Ben sana akıllı insanları toplayamazsın demedim...Sen akıllı olamazsın, dedim!

Abone Ol

CHP’nin Bölükbaşı’sı vardı

AKP’nin “Akil bölüğü” var

“Akil insanlar heyeti”

AKP hükümetinin bu ülkenin insanlarıyla konuşsunlar diyerek  derleyip devşirdiği akıllılar topluluğunun adı böyle.

Neden akıllı insanlar değil de akil insanlar

Dink cinayeti suçuyla yargılanan gençlerin mahkeme salonlarına gidip gelirken seslendirdikleri “Şu akıllı olsun, bu akıllı olsun!” tehditlerinin iticiliğini çağrıştıracağından mı korktular da “Akıllı insanlar” demediler

Gerçi diğer icraatları gibi bu icraatları da orjinal değil AKP’lilerin. Siyasi tarihimizde daha önceleri çok gündeme gelmiştir akıl üstüne konuşmalar, faaliyetler...

Biz bir Bölükbaşı’lı olanını yazalım.

Bölükbaşı’nın CHP gölgesinde, korumasında Menderes hükümetine muhalefet ettiği, laf attığı, sataştığı yıllar... Yine birgün CHP alkışları eşliğinde sayıp dökerken eteğindeki taşları, DP sıralarından, “Bölükbaşı akıllı ol! Aklını başına topla” gibi ikaz cümleleri gönderilir kürsüye.

Lakin bu noktada CHP’liler girer devreye ve gülerek sürdürüler anlatmalarını.

“Bölükbaşı’da demişki: Ben aklımın zekatını versem, hepiniz geçinirsiniz.”

O gün, orada, o anda “Olmayan bir şeyin zekatı da olmaz Bölükbaşı. Endişen olmasın” veya “CHP şakşakı altında yaşamayı akıllılık mı sanıyorsun” gibi cevaplar kayda geçse de, CHP’li ağızlarca sansürlendiğinden ve DP’nin de medyası olmadığından, gariban DP seçmenlerine/taraftarına/sempatizanına boynu bükük sessizlikten başka ne düşer

Bölükbaşı misalimizden anlaşılacağı üzere “Akıllı insan” pazarlamasını bugün AKP hükümeti CHP’nin elinden almış bulunuyor; AKP başarısı meraklılarına duyurmamızda bir mahsur olmasa gerek.

Kim ne kadar akıllı Akil denilerek çok çok akıllı oldukları vurgulananlar hangi ölçülere tabi tutuldular Santim ölçüsü Türkişi kalıyor. İngiliz ölçüsü “ayak” mı kullanıldı. Bizim buzdolaplarımız 8,5 ayaktı. Bunlar ne ayak

28 Şubat’ta ayarcı

AKP’de akıllı

“Ben hayatımda hiç tam başörtüsü takmadım” diyerek 28 Şubatçıların kapısını aşındıran kadın sinemacı kimin ayak ölçüsüne uydu ya da kimin ayak oyunuyla geldi

Bir tek onunla anlatalım, nasıl bir akıllarla karşı karşıya olduğumuzu.

Dolmabahçe Camii’nin yan tarafında bir fotoroman çekiliyor. Beşiktaş’tan, Kabataş’a doğru yürürken görmüşüz ve seyre dalmışız. (Mustafa Özdamar ve ben)

Bir adam elindeki bir aletle güneşe bakıyor, sonra duruşlarını ve bakışlarını dondurduğu artistlerin görüntülerini kayda alıyor, sabitleştirdiği fotoğraf makinesinin başındaki adama “tamam” diyerek...

Adı Gani Turanlı imiş, güneşi ölçen adamın. Mercek sisteminin karşısındaki kara çarşaflı kadını ise kim tanımaz

Türkan Şoray. Çarşafın yakışması ve çarşafın içindeki kadının rahatlığı ise o olaya bakan bizim sohbet konumuzdur.

Derken çalışma bitti. Türkan Şoray kalktı, çarşafını düzeltti, biraz önce oraya gelen Cihan Ünal’ın yanına düştü ve yürüdüler Dolmabahçe Stadı’nın oradaki arabalarına doğru. Yakında evlenecekler, sözlerini ilk kez duyarken kulaklarımız, biz çarşafı, Çarşamba’nın hanımefendileri rahatlığında giyen Türkan Şoray’a bakıyorduk. O yıllar, ihtilalli yıllardı.

Başka ihtilaller daha oldu ülkemizde ondan sonra. Adına 28 Şubat dedikleri. İşte o günlerde idi, AKP’nin bugün “Çok akıllı” saydığı ve heyetine dahil ettiği ve Başbakanın yan yana durarak pozlar verdiği öteki sinemacı kadın.

Başörtüsüne uzanan eller... İkna odaları... Okul kapıları kapalı...

Akil sinemacı kadın kendini gazetecilerin gündemine almış, konuşuyor:”Gittim, onlara dedimki: Ben hiç bir zaman başörtüsünü tam bağlamamışım. Tekrar tekrar izledim çevirdiğim fimleri... Hepsinde eğreti ve yarım duruyor başımdaki örtü”

Kendini koruma yahut kızını ve kız torunlarını koruma güdüsüde diyebilir siniz. Filmlerinde başörtüsünü gereği gibi takmış bir artistin kızı yahut torunu bunlar, denmesini, öyle gösterilmelerini istememiş olabilir.

Fakat konuştuğu ihtilalciler, yasakçılar nasıl anladı Önemli olan bu

Bu başörtülülere ne yaparsanız yapın, onlar hak ediyorlar, siz de haklı oluyorsunuz, dendiğini anladıklarına çok şahit var ihtilalcilerin.

28 Şubat korku günleri idi. O çok daha fazla korkmuştu, mu diyorsunuz İyi ama bu, bugün çok fazla akıllı olmasını mı gerekli kılıyor

O 28 Şubat günlerinde başka hesapları olduğundan mı, böyle olayları hiç hatırlamıyor AKP’liler Ya da hâlâ bir umut, bir beklenti içinde olanlara, o kadın artist üstünden mesaj mı gönderiyorlar

Hatırını saydım da Sağlık olsun ...

“Sigarayı çok özledim. Ama doktorlar izin vermiyor. Ne dersiniz yeniden başlayayım mı ”

Bu soru ünlü bir sorudur. Ünlü bir kişinin ağzından sorulmuştur. Gerçi dinleyenler, yani cevap istenenler de kendi çaplarında yahut gazete sayfalarında ünlüdürler.

Soru sahibi ünlü kişi İsmet İnönü’dür.

Dinleyiciler, yani cevap istenenler, gazetecilerdir.Gazetecilerin ünü ise kayıtsız şartsız İnönü’cü olmalarından gelmektedir. O gün aralarına karışmış az ünlü gazeteci cevaplamıştır ünlü soruyu. Ne mi demiştir, duyurulmayan o cevabında Şunları demiştir:

“Başlayın Paşam başlayın. Yeniden Başbakan olmak için Başbakan astırıyorsunuz da, sigaraya yeniden başlamak için mi tereddüt ediyorsunuz ”

Bu hafta sigara üstüne yazmak istediğimiz için bu ünlü anekdotla başladık yazımıza.

İsmet İnönü’nün o ünlü başbakanlığından birkaç yıl sonra Ankara’da toplanan “Ortadoğu Milletlerarası Kanser Kongresi”nde doktorların sunduğu bir bildiride “Sigarayı derin derin ciğerlerine çeken kanser olmaz” yazıldığını da bilin istedik.

Konu sigara olunca İsmet Paşa’yı yazıp Demirel’i yazmamak olmazdı. Buyrun onu da yazalım.Sigara konusunda Demirel’de İsmet Paşa gibi doktor kurbanıdır. Ünlü kameramanımızın tespiti o resim bunun ispatıdır.

(Devamı var)

Deniz Treni

Bursa-İstanbul arasında deniz uçağı seferleri başlamış. Müteşebbis Bursa Belediyesi, Deniz Uçağı hizmetlerimizle övünüyoruz. Demiş.

İkaz etmek bize düştü!

Bu ülkede bir zamanlar deniz treni seferleri vardı. Şimdi yerinde yeller esiyor. Kameramanımızın o günlerdeki tesbitini tekrar yayınlıyoruz. Yani hesaplı olmak lazım ey Bursa Belediyesi...

Bizi böyle çiziyorlardı - 39

İrticayı resmettiklerinin vesikasıdır bu. Bu ülkenin bize benzemek, bizim gibi olmak istemeyen insanlarıdır, demiyorlar. Üstelik bürokratları, yöneticileri suçlayarak kışkırtıyorlar; bir an önce imha harekatına başlamaları için... Siz bunların demokrasi istediklerine hâlâ inanıyor musunuz

Peki, siz onları nerede bulur sunuz

Kartel medyası trumplarında, belki de Silivri önlerinde.

Yavrum Mesut ve The Şapgalı Baba

Son gelişler ola...

- Duydun mu The Şapgalı Baba duydun mu. Taburcu olmuşsun yahu.

- Ya ne olacaktım Yavrum Mesut

Binaenalehy doktorların gücü taburcu olmama yetiyordu.

- Yetin The Şapgalı Baba yetin. Alaycı olacağın, Tümenci olacağın günlerde gelecek yahu.

- Gelsin Yavrum Mesut gelsin. Binaenaleyh icabederse nizamiyede beklerim. Birşeyler olmaya fevkalade ihtiyacım var.

- Peki ben ne olacağım yahu

- Sen akıllı ol Yavrum Mesut. Binaenaleyh memleketin akıllı adamlara fevkalade ihtiyacı var.

- Ben akıllı olursam, akıllı olduğum nasıl anlaşılacak The Şapgalı Baba yahu.

- Anlaşılır Yavrum Mesut anlaşılır.Binaenaleyh sen akıllı oldun da bilmediler mi Seni Viyana’da dahi fark edilebilirler Yavrum Mesut.

- Ben öyle olmadan akıllı olmak istiyorum.

- İstemek başarmanın yarısıdır Yavrum Mesut. Binaenaleyh sık dişini başarırsın. Ben ancak kendimi taburcu yapabildim.

- Sen Tümenci olunca beni dümene mi getireceksin The Şapgalı Baba yahu.

- Dümen işlerini ayarlarız Yavrum Mesut. Binaenaleyh kim hangi sokakta dümen çeviriyor, bilmezsem namerdim.

- Beni Viyana’da çevirmişlerdi The Şapgalı Baba. Evire çevire çevirmişlerdi yahu.

- Boyun posun çevrilsin Yavrum Mesut. Binaenaleyh taburcu olduğuma pişman etme. Viyana’dan gelmişten fevkalade beter ederim. Kıllandırma beni Yavrum Mesut. Akıllı ol, akıllı.

- Anladım The Şapgalı Baba. Önce a kıllı olacağım, sonra b kıllı olacağım, sonra c kıllı olacağım... Sonra sonra ne olacağım yahu

Talancı

Sanki babadan geçmiş kalıtımla bu maya;

Dili yasama, eli yürütme, gözü yargı.

Buyruk çiğnenirse başlıyor bağırmaya;

Dili yasama, eli yürütme, gözü yargı...

Sofrası çeşit çeşit, viskisi şişe şişe;

Ense göbek yağlıdır, katlanmış şişe şişe,

Çıkarına dokunma ha, şişe dizer şişe;

Dili yasama, eli yürütme, gözü yargı...

Kıblesi şehvet, dini döviz, mezhebi dolar;

kaşını gözünü bir oynatsa kasa dolar,

Kutsallarla şut çeker, dini parmağa dolar;

Dili yasama, eli yürütme, gözü yargı...

Hep onundur, nereyi idarıyla boyasa,

Tüm leşler onun kendi koymuş böyle bir yasa,

Tek parmağı incinse medya boğulur yasa;

Dili yasama, eli yürütme, gözü yargı...

Ekrem Şama