BEŞ yaşındaki bir çocuk arkadaşları ile oynarken aniden düşer ve ayağını ovuşturarak ağlamaya başlar. Çocuk olduğu yerde kalır, kalkmak istemez, arkadaşlarının yanına gelip kendisine yardımcı olmalarını bekler. Onu yerde uzanmış vaziyette gören arkadaşları hemen yanına gelir ve düştüğü yerden kaldırmaya çalışırlar. Arkadaşlardan biri, elinden tutar, yanındaki elindeki suyu uzatır, diğeri yarım kalan çikolatasını verir, bir diğeri ise çocuğun üzerindeki tozları silkeler ve onun kalkmasına yardımcı olur. Bu durum çocuğu çok mutlu etmiş olmalı ki yüzünde tatlı bir ifade oluşur ve hiçbir şey olmamış gibi kalkar ve oyuna devam eder. Arkadaşların desteği çocuğa moral vermiştir, o yüzden kendini daha güçlü hissetmektedir.
Kadın iki yıl önce kaybetmiştir eşini. Doğup büyüdüğü ortamında etkisi ile dışarıya pek açmaz kendini. İki çocuğu ile evinden çıkmamaya özen gösterir. Ne de olsa dul bir kadındır, el alem ne der sonra… Fakat gün geçtikçe acısı daha da artar ve artık günler yıllar kadar uzun gelmeye başlar. Sabahları yorgun kalkmaktadır. Başındaki ağrıdan kurtulabilmek aldığı ağrı kesiciler artık etkili olmamaya başlamıştır. Vücudunda hiç beklenmedik ağrılar ortaya çıkar, kendini yorgun ve bitkin hissetmektedir. Evinin işleri, çocukların bakımı gözünde dağ gibi büyümektedir
Eşinin ölümünden sonra hayata küsen kadının, bu durumu komşulardan birinin dikkatini çeker. Bir akşam vakti kapısını çalar, hal hatır sorar ve kendisi için neler yapabileceğini sorar. Kadın önce tedirgin olur fakat sonra komşu hanımın güvenebileceği bir kimse olduğuna kanaat getirir ve ona içini açar. Çocukluktan başlar öyküsünü anlatmaya. Yoksulluk içinde geçen çocukluğunu, babadan yediği dayakları, on üç yaşında teyzenin oğlu ile gerçekleşen evliliğini, aile içinde yaşadığı sorunları, eşin vefatı ile birlikte kaybettiği neşesini anlatmaya başlar. Kadın anlattıkça üzerinden bir şeylerin akıp gittiğini hisseder. Sanki sırtında taş parçaları ile istiflenmiş bir çuval taşımakta ve ağzından çıkan her ifade ile bu taşlardan biri yere düşmektedir. Kadın kendini tanıyamaz olur. Komşu kadın, onu sabırla dinlemekte ve elini omuzlarına atarak güven vermektedir. Akşamüzeri gitmek için kapıya yöneldiğinde kadın buruk bir ifade ile bakar ve “keşke biraz daha kalsaydın” der.
İçimizi açacak ve yükümüzü hafifletecek dostlara ihtiyaç duyarız. Fakat dost diyebileceğimiz insanların parmakla sayılacak kadar az olduğuna inandığımız için kendimizi kapatırız.
“Bir mum diğerini tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez” (Mevlana)