Bebelerden dedelere kadar herkesin günü

Abone Ol

Yarından itibaren millet olarak sabah namazıyla başlayan

beş günlük eğitimden geçeceğiz.

23 Eylül Çarşamba günü sabah namazında farz namazının

ardından bütün İslam âlemiyle beraber Türkiye deki Müslümanlar da Teşrik

Tekbirlerine başlayacaklar ve dördüncü günün ikindi namazına kadar devam

edecek.

Namazını camide cemaatle kılanlar toplu halde, yalnız

kılanlar kendi halinde:

Allahü Ekber, Allahü Ekber

Lâ ilâhe illallahü vallahü Ekber

Allahü Ekber ve lillahil hamd diyecekler.

Kadınlarımızla erkeklerimizle, yediden yetmişe hepimiz,

kralların, şahların, padişahların, demokrat despotların, Karunların,

Firavunların mezarlığı haline gelmiş bu dünyada,

Allahtan başka büyük yoktur.

Allahtan başka yaratan, yaşatan ve yöneten yoktur, en

büyük O olduğuna göre bütün hamdler, övgüler O na aittir diyecekler.

İçimizdeki kin, bir yılan zehri gibi çıkarılacak ve

yerine panzehri olan din girecektir.

Birbirine kelimelerin en zehirlileri ile saldıran

partiler bile birbirlerini ziyaret edecekler.

Küs olanlar barışacak, ayrı kalanlar kavuşacak.

Üç günlüğüne fakirlik sürgüne gönderilecek.

Zenginlerle fakirlerin tenceresinde aynı anda et

kaynayacak.

Basında ve siyaset dilinde kişilerin kimlikleri ayaklar

altında süründürülürken üç günlüğüne ayaklar altından kaldırılacak ve

karşılıklı olarak el sıkılacak.

Elbiselerin markası değişik olsa da temizlikte denklik

sağlanacak.

Sokaklar yağ döksen yalanır hale gelecek.

Çocuklar günü, yaşlılar günü, sevgililer günü, anneler

günü, babalar günü gibi günler birleşecek, bebelerden dedelere kadar her

Müslümanın günü olacak.

Dedeler, bebelere, anneler kızlarına, babalar oğullarına

bayramda neyi nasıl yaptıklarını bayram havası içinde öğretecekler.

Dirliğin ve diriliğin birlikten geçtiğini öğretecekler.

Stresin, gamın, kederin, üzüntünün en etkin ilacının dost

yüzü görmek ve onlardan sevgi dolu sözleri dinlemek olduğunu yaşayarak

öğrenecekler.

Kalpten kalbe giden yolun aşınan, bozulan yerlerinin

tamir edilme günleridir bayramlarımız.

Hep ziyaret edilen makamında oturmayalım. O zaman türbe

gibi oluruz.

İşverenler, generaller, bakanlar, genel başkanlar,

müdürler... makam itibarıyla kendilerinden aşağıda olanları mümkün mertebe

ziyaret etsinler.

Bayram, yalnız Müslümanlara gelmez.

Gayri Müslim komşulara da geçer bayram sevinci.

Kurban etimizden ayırım yapmadan gayri Müslim komşulara

da verilir, onlar da komşuluk hatırına saygıda kusur etmezler.

Kurban bayramında kediler de ciğer bayramı yaparlar.

Köpekler de kemik bayramına kavuşurlar.

Cömerdin yanında duran her canlı ve cansız, nasibini

alır.

Besiciler, mallarının karşılığını alır, taşımacılar

ücrete kavuşur, samancılar, bıçakçılar, şekerciler... ve niceleri bayramın

bereketinden yararlanır.

İslam ın bir emri, Cumhurbaşkanından sokaktaki

vatandaşımıza kadar herkes tarafından yaşanırsa, üç günlüğüne sosyal barış

geliyor, ekonomik hareketlilik sağlanıyor, terör duruyor, polisiye olaylarda

azalmalar oluyor.

Bu herkes tarafından bilindiği halde, istatistikler

söylediği halde hâlâ İslam karşıtlığını sürdürmenin ne anlamı var.

İsterseniz bayram boyu sohbetimiz bu olsun.