Belediyeler neden harekete geçmez?

Abone Ol

Başta Pakistan olmak üzere depremin vurduğu bölgelerde hayatta kalanların açlık tehlikesi ile karşı karşıya olduğu haberleri geliyor. Su ve yiyecek sıkıntısı yıkımdan kurtulan insanlar için ikinci bir felaketi hazırlıyor. Bu bakımdan deprem bölgesine sadece para göndermek yeterli değil, o insanların derdine derman olacak gibi görünmüyor. Bunu söylerken maddi yardım yapılmasın diyor değilim. Halkımız elbetteki yapabileceğini yapacak, elindekileri kardeşleri ile paylaşacaktır, bundan hiç şüphem yok.

Biz de geçmişte büyük depremler yaşadık. Bu depremlerde gece trilyoner yatanlar ertesi sabah enkaz yığınları arasında uyandıklarında uzatılacak ekmeğe muhtaç duruma düştüler. Bu noktada belediyelerin seyyar fırınları ve aşevleri ciddi görevler yaptı, hayatta kalan insanların hayata tutunmasına yardımcı oldu. Bunun için Pakistan merkezli depremin açtığı yaraların sarılmasında belediyelere yine görev düşüyor. Ne var ki, bu defa belediyeler tam bir sessizlik içinde  görünüyor. Bazı belediyelerin meclislerinde aldıkları kararlarla deprem bölgesine sadece maddi yardımda bulunmakla yetinmek gibi bir yol izlediklerine şahit oluyoruz.

Tekrar ediyoruz, bu yeterli değildir. Acilen deprem bölgesinde kaynayacak tencerelere ve ekmek pişirecek ocaklara ihtiyaç vardır. Bu imkan ise bildiğim kadarıyla Ankara ve İstanbul Belediyelerinin elinde vardır. Yola çıkartılacak birkaç TIR deprem bölgesine ulaştığı andan itibaren felaketzedelere sıcak aş ve ekmek vermeye başlayabilecektir. Aslında Türkiyede meydana gelen deprem felaketleri ile Bosna savaşı sırasında belediyelerimizin verdiği başarılı sınavı düşününce bugün Pakistandaki felaket karşısında niçin sessiz kaldıklarını anlamakta güçlük çekiyorum.

Yardımların tek merkezden yapılması gibi bir hükümet politikası söz konusuyla bilinmelidir ki bu yol yanlıştır. Belki tek elden yapılacak yardımın miktarı biraz daha fazla görünebilir ama, felakete uğramış kardeşlerimizin derdine derman olmak için acil olarak  yapılması gerekenler vardır. Onun başında da milyonlarca insana biran evvel aş ve ekmek ulaştırılması gelmektedir. Bu da tabii ki Türkiye ya da bir başka ülkeden gönderilemez, yerinde halledilmesi gerekir. Bugün Pakistan hükümeti yaşanan felaket karşısında elinden geleni tabii ki yapmaktadır, yapacaktır da. Ancak, biz parayı gönderelim, onlar yapacaklarını yapsınlar diye düşünmek felaketin boyutlarını anlayamamak olur. Felaketzedeler para ile karınlarını doyuramazlar. Ellerinde para olsa bile şu anda alacak ekmek ve yiyecek yemek bulmaları mümkün değildir. Bunun için düzgün işleyen fırınlara ve aşevlerine ihtiyaç vardır.

Aç insanlar için önemli olan uzatılacak ekmek ve yemektir. Tabii bu arada başlarını sokacakları bir çatı altı. Ne kadar kısa zamanda depremzedelere yeteri kadar çadır, ekmek ve yemek ulaştırılabilirse o kadar işe yarar bir şey yapılmış olur. Yoksa şu anda milyar dolarlar gönderilmiş olsa bile ilk yardım için yeterli olmayacaktır.. Tabii ki deprem bölgesinde paraya da ihtiyaç vardır. O insanların en kısa zamanda kalıcı konutlara kavuşmaları, yıkılan okul ve hastanelerinin yeniden inşası için para gereklidir. Ama, o insanların hayatta kalabilmeleri için ekmek, su ve yemek öncelikli ihtiyaçtır. Belediyelerin bu gerçeği dikkate almalarında yarar vardır.

Maddi yardımları hükümet yine tek elden ulaştırmak istiyorsa ulaştırabilir. Bu vesileyle Kızılayın toplumda yeniden itibar sağlamasına çalışılıyorsa Kızılay da deprem bsölgesinde yapacağı çalışmalar ile bu itibarını kazanabilir. Kısacası demek istiyorum ki, depremin boyutları o kadar büyük ve geniş bir alanı kapsamaktadır ki yaraların tek bir merkezden yapılacak çalışmalarla kısa zamanda sarılması mümkün olmaz. Deprem bölgesinde Kızılay ne kadar seyyar mutfak kurabiliyorsa kursun, bunun yanında belediyelerin seyyar mutfaklarının da devreye girmesi yapılan işi daha da yaygınlaştırmış olur. Ve yaralar daha kısa zamanda sarılabilir.