Dünya yaratıldığı andan itibaren insanoğlu aşkın ateşine
tutulmuş, sevgide var olmuştur. Sevgi ve aşk insanın olmazsa olmazıdır ki vecd
ile çarpan gönül beşeri aşktan ilahi aşka yol bulur. Yaratıcısına yar olur. Her
ne kadar bugün aşk ve sevgi olgusunu insanoğlu bir nebze basitleştirmek gibi
bir sathiliğe düşse de dün dünde kaldı cancağızım bugün yeni şeyler söylemek
lazım denilse de yine varacağımız yer aynısıdır.
Yolun başı da sonu da aynı yere çıkar: Sevgi ve aşka
Aşk ve sevgi özellikle de divan şairlerimizin çekim
merkezidir. Oldukça mütehassastırlar bu konuda. Mısraları inci gibidir. Bu
soyut olgunun ışıltısı yürekleri yerinden oynatır, heyecan verir ve benizlere
rayihanın bin bir çeşidini yayar.
Vedat Ali Tok Bercesteler Arasında ismini verdiği
kitabı bu yıl (206 sayfa) Furkan Basın yayından çıkmış. Kitabın adını görünce
akla hemen Koca Ragıp Paşa nın;
Eğer maksut eserse,mısra-i berceste kafidir.. Mısrası
geliyor.
Kitap, okurları divan edebiyatı ve Cumhuriyet ilk dönemi
şairlerinin mısralarında aşk ve sevgi yolculuğuna çıkarıyor.
Aşk ve sevgi denilince aşina olunan ve bu alanın
ustalarının bercestelerini tahlil etmiş. Bu eserde Fuzûlî, Şeyh Galip, Zâtî,
Bursevi Tabib Muhammed Bey, Taşlıcalı Yahya Bey, Hayâlî Bey, Bâki, Selimî,
Muhibbî (Kanuni Sultan Süleyman), Necati, Laedri, Şemseddîn Sivâsî, Erdem
Beyazıt, Seyrânî, Yahya Kemal Beyatlı, Sâbit, Faruk Nafiz Çamlıbel, Yûnus Emre,
Ziya Paşa, Necip Fazıl Kısakürek, Tevfik Fikret, Nâbî, Koca Râgıp Paşa, Âhî,
Kastamonulu Beyânî, Osman Hulûsi Efendi , Kâşifî, Mehmet Akif Ersoy, Ahmet Paşa,
Şeyhülislâm Ebussuud Efendi, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, Avnî (Fatih Sultan
Mehmet), Hayretî.
Eser Fuzuli nin;
Aşk imiş her ne var âlemde
İlim bir kıyl u kal imiş ancak
Dünyada her şey aşktan ibaretmiş/İlim ise sadece bir
dedikodu imiş, mısraı bercestesi ile başlamış ve en fazla da bu şairin
mısralarına yer verilmiş.
Şairlerin mısraı bercesteleri ve açıklamalarını
harmanlayarak kısa bir göz gezdirelim.
Yaratıldı yaratılalı göklerin dönüşünü aşk dalgasından
bil. Aşk olmasaydı dünya donar kalırdı.
Dünya sevgi üzerine kurulmuş ve sevgi ile dönmektedir.
Sevgisiz başlanan iş ya başlamadan yahut hayırsız biter ve sevgisiz atılan her
adım çıkmaz sokaklarda kaybolup gider.
Gönüldeki ateş, aşk ateşidir. Aşk basit ve sıradan bir
duygu değildir. Aşk, sevginin, tutkunun en şiddetli halidir. Günümüz aşkları;
kof, sathi, riya ve heva ile beslenen kaprislerle tatmin olunan derinliği ve
değeri olmayan yapmacık aşklardır. Yazarın da üzerinde durduğu gibi aşk;
Sevgilinin adını işittiği vakit kalbi durası gelen, yüzünü gördüğü vakit
kendiliğinden geçen Aşık, sevgilinin gelmeyeceğini bildiği halde geleceği
müjdesine bütün malını mülkünü bağışlayan, gerçekten geleceğini bilse canını
vermekten kaçınmayandır
Ne yazık ki bugün biz bu sevdamızı, aşkımızı unuttuk,
unutuyoruz
Divan şairlerinin mısralarında aşk ve sevgi kuru bir
sevgi ve aşktan ziyade genellikle ilahi aşka yönelişler vardır. Yazar da bu
hususa dikkat çekiyor; Divan edebiyatını bir aşk edebiyatı şeklinde tarif
etmek hiç de mübalağa sayılmaz. Çünkü bu edebiyat, şiir ağırlıklıdır ve şirin
de en başta gelen temalarından biri aşktır. Her Divan şairi gönlündeki aşkı
sözle, şiirle tarif etmeye, resimlemeye çalışmış; bunun neticesinde de büyük ve
renkli bir aşk edebiyatı doğmuştur. Bu nedenle de kitapta da ilahi aşkın halleri
yeterince yer buluyor. Hakiki müminler Allah kelamıyla mutmain olurlar. Bu
sebeple de sözün daima sevgi ve aşk üzerine yoğunlaşması insanın dünya
nimetleriyle birlikte ahiret hayatını da düşünülmesi demektir. Her an Allah
sevgisiyle, muhabbetiyle olmak yazarında ifade ettiği gibi iyilikleri ve
güzellikleri de beraberinde getirir.
Kâinata Allah sevgisiyle bakan şairler elbette
mısralarında tefekkür edecek ve tefekkür ettireceklerdir. Klasik Türk şiirinin
büyük şairleri içinde yer alan Hayâlî Bey in de bir gazelinde serdettiği gibi
tefekkür vardır;
Cihân-ârâ cihân içindedir arayı bilmezler.
O mâhiler ki deryâ içre deryâyı bilmezler
Düşünmeyen, tefekkür etmesini bilmeyen, içinde bulunduğu
güzelliklerin farkına varamayan insanlar balıklara benzetilir.
Kitapta yer alan Allah, aşk, sevgi, ölüm, ilim,
irfan her husus insana bir vaaz
hükmündedir. Sakın terk-i edepten bölümünde de olduğu gibi;
Sakın terk-i edepten, kûy-ü mahbub-u Hüdadır bu.
Nazargah-ı ilahidir, makam-ı Mustafa dır bu.
Sakın saygıyı elden bırakma, burası Allah ın Habibinin
mahallesidir. Burası Hakkın tecelli ettiği yer ve Hz. Peygamber in makamının
bulunduğu mekândır.
Bercesteler Arasında Türk edebiyatının güçlü
şairlerinin bir birinden güzel mısralarla süslenmiş bir seçkisi. Büyük emek
verilmiş, Kastamonulu Beyânî nin mısrası mucibince;
Latif olsa latife hoştur elbet
Velâkin hariç olmaya edepten
Latife güzel olunca, edep dairesinin dışında olmayınca
güzeldir, hoştur.
Bu kitapta edep dairesinde kaleme alınmış hoş bir
kitaptır. Münderecatında birbirinden hoş, değerli, ufuk açıcı ve tefekküre
iltica eyleyen mısraı bercesteler var. Bu mısralardan bir kaçını buraya
alıyoruz;
Bir Şûlesi var ki şem-ı cânın
Fânûsuna sığmaz
âsumânın
Şeyh Galip
Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal,
Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş.
Bâki
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet
cihanda bir nefes sıhhat gibi.
Kanuni Sultan Süleyman
Ölüm bize ne uzak, bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık
bize ne yapsın ölüm
Erdem Bayazıt.
Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl
Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl
Laedri
Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...
Hiç güzel olmasaydı, ölür müydü Peygamber
Necip Fazıl
Kısakürek
Ehl-i irfan arasında aradım kıldım taleb
Her hüner makbul
imiş illâ edeb illâ edeb
Laedri
Yarın Hakk ın divanına varınca
Süleyman dan
hakkın alır karınca
Şeyhülislâm Ebussuud Efendi
İmtisâl-i câhidû fillâh oluptur niyetim
Dîn-i İslâm ın
mücerred gayretidir gayretim.
Fatih Sultan Mehmet
Yazarda Aşk ile yaşarız biz diye, Aşk, zor bir yüktür.
Onun altında kalana Allah kolaylık versin demiş; Divan Edebiyatının en güzel
ve en tanınmış mısralarının yer aldığı bu güzel çalışmanın devamını da dileriz.
Bu tür çalışmalar içinde olanlara da Allah kolaylıklar versin diyoruz.
Sözü kapaktaki Seyrani nin mısrasıyla nihayete erdirelim;
Aşkın iğnesiyle dikilen dikiş
Kıyamete kadar sökülmez imiş.
Bercesteler Arasında, Kayseri 2012, e-posta;
bercestedergisi@gmail.com