"Ben değil köpeğim ırkçı..."

Abone Ol

Şu bir tespittir: Irk kavramı günümüzde daha çok tahrif edilmiş anlamlarıyla kullanılmaktadır.

Üstelik bu saptırılmış anlamların yaygınlığı sadece genelgeçer meclislerle sınırlı kalmamış, büyük yazarların kalemlerine, kanaatlere yordam veren önderlerin dillerine dahi yapışmıştır.

  Irk karşısında güvenilir lügatlerin de eksikli olduklarını fark edince, başınızı iki eliniz arasına almaktan başka çareniz kalmaz. İşte bir hamlede ulaşıverdiğimiz sözlüklerin ırk a verdikleri karşılıklardan bir derleme size: Eski TDK sözlüğü: "1. Kalıtımsal olarak belli, ortak fiziksel ve fizyolojik özelliklere sahip insanlar topluluğu, 2. Bir canlı türünde aynı karakteri taşıyan canlıların oluşturduğu alt bölüm, 3. Soy".  D. Mehmet Doğan Sözlüğü: "1. Aralarında kan bağı bulunan insan topluluğu, bir soydan gelen insan topluluğu; soy, neseb, sülâle, kök. 2. Cilt rengine göre ayrılan insan topluluğu, 3. Damar, 4. Bazı canlı türlerinde karakter birliği olan fertlerin teşkil ettiği alt bölüm, şube."

Meseleyi koca koca kitapların çözemediğini de böylece söylemiş olduk ya, tamam, bizim şuracıktaki bütün hamlemiz birilerinin nazarında kafa karıştırmaktan öteye bir değer kazanmayacak. Olsun varsın deyip öncü şair Mehmed Âkif Ersoy un sözkonusu kavrama nasıl da sahici bir yaklaşım ile vurgu yaptığını görelim:

"Kahraman ırkıma bir gül "

Âkif burada eşref-i mahlukât olan insan a işaret etmektedir. Eşref-i mahlûkat dediğimize göre, doğrudan doğruya İslâm ve onun insan algısı gündeminize gelmelidir. Materyalistlerin maymun cuk dalaverelerine yahut kan davası güden şovenlerin ulus çu yaklaşımlarına karşı Vahy in bakışı

İnsana ve kâinattaki bütün unsurlara kastedebilecek sahte yaklaşımlara karşılık, bütün alemleri kuşatan, kucaklayan tevhîdî yaklaşımdır bu

Şimdi, beşerî ırkçıların, bölücü zalimlerin tarih boyu yapa geldikleri zulümleri, binleri bulan gaddarlık örneklerini buraya kaydetmenin sırası değil. Fakat, bize acı bir tebessüm yaşatacak olan aşağıdaki satırları ilginç bir misal olarak sunmaktan da çekinmeyeceğiz:

 "Belçika da bir işadamı, şirketine iş başvurusunda bulunan Nijeryalı bir işsize Köpeğim ırkçıdır ve beyaz ırk dışındaki insanları ısırır diyerek kendisini işe alamayacağını söyledi. De Standaard gazetesine konuşan Nijeryalı, işyerine vardığında kendisini havlayan bir köpeğin karşıladığını, içeri alınmadığını ve renginden dolayı iş verilmediğini belirtti. Aynı gazeteye konuşan Belçikalı işadamı ise kendini savunarak Ben değil köpeğim ırkçı dedi. 32 yıldır Belçika da yaşadığını söyleyen Nijeryalı adam, bu durumun daha önce de başına geldiğini ama önceki işverenlerin daha kibar davrandıklarını söyledi." (10 Haziran 2007/Çeşitli haber kaynakları.)

Tebessümün acı laştığı yer şurada: Belçikalı beyaz adam zalimliğin ve ırkçılığın öyle bir noktasına gelmiştir ki, o nokta, kapısının önündeki köpeğiyle aynı seviyededir. O nokta insanlık fıtratından sıyrılıp köpeklik fıtratına tenzil olmadır

Benzeri oluşum ve düşüşlerin karikatürünü bizi kuşatan yakın ortamlarda da sık sık görmemiz mümkündür. Bıraksanız dünyayı başınıza yıkacak olan bu ortamların sahipleri, kimi zaman ulusalcılık rozetleriyle, kimi zaman ise hırıltılı kurt ulumalarıyla sizi boğabilirler. Özellikle dikkat edin, karanlık gece vakitlerinde aydınlık ezanları bastırmak için kendisini parçalayan o sesi duymaktasınızdır; müezzin sesine karşı uluyan bu çirkin ses, o köpeklerden gelmektedir