdayız. Yıllarca verilen üzücü,

gözyaşı ve kan dolu mücadeleden sonra kurduğumuz ve içinde özgür olarak,

egemenliğin tümü de bize ait olmak üzere yaşadığımız devleti lav ederek, yani

tarihe gömerek, nüfusunun sonradan verdiği vatandaşlıklarla 880 bin olduğunu

iddia eden Rumlarla sözde ortak olarak kurulacak devlette azınlık olmayı

kabul etmiş durumdayız bu talihsiz bildirim ile. Dünyanın ilk ve son halkıyız

kendi egemen devletini lav edip, başkasının devleti içinde azınlık olmayı kabul

eden. Kıbrıslı Türkler tarihe aynen bu şekilde geçecek eğer bir gün KKTC yi

tarihe gömüp, Rumların egemen olduğu devlet içinde azınlık olmayı kabul

edersek. 

Tüm bu çoraplar başımıza kendi ellerimizle örüldükten

sonra şimdi de çıkmış siyasilerimiz Beyaz Kimlik ten bahsetmekte. İlk yıl 10

bin, sonraki yıllarda da 40 bin kişinin başvurusu bekleniyormuş dahi

siyasilerimizin ve onlardan daha zeki olan bürokratlarımızın yaptıkları

tahminlere göre Daha çok beklerler     

Bizi kurtaracak olanın, selamete çıkaracak olanın fazla

nüfusumuzun olması gerektiğini anladıkları gün, umarım çok geç olmaz KKTC için.