1974 öncesinde, Rumların mutlak hâkimi oldukları
Kıbrıs ta yaşamımı sürdürürken, Rum kişi ve bürokratlardan sıklıkla duyduğum
bir cümleydi bu (bekle be it). Çocukluğumuzda skilosgagi (küçük it) idik, Rum
çocuklar bize öyle hitap ederlerdi, büyüyünce de skilos a (it) terfi ettik hep
birlikte, gagi si kaldırıldı.
***
Bana kim olduğumu ve nerede yaşadığımı hatırlatan 2 buçuk
kelimelik bu cümleyi çok sık duyardım Rumlardan, özellikle de Rum
bürokratlardan. Daha doğrusu ister devlet dairesi olsun, ister Belediye veya da
şantiye, tümü böyle hitap ederlerdi Kıbrıslı Türklere. Randevu almış olsanız
bile, saatinde gitmenize rağmen önce bu hitabı duyar sonra da saatlerce
bekletilirdiniz. Herkes gelir, işi olur biter giderdi ama sizin işiniz yapılmaz
ve hep sona bırakılırdınız, çoğu zamanda ertesi güne veya da ertesi haftaya
veya da adı konmamış çok uzaktaki bir tarihe.
***
Skilos kelimesini ilk kez, ne tesadüftür, Makarios tan
duymuştum.
***
1960 lı yılların ilk başlarıydı ve İngiliz sömürge dönemi
de son aylarını yaşamaktaydı. Makarios, 1959 un Aralık ayında yoğun bir seçim
propagandası ve faaliyetinden sonra rakibi, solcuların lideri Yorgo Klerides i
ezip geçmiş, 1960 yılının Ağustos ayında ilan edilecek Kıbrıs Cumhuriyeti nin
ilk Cumhurbaşkanı seçilmişti. Sanki de Kıbrıslı Rumların kralıydı. Kıbrıslı
Rumlar kendisine tapıyorlardı ve ne derse, ne isterse anında yapıyorlardı. Her
gittiği yerde etrafında büyük bir kalabalık vardı Hem kendisine tezahüratta
bulunuyor, hem de sıraya girip elini öpüyorlardı.
***
Babam, nurlar içinde yatsın, Prof. Dr. Hakkı Atun, o yıl
Lefkoşa da, Veteriner Dairesi ile Lefkoşa Genel Hastanesi nin laboratuarında
yoğun bir araştırma yapmaktaydı. İnsanlara ve hayvanlara musallat olan bir
mikrobu teşhis etmeye ve sınıflamaya çalışıyordu. O dönemde Lefkoşa Genel
Hastanesi Kan Bankası Müdiresi rahmetli Melahat Hulusi (Melahat Hacıburgul)
hanımla da Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların kan grupları üzerinde ortak
bir çalışma da yapmaktaydı. Sonradan yayınladığı makalesinde Kıbrıslı Rumların
kan grubunun Kıbrıslı Türklerle ve Anadolu insanı ile aynı olduğu,
(Yunanistan da yaşayan) Yunanlıların ise çok farklı bir kan grubundan oldukları
bulgusunu ortaya koymuştu. Makale yayınlanınca bu sonucu gören Kıbrıslı Rumlar
çılgına dönmüştü.
***
Günümüzde Lefkoşa Surlar içinde Turizm Bakanlığı nın
bulunduğu binada eğitim veren Bayraktar Ortaokulu ndaki dersler bitince
bisikletime biner, ya dosdoğru Küçük Kaymaklı daki evimize giderdim ya da
nüfusunun çok büyük bir kısmını Rumların oluşturduğu bölgede yer alan babamın
yöneticisi olduğu laboratuara Babam mesleğinde çok iyi olduğundan ve
uluslararası tanınmışlığından dolayı, İngilizler kendisini adaya geri dönmesi
için binbir zorlukla ikna etmişler, laboratuarın da başına koymuşlardı. Babama
verdikleri maaşı, Kıbrıs ın o dönemdeki İngiliz Valisi Sir Hugh Foot a dahi
veriyorlar mıydı, emin değilim.
***
O gün dersten çıkınca, babası bir ayakkabıcı ustası olan
sınıf arkadaşım Aydın la birlikte amcasının yattığı Lefkoşa Genel Hastanesi ne
gitmeye karar verdik. O amcasına gidecekti, ben de babama. Bisikletlerimize
bindik, Selimiye Camisi nin yanından geçip, Arasta ya daldık. Önce Ermu
Caddesi ne girdik, oradan da sanırım bir Ermeni olan lokmacının yanından da
Ledra Sokağı na büktük. O dönem Ledra Sokağı nın adı Uzun Yol du. Uzun Yol u
boydan boya geçerek meydana gelince sağa döndük. O dönemin en meşhur oteli olan
Regina Otel, palmiyelerin yer aldığı sokağın üzerindeydi ve önünde de hep açık
saçık giyinen kadınlar dururdu. Tam karşı sağ çaprazında da, sonradan adada
yaşanan tüm felaketlerin kaynağı olacak olan polis merkezi yer almaktaydı.
(Devam edecek )