ALLAH Teâlâ nın dünya semasına tecelli etmesinden
murat, O nun rahmet ve bereketinin, hayır ve nimetinin inmesi; sema kapılarının
açılması, duaların süratle kabul edilmesi, kullarına rahmet ve merhametle bakmasıdır.
Binaenaleyh, bu mübarek gecede yapılacak olan ibadet ve
taatta, kılınacak olan kaza veya nafile namazlarında birçok sevap vardır.
Bakınız Rabbimiz nida buyuruyor:
Günahlarının bağışlanmasını isteyen yok mudur Onu
bağışlayayım.
Biz varız, Ya Rabbi! diyelim. Günahlarımıza tövbe
istiğfar edelim.
Rızık isteyen yok mudur Onu rızıklandırayım.
Biz varız, Ya Rabbi! Bize helal bol rızk nasip eyle
diyelim.
Bir derde düşen yok mudur Ona afiyet vereyim, o dertten
kurtarayım.
Biz varız ya Rabbi! diyelim. Dertlerimizi,
hastalıklarımızı, sıkıntılarımızı, müşküllerimizi söyleyelim. Rabbimizden
halletmesini isteyelim.
c- ALLAH Teâlâ nın rahmeti bu gece taşar da taşar. Hz.
Aişe (R. Anha) validemiz bu geceyi bize şöyle anlatıyor: Günün birinde Hz.
Peygamber (S.A.V) Efendimiz yanıma girdi. Elbisesini çıkardı, aradan pek bir
zaman geçmeden tekrar giyindi. Bunun üzerine beni büyük bir kıskançlık sardı.
Kumalarımdan birinin yanına gidecek sandım ve çıkıp peşini takip ettim.
Medine nin kabristanı olan Bakîu l-gargad yani Cennetül Bakî de kendisine
eriştim. Mü minlere ve şehitlere istiğfar ve dua ediyordu. Kendi kendime:
Anam babam sana feda olsun Ya Resulûllah! Sen Rabbinin
rızası uğrunda, ben ise dünya peşindeyim diyerek döndüm. Soluk-soluğa odama
girdim. Ardımdan da Resulûllah (S.A.V.) bana ulaştı ve:
Ey Aişe! Bu soluk soluğa nefes neyin nesi diye sordu.
Ben:
Ya Resulûllah! Anam babam uğruna feda olsun! Yanıma
geldiniz, elbisenizi çıkardınız. Sonra fazla durmadan tekrar giyinip gittiniz.
Beni kıskançlık tuttu. Ortaklarımdan birinin yanına gideceğinizi zannettim.
Nihayet sizi Bakî kabristanında dua ve istiğfar yaparken gördüm, dedim. Resûl-i
Ekrem (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:
Ey Aişe! ALLAH ve Resulû sana haksızlık edecek diye mi
korkuyorsun Fakat bana Cebrail (A.S.) geldi ve şöyle dedi:
Bu gece Şaban ın yarısı, Berat gecesidir. Cenab-ı Hak bu
gecede Benî Kelb kabilesinin koyunlarının tüylerinin sayısı kadar kimseyi
Cehennem den âzâd eder. Fakat bu gece ALLAH; müşriklerin, kincilerin,
akrabaları ile münasebeti kesenlerin, hayat ve ihtişamlarına mağrur olanların,
ana ve babalarına isyan edenlerin, içki düşkünlerinin yüzlerine bakmaz. Sonra
Resûli Ekrem (S.A.V.) Efendimiz elbisesini çıkardı. Bana:
Ey Aişe! Bu gece ibadet etmeme müsaade eder misin buyurdu.
Nezakete bakın!... Cevapta da aynı zarafet-güzellik...
Evet, sana anam babam feda olsun Ya Resulûllah! dedim.
Sonra Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz namaza kalktı. Secdeye kapanıp uzun
müddet kaldı. Vefat etti diye endişelendim. Kalktım elimle yokladım. Elimi
ayağının iç kısmına koydum, kımıldadı. Ben de sevindim. Secdede şöyle dua ve
niyaz ettiğini işittim:
Euzü bi afvike min ikabik. Ve euzü birızake min sehatik.
Ve euzü bike minke Celle vechük. La uhsî senaen aleyk. Ente kema esneyte alâ
nefsik.
ALLAH ım! Azabından affına, gazabından rızana sığınıyor;
senden yine sana sığınıyorum. Zatın yücedir. Sana karşı senayı sayıp bitiremem.
Sen kendini nasıl sena ettinse öylecesin.
Sabah olunca, bunları Resul-i Ekrem (S.A.V.) Efendimize
söyledim. O da:
-Ey Aişe! Bunları öğrendin mi dedi.
Evet, Ya Rasulûllah! dedim. Resul-i Ekrem (S.A.V.)
Efendimiz:
Bunları hem öğren hem de başkalarına öğret. Zira bunları
bana Cebrail (A.S.) öğretti ve secdede bunları tekrar etmemi emretti, buyurdu.
1Beyhaki, Şuabul l-İman, 3/384, No:3837; İbn-i Mace;
İkame:191; Tirmizi, Savm: 39, A.b.Hanbel, 6/238; Müslim, Salat: 222