Beştepe/Külliye’den notlar…

Abone Ol

  • Yunus Emre Enstitüsü’nün “Türkçe Yaz Okulu Galası”na katılmak üzere Cumhurbaşkanlığı Beştepe Külliyesi’ne gittiğimde güvenlik önlemleri had safhada idi. Zira, aynı gün Bakanlar Kurulu’nun da toplantısı vardı.
  • Başbakan Binali Yıldırım, programın sonuna doğru iştirak etti. Binali Bey’in, gençlerin ‘sosyal medya dili’ne dönük eleştirileri anlamlıydı. “Türkiye ne zaman kalkınma hamlelerine girişse birileri hemen irticayı gündeme getiriyor” cümlesini not aldım.
  • Beştepe/Külliye’deki programa, Millî Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş ve Millî Gazete Ankara Temsilcisi Mustafa Yılmaz’la birlikte gittik. Fonda sürekli, “Sen bizim aşkımızsın, sen bizim şarkımızsın, İstanbul” şarkısı çalındı. Konuşmacıların arka planında da yine sürekli İstanbul vardı. Bu durum, Mustafa Yılmaz’ın da dikkatini çekti. Yılmaz, kulağıma eğilerek, “Program birçok ilde icra edildi ama sadece İstanbul var. Neden acaba?” diye sordu.
  • İstanbul’un canlandırılması esnasında görkemli sahne doğrusu benim de dikkatimi çekti. “Acaba Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul duyarlığından olabilir mi?” dedim. Tabii içimden...
  • Esasen programa Tayyip Bey’in de katılması öngörülüyordu. Ama aynı saatlerde, Külliye’de Bakanlar Kurulu’na başkanlık ettiği için Gala’ya mesaj göndermekle iktifa etti. Erdoğan, mesajında, “Dil öğrenmek ne kadar zahmetliyse onu muhafaza etmek bir o kadar meşakkatlidir” görüşlerine yer verdi.
  • Görkemli İstanbul sahnesiyle ilgili son bir notum da şu; devasa binalar, göğe yükselen AVM’ler, betonlaşan İstanbul zihinlerimizde artık daha çok yer edinirken, sahneye yansıtılan iki katlı geleneksel evlerden eser kaldı mı, acaba?
  • Basın mensuplarına salonun en arkasında yer ayrılması dikkatimi çekti.
  • Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, Bakan Yardımcısı Hüseyin Yayman, yazar Rasim Özdenören, Yunus Emre Enstitüsü Başkan Vekili Prof. Dr. Şeref Ateş de salondaydı…
  • Her bir öğrenci ile röportajlar yapıldı ve bu, ekrana yansıtıldı. Öğrencilerin ekrana yansıyan görüntülerine diğer öğrencilerin farklı tezahüratları görülmeye değerdi… Farklı yörelere ait folklor gösterileri de izleyenlerin beğenisini kazandı.
  • Enstitünün programına iştirak eden 700 misafir, 20 yıl sonrasına ilişkin hayallerini de yazdı. Filistin adına konuşan Muhammed, “15 Temmuz darbesinde sabaha kadar dua ettik” dedi.
  • Yunus Emre Enstitüsü 2023’e kadar kendisine bir de hedef koymuş; en az 100 merkezde yabancı öğrencilere Türkçe öğretmek… 57 farklı ülkeden gelen misafirlere İstanbul’da yapılacak programla ödüller verilecek ve sonrasında vedalaşılacak… Beklenen; misafirlerin gittikleri ülkelerinde Türkçe öğretmek ve ülkemizin gelenek ve göreneklerini yaygınlaştırmak…
  • Son bir not; Enstitü neden 7 kıtada değil de 5 kıtada faaliyet gösteriyor? Bunu da bir açıklayan olursa…

KÜLLİYE’YE İLİŞKİN KISA KISA…

  • Külliye’ye ilk kez gittim. Özellikle Anamuhalefet partisi CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı Beştepe Külliyesi için “kaçak saray” tabirini kullandı, sık sık. Sordum, bina kaçak falan değilmiş; ruhsatı da, tapusu da varmış… Neticede Külliye millete ait…
  • İngiltere Başbakanı May’in Ankara ziyaretini takip eden BBC muhabiri Laura Kuenssberg, sosyal medya hesabından, “Erdoğan’ın sarayında ne kadar çok altın var” diye yazmıştı. Külliye’nin yeni açıldığı günlerde tuvaletlerinin bile altından olduğu iddiaları iktidar partisi ile CHP arasında gerilime neden olmuş, Külliye’de altın kullanılmadığı ortaya çıkınca, iddiayı ortaya atan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu alay konusu olmuştu. Ben de bu duygularla şöyle etrafıma baktım, doğrusu altın maltın göremedim… Çok böyle abartılı, şaşaalı bir durum da yoktu.
  • Program için verilen ikram da oldukça mütevazı idi. Dut ve üzüm kurusu ile yöresel yiyecekler dışında da bir ikram olmadı…

O KORKUNÇ VE DEHŞET DOLU DAKİKALARI ANLATTI…

Burkina Faso’daki Türk lokantasına yapılan saldırıda yaralanan ve Türkiye’ye getirilen Mehmet Mustafa Çelik kardeşimiz, Türk Hava Yolları’nda çalışıyor.

Mehmet Mustafa, öğrenci iken İKEV, Anadolu Gençlik Bahçelievler Yurdu’nda kaldı.

Sonra yurt müdür yardımcısı oldu. AGD teşkilatlarında hizmet veriyordu, gençlere iyi arkadaşlık ve ağabeylik yapmasıyla biliniyor.

***

Türkiye’ye getirildikten sonra Mehmet Mustafa Çelik’le konuştum.

O korkunç ve dehşet dolu dakikaları şöyle anlattı:

  • “Selamün aleyküm. Öncelikle şahsımdan bahsedip sonra konuya geçeyim nasipse. Ben Burkina Faso›da yaşayan, Türk Hava Yolları (THY) istasyon şefiyim.”
  • “O gün, akşam namazını kılıp yemek için gittiğim restoranda MNG Kargo’da çalışan Mehmet Fatih ismindeki arkadaşla tanıştık ve muhabbet etmeye başladık. Muhabbet devam ederken motosiklet üzerinde polis kıyafetli 2 kişi restoran önündeki kamyonete çarptı ve çarpma sonrasında motosikletten indi ve mekânı yaylım ateşine tuttular.”
  • “O arkadaşla birlikte ikimiz de yere atladık, kafamızı ellerimizin arasına aldık ve dizlerimizi bükerek beklemeye başladık. Daha sonra ben, sol arka diz kapağın dört parmak üzerinden, arkadaş da bacağından vuruldu ve ikimiz de sessiz kalmaya devam ettik.”
  • “Ateşten 2 dakika sonra Kelime-i Tevhid’e başladık ve artık kendini ölüme hazırlıyorsun. İnsanın ilk aklına gelen, ‘şükür abdestliyim ve nasipse Kelime-i Tevhid’i okuyarak öleceğim…’ duygusu ile seviniyor insan…”
  • “Daha sonrasında ise teröristler içeri girdi ve ateş etmeye devam ettiler. Yaklaşık 20 dakika boyunca ateş altında kaldık ve önümdeki arkadaş bana siper oldu ve göğsünden 2-3 kurşun daha aldı ve son sözü ‘Abi nerde kaldılar?’ oldu. Ben de elimle ‘sus’ işareti yaptım ve Kelime-i Tevhid’i tekrarladım. 20 dakika sonrasında askeri birlikler geldi ve beni kolumdan tuttu kaldırdı. Önce onların da terörist olması ihtimalini düşündüm, korktum. Ama sonra olayı anladım ve yürüyerek dışarı çıktım.”
  • “Orada birinden telefonu alıp hanımımı, müdürümü, babamı, İstanbul’da bulunan şirket görevlilerini tek tek arayıp bilgi verdim ve güvenlik görevlileri ile teröristler arasında başlayan çatışmayı yaklaşık 40 dakika boyunca dışarıdan izledik.”
  • “Dışarı çıkınca kemerimi bacağıma sıkıca bağladım, pantolonumu çıkarıp yarayı sıkıca bağlayarak kan kaybını önlemeye çalıştım…”
  • “Bir saat sonra bir asker beni sırtına aldı ve polis arabasına götürdü. Oradan da hastaneye gönderdi. İlk ameliyatım oradaki hastanede oldu, kurşun ve saçmalar çıkartıldı.”
  • “Ve İstanbul’a getirildim. Bağcılar Medipol Hastanesi’nde tedavi sürecim devam ediyor. 20 kişinin öldüğü olayda, Mevla’nın lütfuyla yaralı olarak kurtulduğum için Rabbime hamd diyorum. Durum bu şekildedir abi. Dua eder, dua bekleriz. Selametle…”

***

Sevgili Mehmet Mustafa Çelik kardeşime büyük geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, Allah’tan (c.c.) acil şifalar temenni ediyorum.