Gazete haberlerini okuyunca, bir başlık dikkatimi çekti:
Baykam ın boş çerçevesi ni Murat Ülker satın aldı
Haberin spotunda ise:
Ülker in patronu Murat Ülker, şubat ayında sergisini
ziyaret ettiği Bedri Baykam dan yaklaşık 100 bin dolara bir boş çerçeve satın
aldı.
Bir diğer spotunda ise:
Baykam, yeni sergisini yarın New York ta The Proposition
Gallery de açıyor. Boş çerçeve burada sergilenecek. (Müge Akgün ün haberi,
Radikal)
Boş çerçevenin sanatsal açıdan ne gibi değeri var,
bilemem. Aklımı kurcalayan; acaba Murat Ülker, bu boş çerçeveden ne gibi
anlamlar çıkarıyor
Daha da önemsediğim Acaba sayın Ülker, boş çerçeve ile
ilgili sanatsal düşüncelerini daha ucuza mal edemez miydi Yani herhangi bir
camcıdan camsız bir çerçeve sipariş ettirip, salonunun en mutena köşesine
koyabilir ve saatlerce boş boş bakabilirdi.
Benim merak ettiğim husus:
CHP den daha CHP li olan bir sanatçı ile
muhafazakârlığı ile bilinen bir firmanın prensini buluşturan saik ne olabilir
Sanat mı Sanat aşk ı bu ülkede çok nadir görülen bir
özellik, sayın Ülker i kutluyorum. Ama bu ülkede tablo alacak pardon boş
çerçeve- alacak başka sanatçı yok muydu
***
Çünkü;
Bedri Baykam denince akla, harika çocuk filan gelmiyor
nedense.
Hani şu, bir türlü hafızalardan silinmeyen peçete
haberi var ya İşte o skandal haber geliveriyor nedense.
Bir otobiyografi kitabının tanıtımı için, Dünyada
erkekler böyle yaşardı diye bir belge bırakan ve o peçete için, Sanatsal
yaşam alanımda değeri olan bir kağıt parçasıdır diyen biri geliyor. (11 Eylül
2006)
Çünkü;
Bedri Baykam denince aklıma, 28 Şubat yaşanmasaydı
Türkiye bugün ya İran olmuştu, ya iç savaşa girip Lübnan veya Cezayir gibi bir
kan gölüne dönüşmüştü, ya da RP nin başlattığı siyasal kuşatma demokrasiye ve
1923 Cumhuriyeti ni tamamen nefes alamaz bir şekilde köşeye sıkıştırmıştı
diyen biri geliyor.
***
Bununla kalmıyor Baykam 28 Şubat için, gerici
ivme (!)nin önündeki set diyordu.
Devamında, 28 Şubat, 27 Mayıs 1960 devrimi ele de birçok
açıdan kıyaslanabilir. Her iki müdahalede birbirinden çok farklı şekillerde
gelişseler de yüzyılın ortalarında ve sonunda laik, demokratik hukuk devleti
kavramına ve Kemalist ideolojiden sapmalara karşı bir balans ayarı yapmıştır.
Ancak 60, 71 ve 80 darbelerinin haksız şekilde aynı sepete konması ve ordunun
saygınlığının bu şekilde yıpratılmaya çalışılmasına karşı silahlı kuvvetler bu
defa 2. Cumhuriyetçilerin bile büyük ölçüde susturmayı başaran bu yöntemi
bulmuş, devreye sokmuştu.
Böyle buyuruyordu Baykam ve 28 Şubat ı hazırlayan
güçlerin Kemalistler olduğunun altını çiziyordu. Atatürkçü yazarlar yurdu bir
baştan bir başa taradıklarını ve sayısız konuşma yaptıktan sonra gezmedikleri
il bırakmadıklarını da hatırlatarak ne kadar vatanperver olduklarını cümle
aleme kanıtlıyordu.
***
Peki 28 Şubat ta Ülker in başına neler geldi Bilmeyen
yok.
Hatta, dönemin Ekonomi Bakanı Güneş Taner in Meclis
Darbeleri Araştırma Komisyonu na Ülker grubuyla ilgili anlattığı teşvik le
ilgili enteresan hikayesi vardı.
Bir de Ülker in Basketbol takımıyla ilgili haberler
yansıdı gazetelere Asker, o dönem Ülker grubuna teşvik vermiyor ya... Ülker de
çareyi, seyircilerin eline Türk bayrağı verip, tribünlerde dalgalandırmakta
buluyor. Yani ne kadar vatanperver olduklarını ispat etmek için.
Yine o dönem Ülker grubu, bayram öncesi hem işçilere hem
de devlet erkânına jest kabilinden bayram koli si gönderiyor. Paşaların tümüne
koliler gidiyor ancak Çevik Bir, hediyeyi iade ediyor.
Bir de gönderdiği kolinin yanına bir not yazarak Notta;
Hediyeyi alamıyoruz, karargâhta böyle bir kararımız var. Yalnız yanındaki
adamlara dikkat edin diye yazmış. Meğer kolileri götüren adam, askerlere Ülker
grubunu ihbar eden not yazmış. Adamı
gönderiyorlar.
***
Bir de Aydınlık gazetesinde çıkan yazılar, irticai
şemalar Ülker grubu, dergiyi mahkemeye veriyor. Aydınlık ise, Biz bunları
Genelkurmay dan aldık gibi iddialar ortaya atıyor. Genelkurmay dan gelen cevap
ise, böyle bir bilginin olmadığı yönünde. (Nuriye Akman ın röportajı,
05.08.2012-Zaman)
Yani böyle sıkıntılı bir dönem geçiriyor Ülker grubu.
***
Ama demek ki, zaman her şeyi alıp götürüyor. Köprünün
altından çok sular akıyor. Geleceğe bakıp yeni ufuklar çiziliyor.
Demek ki, sanat aşkı Bedri Baykam ve Murat Ülker i boş
bir çerçevede buluşturuyor.
Hani bir Yeşilçam filminde Boş çerçeve filmi vardı ya
Şarkının son iki paragrafında şöyle diyordu:
Aşkların en güzelini
Yalnız sende bulmuştum
Son defa seyredeyim
O yaşlı gözlerini.
Artık bülbül ötmüyor
Gül dolu pencerede
Yalnız hatıran kaldı
Ah boş kalan çerçevede!