Devlet olmanın gerekleri vardır. Devlet sınırları içerisinde yaşayan insanlarla kaimdir. Vatandaşlarını huzurlu bir şekilde yaşatmak temel hedeflerden biridir. Dolayısıyla vatandaşların devletten pek çok beklentisinin olması doğaldır.
Vatandaşların da devlete karşı sorumlulukları vardır elbette. Vatanına bağlı olmak, çalışarak devletin daha iyi hale gelmesini temin, vergi vermek, askerlik yapmak gibi yükümlülükler vatandaşın devlete karşı görevlerinden bazılarıdır.
Ordu, devlet için olmazsa olmaz şartlardandır. Zira güçlü bir devlet olmak aynı zamanda hükümferma olduğunuz toprakları korumakla gerçekleşir. Bunu gerçekleştirmenin yolu da düşmanlarınızın sizden çekineceği bir orduya sahip olmaktan geçer. Dosta güven düşmana korku salmadığınız zaman dostlarınız tükenir düşmanlarınız artar. Hele ki ülkemiz gibi stratejik topraklar üzerinde bir devletseniz dosttan ziyade düşmanınız var demektir.
Vatandaşlar için en önemli vazifelerden birisi de askere gitmek ve ülke güvenliği için silah altında bulunmaktır. Ülkemizde yirmi yaşına gelmiş olan her erkek vazifesini ifa için askere gitmekle yükümlüdür. Bu görev kanunen de zorunlu bir görevdir. Meşru mazereti olanlar dışında hiç bir erkek bu vazifeden imtina edemez. Etmemelidir de zaten. Vatan savunması kutsal bir olaydır. Vatan sevgisini bünyesinde barındırır.
Osmanlı’dan günümüze zorunlu askerlik uygulaması geçerlidir. Ancak bazı dönemlerde şartlara bağlı olarak askerlik yerine para ödenmesi uygulaması da yapılmıştır. Tarihimizde ilk bedelli askerlik uygulaması yeniçerilerin kaldırılmasının hemen akabinde gerçekleşmiştir. “Bedel-i şahsi” denilen bu ilk uygulamada –o dönem askerlik beş yıldır- askere gidecek kişinin yerine bir başkasının gitmesine imkân sağlanmıştır.
1870’de çıkarılan “Tenkisat-ı Cedide-i Askeriyeye Tevfikan Tanzim olunan Kura Kanunname-i Humayunu” ile para karşılığı yani “nakdi bedelli” askerliğin yolu açılmıştır. 15 bin kuruş nakdi bedeli ödeyenler sadece üç ay temel eğitime alınarak beş yıl askerlik yapmış sayılmışlardır.
21.06.1927 tarihli 1111 sayılı Askerlik Kanunu’na Türkiye’ye göçenlerin göçtükleri ülkede daha önce askerlik yapmaları halinde ülkemizde askerlikten muaf tutulmalarına dair bir madde konulmuştur.
Yakın zamanda Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde 1987 yılında “biriken kaçak-saklı-bakaya konumundaki problemli yükümlülerin eritilmesi” maksadıyla bedelli askerlik uygulanmıştır. Ki bu uygulamadan 18.433 kişi faydalanmıştır. Daha sonra yine aynı gerekçeyle 1992’de 35.111 kişi askerliğini bedelli yapmıştır. 1999 yılında meydana gelen Marmara depremi felaketi sonrasında ülke ekonomisine katkı sağlamak maksadıyla bedelli askerlik uygulaması yapılmış 72.290 kişi bu kanundan faydalanarak ülke ekonomisine 1,1 milyar lira katkı sağlamıştır. 2014 yılında “biriken-kaçak-saklı-bakaya konumundaki problemli yükümlülerin eritilmesi ve savunma sanayisine kaynak sağlamak- amacıyla çıkartılan bedelliden ise 203.905 kişi faydalanmış ve 3 milyar 671 milyon 100 bin lira gelir elde edilmiştir.
Günümüzde yaklaşık 3 milyon civarında meşru gerekçeyle askerliğini tecil etmiş olan 500 bin civarında da bakaya durumunda bulunan ve belki bu oranda yoklama kaçağı olan vatandaşımız var. Gerek görsel-yazılı medyada gerekse sosyal medyada sürekli bir bedelli askerlik muhabbeti döndüğünden insanlar beklenti içerisine giriyorlar. Zorunlu askerlik uygulaması elbette ki bu ülkede yaşayan biz vatandaşlar için bir görev / ödevdir. Herkes şartlar oluştuğunda, zamanı geldiğinde askerlik görevini ifa etmelidir. Vatanı için gerekirse canını feda ederek şehit de olmalıdır. Profesyonel ordumuz ile özellikle teröre karşı ciddi bir mücadele içinde olduğumuz da aşikârdır. Özellikle Suriye eksenli dış gelişmeler ciddi endişeye sevk etmektedir bizleri. Fakat geçmiş uygulamalardan dolayı pek çok sebepten askere gidememiş olup kendilerince haklı gördükleri meşru mazeretlerinden dolayı bedelli bekleyen insanlar da var. Bu insanlar çıkarılacak olan kanunu umutla beklemekteler. Tıpkı emeklilikte yaşa takılanlar ve taşeronda çalışıp kadro bekleyenler gibi bedelliler de en ufak bir haberde heyecanlanmaktadırlar. Daha sonra haberin aslı astarı olmadığı anlaşılınca da hayal kırıklığı yaşamaktalar.
Sayın devlet yetkililerimiz her gün kulağı medyada olan bu insanların beklentilerine bir açıklık getirmelidirler. Ya bundan sonra bedelli uygulaması kaldırılmıştır diyerek umutlarını bitirsinler ya da bedelli için bir tarih vererek olayı netleştirsinler. Aynı durum emeklilikte yaşa takılan ve kadro bekleyen taşeron işçileri için de geçerlidir. Bunlar hakkında da yetkililer tatmin edici bir açıklama yaparak insanların beklentilerine cevap vermelidirler. Böylece milyonlarca insanın umutlarıyla oynamamış olurlar.
Selam ve dua ile…
MİNİK BİR tebessüm
General Motor
Temel ile Dursun askerdedirler. Birlikte nizamiye nöbeti tutarlarken Dursun önlerinden geçen askeri kamyonu görünce selama durur. Temel:
- Ula Tursun kamyona neden selam vereyisun?
- Ula görmeyi misun kamyonun üzerine General Motor yazayidi…
İLGİLİSİNE NOTLAR
* “Her vatandaş, asker olmalıdır.” Thomas Jefferson
* “Savunma halinde olan birlik, yenilmeye mahkûmdur; bu, askerlik sanatının aksiyonudur.” Napoleon
* “Askerler için barut kokusu, lavanta kokusundan üstündür.” Cervantes
* “Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker görmedim” A. Hamilton
* “Ey şehit oğlu şehit! İsteme benden makber. Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber” Mehmet Akif Ersoy