ÖN kritikte Fenerbahçe’nin kazanmaya daha yakın takım olduğunu, bu oranın da yüzde 60’lar civarında bulunduğunu, dolayısıyla da Galatasaray’ın şansının yüzde 40’ları geçmekte zorlanacağını yazmıştım.
Aynen ön gördüğüm biçimde geçti maç. Fenerbahçe, savunmasının göbeğini genelde sabit tuttu. Bunda da Drogba faktörüne önlem almak vardı. Böylece kenarları iş yapmayan Galatasaray, orta sahaya yakın yerlerde bloke edilecek ve kazanılan toplar da genelde Kuyt ve Sow’a kullanılarak belki de geniş bir saha olacaktı ama sigortalı bir tutum idi. Gökhan ve Caner’in sık sık katkıları ile öndeki üç tipik hücum oyuncusu Galatasaray savunmasının üzerine gitmekte kolaylık bulacaktı. Zaten birinci gol, yani penaltı da böylesine bir kurgunun eseri idi. Ama orada Chedjou gibi usta bir oyuncunun amatör küme ucuzluğunda yaptığı penaltı da bir garipti doğrusu... Topal genelde koruyucu rolünü bırakmadı. Emre ve Cristian da Drogba’nın esir alınışından faydalanarak hücumlara destek verebildiler. Burada çakılı oynayan Galatasaray ön üçlüsü yüzünden Selçuk ve Melo sahayı daha uzun kullanmak zorunda kalarak çabuk yoruldular. Zaten Melo da bu yorgunluktan penaltıyı kaleye yetiştiremedi.
Ersun Yanal hasta masta idi ama, maçı ünlü(!) Mancini’den daha iyi kurmuştu. En azından ilerideki üçlü topla adam geçme özürlü idi ama, sık sık deplasman yaparak Galatasaray savunmasının dengesini bozdu, yerleşmesini geciktirdi ve daha doğru deyişle aklını karıştırdı. Ama Galatasaray’ın ileri üçlüsü yerinde çakılı oynayarak başta Alves ve Egemen olmak üzere rakibine ciddi rahatlık sundu.
Bu derbide pozisyon sıkıntısı çekildi desek yalan olmaz. Fenerbahçe’nin ikinci golü dahil üç, Galatasaray’ın ise topu topu bir pozisyonu vardı. O da penaltı oluşu değil, Burak’ın ıskaladığı toptu. Bu Mancini ile Galatasaray’ın bir arpa boyu ilerlemesi mümkün değildir. Takımını kafalarından sahaya çakmış gibi yerli yerinde oynatan bir teknik adam 2013’de yaşar mı Siz bu maçta Burak’ın hiç içeri katedip Drogba’nın çizgiye gittiğini gördünüz mü Pardon bir kere gitti. Bruma kanlı, canlı, çabuk, süratli ama bu futbol bilgisi ile yaşamaya devam ederse, üç yıl sonra 50 milyon avroyu satılmak şöyle dursun, bir Anadolu takımına bedavaya kiraya verilirse şaşmayın. Şunu anlayamadım. İki maçtır Semih son dakikada oyundan alınıp yerine bir forvet veya hücumcu alınıyor. Ben cahil kaldım, ne olur birileri bana bunu anlatsın.
Fenerbahçe belli bir düzene doğru gidiyor. Dört santrfora dönülmediği bütün maçları kolay kolay kaybetmez. Savunma bloku yedekli, orta alan çok zengin... Bütün bu avantajlar hiç bir takımda şimdilik yok. Ama tek tehlikeli davranış, maçı kazanmak adına yapılan dörtlü hücum mangası eylemidir. Ben şimdiden söyleyeyim de, bir gün birine rastlarsınız, sizi yakar. Bu arada fizik olarak da Fenerbahçe rakibinden çok ama çok üstündü. Galatasaray takımı faul yapmakta bile güçsüz göründü. Ve ne demiştik taaa ligin üçüncü haftasında... Yani Fatih hoca milli takım fotoğrafını verdiği ilk gün... Şunu: Galatasaray bu sezon ilk üçe zor girer...
Maçın hakemi mi Tek büyük hatası Galatasaray’ın kazandığı penaltıda topla kim elini kullanarak havaya kalktıysa ona sarı kart göstermesi gerekirdi. Çünkü sarı kart yoksa penaltı da yok demektir. Bilmem anlatabildim mi
Son bir cümle... Fenerbahçe’de hiç bir oyuncunun eksikliği hissedilmiyor. Kaleci Volkan, Alves falan dahil. Ama Galatasaray’da Sneijder’in eksikliği o kadar hissediliyor ki... Çünkü takımın duraklama, hızlanma, pas yöne çevirmede başka istasyonu yok…