Ben Odaklı İnsan (2)

Abone Ol

Anne baba çocuk daha doğmadan, onun odasını, hangi oyuncaklarla oynayacağını hangi okullara gideceğini belirliyor ve ona iyi bir hayat sunmak istiyorlar. Çocuk maddi olarak her imkâna sahip olan bir ailede dünyaya geliyor.

Çocuk büyüdükçe sorunlar da büyüyor. Anne baba çocuğun mutlu bir hayat sürebilmesi için gerekli olabilecek bütün sınırların ortadan kalkması gerektiğini inanıyor. Ona sen özgürsün, senin hiçbir isteğin geri çevrilmeyecek diyorlar. Çocuk evin reisi oluyor ve anne babanın yerine geçiyor. Anne baba tasvip edemeyecekleri bir şeyle karşılaştıklarında dahi engel koymuyor ve aman çocuğun özgüveni zayıflamasın deyip çekiliyorlar. Çocukta aşırı özsaygı duygusu iddiacılık ve sürekli üstün olma isteği gelişiyor. Çocuk dünyanın kendi etrafında döndüğünü düşünmeye başlıyor ve bir isteği olmadığında kendini yerden yere vuruyor. Çünkü artık o evin reisi, taleplerinin önündeki bütün engeller kaldırılmalı ve bir dediği iki edilmemeli…

Evde her istediği şey yapılan çocuk, dışarıya çıktığında tıpkı kendisi gibi yaşayan ve düşünen çocuklarla tanışıyor. Fakat arkadaşları ile uyum sağlayamıyor. Üstün olma, empati yapamama, beğenilme isteğini ön plan tutan çocuk akranları ile sürekli rekabet ediyor. Çocuk evdeki ortamı dışarıda da bulmak istiyor fakat bu mümkün değil.

Yapılan araştırmalar, narsist bireylerin geçmiş yıllara oranla daha fazla arttığını gösteriyor. Aile içinde biz duygusu gelişmeyen çocuklar ben odaklı bir hayat algısı geliştiriyorlar. Bu çocuklar kendilerini değerli hissedip sürekli şekilde bu yönlerini beslerken, başkalarını değersiz ve yetersiz görüyorlar.

Özgüvenli çocuklar yetiştirme niyetiyle yola çıkan anne babalar ne yazık ki, ben odaklı bir neslin ortaya çıkmasına neden oluyorlar. Çocuğun olumlu davranışlarını övmek ve ona söz hakkı vermek eğitimin bir parçasıdır. Fakat bunun nasıl ve ne şekilde olacağı ana hatlarıyla çizilmiştir. Yani çocuğun doğuştan getirdiği özelliklerini değil kendi çabası ile elde ettiklerini takdir edip ona nerede ve hangi konularda söz hakkı vereceğimizi bilmek zorundayız. Hayatta her şey bir denge üzerine kurulmuştur, çocuklarımızla ilişkilerimizde bu dengeyi korumaktan başka seçeneğimiz yok.

Anne babanın yanlış tutum ve tavırları kadar, sosyal paylaşım siteleri ve medya da çocuklarda narsizmin gelişmesine neden olabiliyor.

Sosyal paylaşım sitelerinde istediği fotoğrafları koyan ve kendini istediği gibi tanıtan çocuklar sanal dünyada istedikleri ilgi alanını oluşturarak egolarını besliyorlar.  Çocuk bir süre sonra yaşamı için gerekli olan tek şeyin maddi üstünlük olabileceğine inanıyor ve sürekli şekilde kendisini ambalajlamaya çalışıyor.

Erdem ve fazilet sahibi çocuklar yetiştirmek isteyen anne babalar aile içi ilişkilerinde Batı kaynaklı eserleri değil İslami değerleri referans almalıdırlar.

 Bunun yanında çocuğun sosyal ilişkilere yeterince önem vermeli ve çocuğa kendine hayran olmak yerine olumlu ve olumsuz yanlarını kabul etmeyi ve insanların haklarına saygı göstermeyi benimsetmelidirler.