BERAT GECESİ?3

Abone Ol

ALLAH Teâlâ nın dünya semasına tecelli etmesinden

murat, O nun rahmet ve bereketinin, hayır ve nimetinin inmesi; sema kapılarının

açılması, duaların süratle kabul edilmesi, kullarına rahmet ve merhametle bakmasıdır.

Binaenaleyh, bu mübarek gecede yapılacak olan ibadet ve

taatta, kılınacak olan kaza veya nafile namazlarında birçok sevap vardır.

Bakınız Rabbimiz nida buyuruyor:

Günahlarının bağışlanmasını isteyen yok mudur Onu

bağışlayayım.

Biz varız, Ya Rabbi! diyelim. Günahlarımıza tövbe

istiğfar edelim.

Rızık isteyen yok mudur Onu rızıklandırayım.

Biz varız, Ya Rabbi! Bize helal bol rızk nasip eyle

diyelim.

Bir derde düşen yok mudur Ona afiyet vereyim, o dertten

kurtarayım.

Biz varız ya Rabbi! diyelim. Dertlerimizi,

hastalıklarımızı, sıkıntılarımızı, müşküllerimizi söyleyelim. Rabbimizden

halletmesini isteyelim.

c- ALLAH Teâlâ nın rahmeti bu gece taşar da taşar. Hz.

Aişe (R. Anha) validemiz bu geceyi bize şöyle anlatıyor: Günün birinde Hz.

Peygamber (S.A.V) Efendimiz yanıma girdi. Elbisesini çıkardı, aradan pek bir

zaman geçmeden tekrar giyindi. Bunun üzerine beni büyük bir kıskançlık sardı.

Kumalarımdan birinin yanına gidecek sandım ve çıkıp peşini takip ettim.

Medine nin kabristanı olan Bakîu l-gargad yani Cennetül Bakî de kendisine

eriştim. Mü minlere ve şehitlere istiğfar ve dua ediyordu. Kendi kendime:

Anam babam sana feda olsun Ya Resulûllah! Sen Rabbinin

rızası uğrunda, ben ise dünya peşindeyim diyerek döndüm. Soluk-soluğa odama

girdim. Ardımdan da Resulûllah (S.A.V.) bana ulaştı ve:

Ey Aişe! Bu soluk soluğa nefes neyin nesi diye sordu.

Ben:

Ya Resulûllah! Anam babam uğruna feda olsun! Yanıma

geldiniz, elbisenizi çıkardınız. Sonra fazla durmadan tekrar giyinip gittiniz.

Beni kıskançlık tuttu. Ortaklarımdan birinin yanına gideceğinizi zannettim.

Nihayet sizi Bakî kabristanında dua ve istiğfar yaparken gördüm, dedim. Resûl-i

Ekrem (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:

Ey Aişe! ALLAH ve Resulû sana haksızlık edecek diye mi

korkuyorsun Fakat bana Cebrail (A.S.) geldi ve şöyle dedi:

Bu gece Şaban ın yarısı, Berat gecesidir. Cenab-ı Hak bu

gecede Benî Kelb kabilesinin koyunlarının tüylerinin sayısı kadar kimseyi

Cehennem den âzâd eder. Fakat bu gece ALLAH; müşriklerin, kincilerin,

akrabaları ile münasebeti kesenlerin, hayat ve ihtişamlarına mağrur olanların,

ana ve babalarına isyan edenlerin, içki düşkünlerinin yüzlerine bakmaz. Sonra

Resûli Ekrem (S.A.V.) Efendimiz elbisesini çıkardı. Bana:

Ey Aişe! Bu gece ibadet etmeme müsaade eder misin buyurdu.

Nezakete bakın!... Cevapta da aynı zarafet-güzellik...       

Evet, sana anam babam feda olsun Ya Resulûllah! dedim.

Sonra Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz namaza kalktı. Secdeye kapanıp uzun

müddet kaldı. Vefat etti diye endişelendim. Kalktım elimle yokladım. Elimi

ayağının iç kısmına koydum, kımıldadı. Ben de sevindim. Secdede şöyle dua ve

niyaz ettiğini işittim:

Euzü bi afvike min ikabik. Ve euzü birızake min sehatik.

Ve euzü bike minke Celle vechük. La uhsî senaen aleyk. Ente kema esneyte alâ

nefsik.

ALLAH ım! Azabından affına, gazabından rızana sığınıyor;

senden yine sana sığınıyorum. Zatın yücedir. Sana karşı senayı sayıp bitiremem.

Sen kendini nasıl sena ettinse öylecesin.

Sabah olunca, bunları Resul-i Ekrem (S.A.V.) Efendimize

söyledim. O da:

-Ey Aişe! Bunları öğrendin mi dedi.

Evet, Ya Rasulûllah! dedim. Resul-i Ekrem (S.A.V.)

Efendimiz:

Bunları hem öğren hem de başkalarına öğret. Zira bunları

bana Cebrail (A.S.) öğretti ve secdede bunları tekrar etmemi emretti, buyurdu.

1Beyhaki, Şuabul l-İman, 3/384, No:3837; İbn-i Mace;

İkame:191; Tirmizi, Savm: 39, A.b.Hanbel, 6/238; Müslim, Salat: 222