İnsanın içini kemiren birtakım alışkanlıklar vardır, Bu
alışkanlık kalıtımlaşır ve vazgeçilmezlerimiz olur. Diyelim ki küçük bir
kasabada oturuyorsunuz. Ve bu kasabada bazı kimseler vardır müzmin, kafası
biraz çatlak. Allah’ın her günü olmasa da sıklıkla gelir sizi bulurlar.
Avuçlarını uzatarak az buçuk demir para isterler. Siz de bu insanların ahvaline
bakıp acıma duygusu içinde pamuk elinizi cebe atarsınız. Madeni parayı alan bu
yarım akıllıların neredeyse müdavimi olursunuz ki artık bu tip insanlardan
kurtulmanız çok güçtür.
Yani yaptığınız küçük bir yardım sizin göreviniz olur.
Bir de sağlam kafalıların yaptıkları alışkanlıklar vardır.
Kendilerinden başka hiçbir kimseyi, hiçbir şeyi düşünmezler.
Hep kendilerine yontarlar.
Varsa da yoksa da kendileri.
Bu tipler çok sıkıdırlar.
Bencillik denen, insanın beynini kemiren bu alışkanlık,
insanların birçok yönden gelişimini olumsuz etkiler.
Bencilik illeti bu tip insanları besler!
Kendini çok fazla düşünenlerin başkalarını düşünmeleri ve
başkalarının iyi ve güzel yönlerine değer vermeleri de beklenemez.
Fakat esas mesele bir insanın itiyat haline gelen bu
tavırların toplumsal alana da sirayet etmesi çok feci bir durumdur.
Bu bencillik denen illeti siyasetçilerde tadar, dini
konularda ahkâm kesenle karşılaşır futbolizmin fanatiğinde de görürsünüz.
Bir kısım insanların müzmin bir hastalığıdır bu durdum.
Bencillik köreltir; yerinde yapılan feragat ve fedakârlık
ise insanı yüceltir.
Bencillik karşısında paylaşımın menbağı cömertlik vardır.
Cömert insanların dünyaları da çok geniştir. Rahat hareket
ederler. Anlayışlıdırlar. Almakla değil vermekle, dağıtmakladır işleri. Bu tip
insanların çoğu olmasa da bir kısmı bilerek veya bilmeyerek bir iyilik yapmak
için çaba harcarlar.
Düşünce ve tutumlarında cömert olanlar rahattırlar.
Sıkıntılı hallerde dahi sabretmeyi bilirler ve işlerin üstesinden gelirler.
Böylesi durumlarda iki ayak bir pabuca sığmaz, demem o ki acele etmeden sakin
bir hal içindedirler.
Bencillik ve cömertlik bir insanda yer etmez. Birinden biri
geldiğinde diğeri tahtını bırakıp gider. Fakat bencillik öyle bir duygudur ki
tahtın rehavetine kapılır. Hayat olduğundan fazla cezp edici gelir öyle ki
adeta bütün duyularını bu bitmek tükenmek hırs bürür.
Bencilliğin insana bazen arada bir uğradığı da olur. Kötü
davranışlar olmamak üzere bazı huyların geçici olarak insanda kısa bir
süreliğine kendine yer bulması pek fazla tehlikeli veya zararlı
olmayabilir. Esas sorun; insanın kendine
ve çevresine zarar verebilecek, ilişkileri olumsuz hale getirebilecek tavır ve
davranışları sıradan görmesidir. Bir seferde bir şey olmaz mantığı bir şeylerin
çoğalmasına kapı aralayabilir.
Kötü veya zararlı düşünceleri mubah görmek insanın
düşüncesini işgal ettikçe o insandan fazla bir şey beklemeyiniz.
İnsan insanın aynasıdır.
Aynanın görüntüsü önemli ama o aynada kendini görmek
isteyenlerin ahvaline bakmalı. Kendisi olmayanlar veya başkası gibi olmak
isteyenler bu pozlarını ne kadar devam ettirebileceklerdir.
Taklit hastalığı pek de iyi bir matak değildir. İnsan, her
halükarda kendisi olmalıdır. Başkalarını iyi, güzel yönlerine alabilirler.
Bencillikte cömert olanlar… Cömertlik duygularını
bencillikle koruyorlar. İnsanlar arasına aşılmaz duvarlar koyuyorlar.
Kurtarıcılardan kurtulmak ne kadar zorsa bu tip insanların değişmesi de o kadar
zordur.
İnsanlar ne çekiyorsa blokeleştirilmiş betonarmelerden
çekiyor.