Benlik Putumuzun Gölgesiyle Hayatı Karartmayalım

Abone Ol

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır

Ekmek bandırarak yiyenler, kaşıkla yiyene, kaşıkla

yiyenler de ekmek bandırarak yiyene karışmasınlar.

Pekmezle yoğurdu karıştıranla sade yiyen birbirlerini ayıplamasın.

Tertemiz elleriyle yiyene çatalla yiyenler karışmasın,

çatalla yiyene de elle yiyenler karışmasın.

Büyüklerin yanında bacağı bacağın üstüne atarak oturanla

oturmayanlar birbirini ayıplamasınlar.

Bu türden saygı anlayışını belirleyen örftür.

Örfler de beldelere göre, bölgelere göre değişir.

Hacca giden Türkler, Arapların Kur an-ı Kerimi okuduktan

sonra kapatıp başının altına koyup uyuduklarını ilk gördüklerinde o adamın

çarpılacağını zannederler ama çarpılmadığını görünce hocaya sorarlar.

Türklerde Kur an-ı Kerimi göbekten aşağıya indirmemek ona

bir saygı ifadesidir. Ona gördüğü ters gelmektedir.

Biz, yine göbekten aşağıya indirmeyelim ama başkasını da

bizim gibi davranmadığı için ayıplamayalım.

Sütü tuzlu, ayranı tuzsuz içenle, tam aksini yapanlar

lezzet tartışmasına girmesinler.

Herkesin ağzı kendine aittir.

Neden tad alıyorsa öyle yesin.

Benim düşüncem bana aittir, eşimin, çocuklarımın

düşünceleri kendilerine aittir.

Aynı yere bakıp ayrı şeyler görmemiz gibi bir şey bu.

Biz, Yaratanımızın ve onun elçisinin yasaklarına uymakla

görevliyiz.

Çevremizde en yakınlarımızdan en uzağımızda olanlara

kadar gücümüz oranında Rabbin yanlış, haram dediklerini duyurmakla ve

engellemekle görevliyiz.

Şahsımıza ait yasaklar yalnız kendimizi bağlar.

Yedi milyar insanın parmak çizgilerinin ayrılığı gibi her

şeyde biz, birbirimizden ayrıyız.

Hiç bir insanın görüşü, duyuşu, tutuşu, anlayışı diğer

insanları bağlamaz.

Birbirimizden bağımsız yaratılmışız.

Hepimizin bağlı olması gereken, hepimizi yaratanın

kelamıdır.

Rabbimiz buyurur:

21- Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan

Rabbinize ibadet edin ki, takva sa-hibi olasınız.

22- O sizin için yeryüzünü döşek, gökyüzünü bina (tavan)

yaptı. Gökten yağmur indi-rerek o su ile size rızk olarak meyveler çıkardı. O

halde bile bile Allah a ortaklar koşmayın  (Bakara süresi ayet 21-22)

İşte bu emir, herkesi bağlar.

Benim güzel, iyi, hayırlı, doğru gördüğü şeyler yalnız

beni bağlar.

Belki başkalarına tavsiye edebilirim ama zorlayamam.

Ama Allah ın ve onun Rasülünün emir ve yasakları, iyi,

kötü, hak, batıl, hayır, şer, helal, haram diye bildirdikleri bütün insanlığı

bağlar.

Hiç bir insan, bir diğerine kayıtsız şartsız bağlanmak

zorunda değildir ama yaratan, yaşatan ve yöneten Rabbine kayıtsız şartsız

bağlanmak zorundadır.

Bulunduğunu yerde insanların yürüyüşüne dikkat ediniz.

Herkes iki ayak üzerinde yürür ama hiç birinin yürüyüşü

diğerine benzemez.

Şimdi despotun biri çıksa ve herkes benim gibi

yürüyecek dese ne olur

Kendini yormaktan ve halkına zulmetmekten başka hiç bir

işe yaramaz.

Düşünce ve davranışlarda da bu böyledir.

Yedi milyarın her biri yalnız yaratanının dediklerini

elçisinin uyguladığı gibi yapmak zorundadır.

Bu inancımızı biz, her

gün beş vakit namazımızda Fatiha süresini okurken İyyake na büdü/Ancak sana kulluk

yaparız diyerek gönülden dile getiririz.