Beyânün mübîn

Abone Ol

Açık olmayan şey gizli demektir. Gizli ise karanlık,

kuşku barındıran, çekinilen ve korkulması gereken bir şeydir. Gizlilik

gizemlilik değildir, çünkü gizemde bir mûnislik vardır; gizli ve gizliliğin

çağrışımları ise hep olumsuzdur.

Dilimizdeki gizli gizli işler çevirmek deyiminde de

olduğu gibi, gizlilikte sinsilik vardır, kötü niyet vardır, çevre ile

uyumsuzluk vardır, dengesizlik vardır. Hatta gizlilik çevreye zarar verme

ihtimali yüksek olan bir şeytanîliktir. Gizlilik fitnedir ve insanları

birbirine düşürür. Gizlilik güvensizliktir, gizlilik düşmanlıkları körükleyen

bir şeydir.

Bu arada akla gelebilir mahremiyet de bir gizliliktir

diye, fakat mahremiyet ile gizlilik arasında herhangi bir ilişki yoktur.

Mahremiyet insanî ve İslâmî bir duygudur. İnsan ın ve insan olan ın

mahremiyeti olur. Bu yüzden de insanlar mahremiyete sadece saygı duyarlar,

fakat gizliliğe aynı gözle bakmazlar, hatta husumet beslerler.

Niçin Gizlilik olumsuz bir duygudur diyorum veya

gizliliğin kötü bir durum olduğunu söylemeye çalışıyorum Kâinatın dili açıktır

da onun için Kâinatın dilinin insana yol gösterici bir özelliği ve güzelliği

vardır. Kâinat sünnetullahtır. Kâinat anlaşılmak ve ondan istifade edilmek

içindir. Herkes nasibi kadarını alır, çalıştığı, öğrendiği, araştırdığı

nispette

Allah ın kitabı açıktır ( beyânün mübîn ). O kimse ye

gizli değildir. Hatta öylesine açıktır ki kendini ve haddini bilmezlere meydan

okur: Gücünüz yetiyorsa bir benzerini getiriniz diye...

Herkes Kur an ı okur, adı üstünde o bir kıraat

kitabıdır. Kıraat okumak demektir. Hatta millet olarak bu okuma yı öylesine

içselleştirmişiz ki ülkemizin her tarafında kıraathaneler oluşturmuşuz! Fakat

okumak, karileştikçe ve onların inisiyatifine geçtikçe de mâna ses e

dönüşmüş ve kıraatin adı güzel sesli kârinin okuması olmuştur.

Müminler Kur an ın manasından habersiz hale gelince de

meydan, İlâhî kelâmın gizliliklerine vâkıf olduğunu iddia ederek kendine ikbal,

istikbal ve geçim kaynağı arayan şarlatanlara kaldı.

Allah, Aklınıza mukayyet olun buyuruyor, Akıl

mikroptur, ondan kurtulmak lâzımdır diyenlere karşı da, Aklınız sizin için en

büyük nimettir. Ben sizi aklınızla muhatap alacağım, sakın aklınızı suya sabuna

kaptırmayınız diyor. Böyle bir ayet mi var diyen gafil çıkar mı bilmiyorum.

Ben böyle bir soru sorabildiğime göre sorduranlar var demektir.

Allah ın ayetleri apaçıktır, onlardan gizli manalar

çıkarmaya çalışıp, sanki kendisine özel olarak bildirilmiş gibi Allah bunları

kastediyor deyip gizliliğin arkasına saklananlar, Allah a iftira ediyorlar.

Kur an açık bir uyarıcıdır, tılsımlardan medet umanları lânetler.

Allah ın dini de apaçıktır. Gizli ve gizlilik

aldatmacasının ardına takılanlar, akıllarını devre dışı bırakarak, Allah ı kötü

emellerine alet edenlerin tuzağına düşmektedirler. Bu gafiller sanıyorlar ki bu

düzenbazlar onları kurtaracak! Kelin ilâcı olsa başına sürer, farkında olmadan

onlara gıda oluyorlar, onların değirmenine su taşıyorlar.

İster âlim ister zalim isterse de maneviyat tüccarı

olsun, herkesin nasıl yemeye içmeye ihtiyacı varsa benim de birey olarak yemeye

içmeye ve tat almaya ihtiyacım vardır. Herkes kendinden mesuldür. Kimse

kimsenin yerine onun sefasını da süremez, cefasını da çekemez. Çünkü mesuliyet

bireyseldir ve en-nâs mecziyyûne bi-a mâli enfüsihim dir (İnsanlar kendi

yaptıklarından sorumludurlar).

Allah ın ipi olan Kur an a ve âlemlere rahmet olarak

gönderdiği Peygamberinin sünnetine tâbi olmak yerine, zamanın herhangi bir

döneminde yaşamış ve o dönemin şartlarına göre yorumlarda bulunmuş kişilere

aklını ve iradesini teslim etmek, Allah ın insana bahşettiği en önemli nimeti

olan ve daima sünnetullaha bağlı olmayı yeğleyen akla saygısızlıktır.

Kapalı kapılar arkasında şeytan vardır, iblis vardır.

Şeytan bazen melek kılığında da görünebilir. Melekle şeytanı birbirinden

ayıracak yetiyi Allah insana vermiştir. Fakat şeytan insanın aklını çelebilir,

işte burada aklı gıdasından, yani Allah ın kitabından bağını kopartmamak

gerekir.

Allah ın kitabı anlaşılırken, Allah ın kitabının yerine

geçirilmek istenen sahte kitaplar ın, güya Kur an ı açıklayan birtakım

dönemsel dedikodular olduğunu fark etmezsiniz bile! Helâl ile haram arasındaki

ilişki gibi bir şey bu! Haramın cazipleşmesi, şeytanı yoldaş edinmenin bir

neticesidir. Bu bağlamda Allah ın kitabı helâl, onun yerine konmak istenen de

haramdır.

Ben sizin adınıza her şeyi hallettim, benim kitabımı

okuyun, Kur an ı okumanıza gerek yok, çünkü anlamazsınız diyenlere itibar

etmeyiniz! Hatta kim ki böyle diyor, onu çöpe atın! Sahih akıl yani

sünnetullah olan akıl bunu söyler. Aklımızın dayanağı da gıdası da Allah ın

kitabıdır, Peygamberin sünnetidir, şunun bunun sünneti (!) değil