Belirsizliğe karşı

Abone Ol

Bir insan kendini tanıtma ve hatırlatma ihtiyacını belli ve uygun durumlarda duyar. Bunlar, ya ilk karşılaşmada ya karşıdakine hatırlatma gereği doğduğunda olabileceği gibi, bazan da karşıdakinin, mesela görgü kuralı kabilinden en basitinden kurala riayetsizlik göstermesi benzeri durumlarda olur.

Durduk yere, nedensiz, münasebetsiz, yakışıksız bir tarzda, bir kimse kendinden sözetmeye başlar, bilgisini teşhir etmeye yönelir, yeteneğini övmeye, mesleğini ve mesleki başarısını allayıp-pullamaya yeltenirse, ilgisizlikle karşılanacağı kadar yerine göre uyarılmak ya da azarlanmak durumuyla da yüzyüze gelebilir.

Aşırıya kaçacak şekilde kendinden bahsetmek nasıl olağan görülemezse, mesleğinden, ilişkilerinden uluorta konuşmak da usanç verir, hatta tepkiye, saygı yitimine varacak bir karşı durmaya kadar vardırır işi.

Böylesi durumlar, yakınınızda bulunan birince sergilendiğinde, bir kez anlayış ya da hoşgörü gösterebilirsiniz. Ama tekerrür halinde, duruma göre, uyarıdan tartışmaya, bazan da ilişkinizi kesmeye kadar birtakım tutumlar almaya yönelirsiniz. Çünkü ortada irade ve harekete ya da davranışa ilişkin bir hata değil, ruhsal, yani "psişik", belki de "psikanalitik" bir olay söz konusudur. Kuşkusuz, ne kertede olumsuz ve önemsiz gözükse bile ruhsal, "psişik" olay, farklı bir nitelik arzeder. Gündelik hayatın akışındaki olağanlığın dayandığı mantıktan farklı bir mantığı gerektirir.

Mesela, güncel ve acil olması bakımından, kimliğini ve mesleğini tanıyıp bildiğiniz bir kimseyle, Cumhurbaşkanlığı ve ona zorunlu olarak bağlı bulunan öne alınmış seçimi konuşuyor olunuz.

Karşınızdakinin mesleğini ve uzmanlık alanını bilmenize rağmen, "ben Anayasa hukukçusuyum" diye üstelediğinde, bir noktadan sonra konuşmanın şartları, dolayısıyla olağan seyri değişir. Çünkü o andan itibaren "fikir teatisinde"n çıkıp "psişik" temelli bir düzleme girmiş olursunuz.

Gerçekte belli bir konu ve onunla ilgili düşünce ya da görüşlere yönelik dikkat ve merak, "psişik" olayın ağıyla çevrelenmiştir. Bilincinizde açık-seçik etkide bulunur gözükmese bile, bilinçaltınızın karanlığında devinmeye başlar, eninde sonunda bilincinizi, iradenizi, konuşma yeteneğinizi, sinir sisteminizi baskılamaya adaydır.

Hükümet, muhalefet, siyasî partiler ve temsilcilerinin ortaya koydukları söz ve davranışlara, "hata" değerlendirilmesiyle yaklaşıldığında, kaçınılmaz olarak ruhsal bir olay iması devingenliği kendini hissettiriyor.

Böyle olmasaydı basit ve olağan bir genel seçimin, el atıldıkça kördüğüm istidadında dolambaçlı hale gelmeye aday olması herhalde beklenemezdi. Üstelik seçimin yapılmasıyla açılacak perdenin nasıl bir kördüğüm yansıtacağı, zifiri karanlığa uzanmış homurdayan, fokurdayan umman gibi duruyor.