Hemen her yaz gazetelerde ter mucizesinden bahsedilir. Geçen sene de “ter”in bedenin kliması olduğu yazıldı (23-7-2010 Vakit). Aslında geç bile kalındı. Arabistan gibi sıcak ülkelerde 50-60 derecede insanlar sıcaktan bunalmadan yaşayabiliyorlarsa bunu terleme nimetine borçludurlar.
Verilen tıbbi bilgilere göre bezelye tanesi büyüklüğünde bir ter damlası yaklaşık bir litre suyu 1 derece soğutabilir. Vücudun çeşitli yerlerine dağılmış iki ila dört milyon ter bezi mevcuttur. Bunlara EKRİN adı verilmektedir. Bu bezeler buharlaşma yoluyla ısı kaybını sağlayarak vücudun kendi ısısını kontrol etmesini sağlar.
İşte bu kontrolün tam olarak gerçekleşmesi örtülü olmasına bağlıdır. Beden çıplak ise deri üzerine çıkan ter havanın teması, özellikle rüzgarın esmesi, yahut yelpazelenmesi nedeniyle çabuk soğur ve uçar. Bu arada üzerinde bulunduğu deriyi aşırı olarak soğutarak büzüştürebilir. Terleme öncesi sıcaktan genleşmiş olan derinin eski halinden daha sıkı bir hale gelmesi ve bunun defalarca tekrar etmesi onun dejenere olmasına sebep olur; yani deri sağlık ve güzelliğini kaybeder. Bedenin örtülü olması ise terin elbise tarafından emilmesini ve uzun süre orada kalması derinin uzun süre serin kalmasını sağlar.
Terli örtü veya giysiler her akşam yıkanacağı için kokması da söz konusu olmaz. Bilindiği gibi taze ter kokmaz. Apokrin adı verilen ve daha çok koltuk altı ve edep yerlerinde çıkan ter çeşidinin her insanda ayrı bir kokuya sahip olduğu, yani tüm insanların ter kokularıyla diğerlerinden ayırt edilebileceği de bildirilmektedir ki bu parmak ucu izlerinin her insanda değişik olması mucizesi gibi Allah inancına götüren önemli bir mucize olarak çıkıyor karşımıza.
Bu mucizeyi de dikkate alarak hanım ve kızlarımızın İslam’ın emrettiği şekilde örtünmelerinin onları günahtan koruyacağı gibi erken yaşta beden güzelliğini kaybetmekten de koruyacaktır. Ayrıca bedenimizdeki ilahi klimaların çalışmaları da boşa gitmeyecektir inşaallah.