Belediyeyi halkla yönetmek

Abone Ol

Hepiniz bilirsiniz! İnsan sevdiği bir şeyi isteyerek

yapar. Hatta oyun ve eğlence haline gelir yaptığı iş. Yöneticiler, olaylara

pedagojik yaklaşmayı bilirse; hem kendisi, hem de ekibi ve hizmet sunduğu

insanlar mutlu ve huzurlu olurlar. Güven duygusu artar, kardeşlik bağları

pekişir. Herkes birbiri için yaşamaya başlar.

Bunun pratik örneğini 1989 - 1999 arasındaki 10 senelik

Millî Görüş ün marka haline gelen efsanevî belediyecilik uygulamasında gördük.

Hizmetlerde ayrımcılığa son verildi, makam ve mevkisi ne olursa olsun, Allah ın

şerefli yarattığı insan itibar gördü.

Refah Partisi nin devlet - millet kaynaşması nı esas

alan projesi hayata geçirildi; belediye kapıları halka açıldı. O yörede

yaşayanlarla istişare edildi; talep ve görüşleri alındı. Halk, belediyeyle

bütünleşti, yöneticilerine sahip çıktı.

Halkın hizmetlere katılımı çok önemliydi. Özellikle

eğitimciler, katılımcılık anlayışıyla yapılan çalışmanın başarıya olan etkisini

çok iyi bilirler. Her şey halkın gözü önünde yapıldı. Beyaz Masa sistemi

oluşturularak halkın belediyeleri denetlemesi sağlandı. Halk Meclisleri

kurularak halkın görüşlerine itibar edildi. Hizmetler halk - belediye işbirliği

ile gerçekleşti.

Belediye yöneticileri ve halk kardeş gibiydi. Başkanlar

belediyeyi emanet olarak gördü. Emanetin sahibi ise o yörede yaşayan halktı.

Başkanlar manevî sorumluluk sahibiydi. Halkın dara düştüğü zaman müracaat

edeceği insanlardı. Vatandaşın derdini kendi dertleri olarak görüyorlardı.

Halk, o güne kadar böyle bir uygulama görmemişti.

Yapılanlar, görev anlayışında devrim demekti. Belediyeler menfaat kapısı değil,

hizmet kurumlarıydı. Halkla birlikte yaşama ve sorumlulukları paylaşma bilinci

gelişti.

Belediye - Halk İşbirliği

Millî Görüş Belediyecilik Modeli uygulandıkça güzel

hizmetler ortaya çıkmaya başladı. Hızlı ve yaygın bir hizmet anlayışı hâkim

oldu. Şehir ve ilçeler imar edilmeye başlandı. Yollar ve sokaklar bakıma

alındı; çöp, çamur, çukurdan kurtarıldı. Yeşil alanlar artırıldı. Ağaç dikimine

önem verildi. Şehirler yaşanabilir hale geldi. Millî Görüş Belediyecilik Modeli

uygulanan şehirler dünyada örnek gösterilmeye, ödüller almaya başladı.

Şehirlerimizin gelişip güzelleşmesi bazı rakip partiler

ve Türkiye üzerinde hesabı olanların işine gelmedi. Hizmetleri karartmaya

çalıştılar. Halk, bu durumun farkına vardı, belediyelerine sahip çıktı.

Bazı yerlerde olduğu gibi, Kâğıthane belediyesinde de

ilginç gelişmeler yaşandı. İlçe sakinleri canla, başla ve ibadet aşkıyla halka

hizmet etmeye çalışan başkanına destek oldu. Sokakların temizlenmesi konusunda

belediye ile işbirliği yaptılar. O günlerdeki gazeteler belediye - halk

işbirliği sonucu hep birlikte temizlik hizmeti yapan insan görüntüleri

yayınladılar.   

Halk, iyi niyet ve samimiyetle hizmet eden yöneticileri

takdir ediyor. Hiçbir fedakârlığı esirgemiyor. Menfaat ve ihtiraslarından başka

bir şey düşünmeyen ve başkanı olduğu belediyenin şaibeyle anıldığı yöneticilerin

yukarıdaki tabloyu oluşturabilmesi mümkün mü Nitekim oluşturamamışlardır da.

Aynı kişiler olmasına rağmen, Millî Görüş gömleğini

çıkaranlar, çığır açan o efsanevî hizmetleri yapamadıkları gibi, küresel

güçlerin etkisiyle yanlış yollara sapmışlardır. Millî Görüş ün muhterem lideri

Erbakan Hoca şöyle derdi: Biz de o zaman bakandık, belediye başkanıydık, aynı

şeyleri yine yaparız diyenler! Hayır yapamazsınız! Siz o zaman bakardınız, ama

göremezdiniz. Sizin mayanız eksik, mayanız!.. Demek ki, işin tılsımı Millî

Görüş tür; doğru zihniyettir, prensiplerdir, model çalışmadır.

Yine aynı zihniyetle!

Millî Görüş Belediyecilik Modeli ilk olarak 1989

seçimlerinden sonra Refah Partisi nin kazandığı Konya, Kahramanmaraş,

Şanlıurfa, Van ve Sivas illerinde uygulandı. Bu 5 belediyede hizmet esas

alındı. Ayrımcılığa son verildi. İsraf önlendi. Yerel kaynaklar halka hizmet

için seferber edildi. Belediye gelirleri arttı. Bu paralarla efsanevî hizmetler

yapıldı. Fark ortaya çıktı.

Türkiye nin dikkati bu 5 şehir üzerine çevrildi. Herkes

yapılan hizmetleri imrenmeye başladı. Bu yüzden 1994 Yerel Seçimleri nde Ankara

ve İstanbul başta olmak üzere halkın yüzde 65 inin yaşadığı yerlerdeki

belediyeleri Millî Görüş ün temsilcisi Refah Partisi kazandı. Halkın talepleri ile

bütünleşen bir belediyecilik anlayışı ortaya çıktı. Türkiye, yerel hizmetin ne

olduğunu yakından gördü. O kadar ki, zaman zaman merkezî yönetimin önüne

geçildi. Belediye sınırları içinde barajlar yapılması bunlar arasındadır.

Geçilen olağanüstü dönemin de etkisiyle Millî Görüş

Belediyecilik Modeli bir süre kesintiye uğradı. Ama halk, daha sonra

yapılanları da görünce o efsanevî hizmetleri özler duruma geldi. Bugün pek çok

belediyede israf başını almış gidiyor; nice belediye yolsuzluk sebebiyle

soruşturma geçiriyor. Rüşvet ve yolsuzlukların sıfırlandığı belediyecilik

anlayışına şiddetle ihtiyaç var.

Millî Görüş ün temsil

edildiği Saadet Partili belediye başkan adayları emaneti devralmak için büyük

bir mücadele veriyorlar. Halkın hasretini çektiği projelerini bir bir

anlatıyorlar. Hatta Hükümet ve bir grup arasındaki kavgadan kurtulabilen

Anadolu basını Saadet Partisi nde projeler bitmiyor şeklinde manşet

atıyorlar. 30 Mart seçimlerine giderken, Saadet kazanınca, Türkiye kazanacak

ifadesi, yerinde kullanılmış bir söylem olarak görünüyor.