BERLİN OUT BERLİN?

Abone Ol

Almanyanın başkenti Berlinde düzenlenen 12. Dünya Atletizm Şampiyonası sona erdi. Bilet satışlarına bakılırsa Berlin ve çevre eyaletlerde yaşayanlar şampiyonaya yoğun ilgi göstermişler. 400 bin biletin satıldığı telafuz ediliyor. Atletizm açısından sevindirici bir durum.

Sadece bu değil 201 ülkeden toplam bin 984 atletin yarıştığı müsabakalar, Dünya Atletizm Şampiyonası açısından da yeni bir rekor. Tam 201 ülke dile kolay...

Bir sporsever olarak ben de şampiyonayı elimden geldiğince takip etmeye çalıştım. Doğru söylemek gerekirse çok da keyif aldım. Ama aldığım bu keyfin yanında duyduğum bazı ızdıraplarda vardı.

Türkiye şampiyonayı, milli atlet Karin Melis Mey uzun atlamada aldığı bir bronz madalya ile 32. sırada tamamladı. Açıkçası Türkiye Berlinde yoktu. Berlin 2009 Türk sporu açısından tam bir hezimet oldu. Göçmen Türklerin yoğun olarak yaşadığı ve her daim küçük Almanya olarak lanse edilen Berlinli Türklerin yerinde yeller esiyordu. 200 binden fazla Türkün yaşadığı Berlinde Türk sporcuları desteklemeye gelenlerin sayısı, emin olun Jamaikalılardan azdı.

Haritada yerini bulmakta zorlandığımız ülkelerin bayrakları gözlerimize sokulurken etrafta bir tane Türk bayrağı yoktu. Olur olmaz her şey de sokaklara dökülüp, davul zurna eşliğinde etrafı birbirine katanlar, bu sefer ortalıklarda yoktu. 201 ülkenin kendi tanıtımını yaptığı bir dünya organizasyonunda her anlamda sıfır çekti. Sportif başarı ve seyirci açısından sınıfta kaldık. Öyle ki erkek sporcularımız gülle ve çekiç atmada, bayan sporcuların gerisine düştüler.

Türkiye toplumunun spor denilince aklına gelen ilk şey olan futbol olduğu için futbol dışında kalan spor dalları ilgi görmüyor. Futbol basketbol gibi çok fazla popüler olmayan sporların kaderini, kültür ve sanatsal odaklı faaliyetlerle benzer görüyorum.

Ülkemizde, dizilere olan ilgi hadsafaya ulaşırken, dünya literatüründe yerini almış bir Türk sinemasından bahsedemiyoruz. Resim çektirmekten, çektirdiği resimleri umuma sergilemekten, bulduğu her duvarı karalamaktan, evinini salonuna tablo asmaktan geri durmayan insanlarımızın bolluğuna rağmen, resim sanatı üzerine cümle kuracak kaç insanımız var.

Gazetelere köşelerinde yayınlanması için sayfa sayfa şiir gönderenler, zihninden geçen her kelimeyi şiir olarak gören binlerce insanımıza rağmen, yayınevleri ilgi gösterilmediği için şiir kitapları basmıyor. Ve daha akla hayale gelmeyecek örnekler silsilesi. Ama bir örnek var ki bunu sizinle paylaşmak istiyorum.

Yakında vizyona girecek "Süpürrr" film sayesinde Türkiyede bir ilk yaşandı ve Curling (Körling) takımı kurulu. İlk milli sporcularımızda haliyle filmde rol alan sanatçılar oldu. Peki nedir bu Körling

Buz pistinde oynanan ve daha çok kuzey ülkelerinin rağbet ettiği bir spor dalı. Buz pistinde iç içe geçmiş üç halka bulunur. Bu halkların içine, yuvarlak taş toplar sokulmaya çalışılır, tabi taşları halkalara en yakın tutmak oyunun başlıca amacı. Taktik ve stratejilerin havada uçuştuğu bir oyun dalı olan Körling bu yönüyle buz pistindeki satranç olarak da tanımlanır.

Uluslararası bir federasyona da sahip olan bu spor dalının tarihçesi 1800li yıllara kadar eskiye uzanıyor. Hadi 1800lerden geçtik, uluslararası bir federasyonu olan bir spor dalının 2009da Türkiyede ilk defa o da bir film aracılığıyla resmiyet kazanması biraz geç değil mi

Bu makaleyi yazarken Whitney Houstonun 1988de Seulde düzenlenen Yaz Olimpiyatları için özel olarak bestelediği "One moment in time" şarkısı aklıma geldi. O yıllarda tüm dünyada büyük beğeni toplamıştı bu şarkı. Bu vesile ile Houstonun o muhteşem yorumunu baştan sona tekrar tekrar dinledim.

Seulde de pek başarılı olduğumuzu söyleyemem. Naim Süleymanoğlu sayesinde halterde bir altın, Necmi Gençalp sayesinde de güreşte bir gümüş madalya alabilmiştik.

Atletizm de biraz değil bayağı bir kültür istiyor. İzlemesi de yorumlanması da bir kültür meselesi. Kültür ve sanata olan ilgisizliğimiz, bilgi ve birikim isteyen her alanda kendini gösteriyor. 1988-2009 aradan geçen 21 seneye rağmen sporun diğer dallarında ulaştığımız noktayı ve kültürel seviyemizi varın kantara siz koyun.