BDPnin fendi Meclisi yendi!

Abone Ol

Bilmem, farkında mısınız

Bu yılın başından itibaren her yazımın altına küçük bir not düşüyorum; "2012 yılında yeni Anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012den 6 ay 11 gün daha eksildi. Yeni sivil anayasanın yazımına başlandı, ilk cümleler ortaya çıktı... Ama bugünlerde tık yok... Takipçisiyiz..." türünden bir not...

Amacım şu; iktidar partisi AKP, 2011 Haziran seçimlerine giderken en önemli argümanını yeni ve sivil bir anayasa temeline oturtmuştu..

Bizde genellikle toplumsal hafıza zayıf olduğu için verilen sözlerin unutulması/unutturulması bir o kadar kolay oluyor...

Yeni anayasa da öyle...

Gündem çok sık değiştiği ve konuştuğumuz konular hemen her gün farklı alanlara kaydığından yeni ve sivil anayasa da güme gidebiliyor..

Ama biraz da bu algının önüne geçmek babında, Meclis Başkanlığı yeni anayasa hazırlığı için, Mecliste grubu bulunan AK Parti, CHP, MHP ve BDPli milletvekillerinden oluşan 12 kişilik bir Uzlaşma Komisyonu kurdu.

Bu komisyon haftanın 2 günü bir araya gelerek sivil anayasanın maddelerini yazmaya başladı.

Önemli bir yol katettiler de..

Ta ki Barış ve Demokrasi Partisinin (BDP) son talebine kadar...

BDP Temsilcisi Sırrı Süreyya Önderin son toplantıda anadilde eğitim alanında şu önerisi ipleri gerdi:

"Herkes düşünce, ifade ve kanaat özgürlüğüne sahiptir. Hiç kimse her ne sebep ve amaçla olursa olsun düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. Düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz. Herkes düşünce ve kanaatlerini tercih ettiği dilde hukuken meşru bütün araç ve yollarla tek başına veya toplu olarak ifade etme ve yayma özgürlüğüne sahiptir. Bu özgürlük, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın haber, bilgi ve düşüncelere ulaşmak, bunları yayma serbestliğini de kapsar

BDPnin teklifi beklendiği gibi ortalığı karıştırdı...

Özellikle AKP ve MHP temsilcileri teklife karşı çıktı.

CHP daha serin bir duruş sergiledi.

Bu gelişmenin üzerine BDP, 20 Temmuza kadar Komisyona katılmayacaklarını açıkladı.

CHP, "BDPsiz olmaz görüşünü serdederken,  AK Partili Ahmet İyimaya, "BDP olmadan da çalışmalarımızı sürdürebiliriz." temennisinde bulundu.

Karşılıklı sert mesajlar arasında, havayı iyi koklayan kurt politikacı, TBMM Başkanı Cemil Çiçek dün son noktayı koydu:

"25 Temmuza kadar partiler -görüşülmemiş- Temel Hak ve Özgürlüklerle ilgili tüm görüşlerini Meclis Başkanlığına sunacak. Meclis Başkanlığı bu görüşleri partilere dağıtacak. Ardından 1 Ağustos 2012 tarihinde 12 kişilik Meclis Uzlaşma Komisyonu uzun bir aranın ardından yeniden toplanacak."

Cemil Çiçek, aslında farkında olmadan Uzlaşma Komisyonu üyelerine örtülü bir de mesaj göndermiş oldu: Bu sıcaklarda biraz da tatil yapın!

Tüm bu olanları siz de benim gibi mi yorumladınız;

BDPnin fendi, TBMMyi yendi!

Aramak mı, aranmak mı

Sen olmazsan twitter ortamının bile tadı tuzu yok!

Sen olmazsan esasen sohbetin de bir derinliği yok!

Sen olmazsan laf sokuşturmalar, söz cambazlıkları da yavan!

Sen geldiğinde neşelenir ortam, gittiğinde bir kâbus çöker ruhlara, hüzünlenir algılar...

Aranan olmak bu olsa gerek!

Peki ama aranan mı olmak, yoksa arayan mı olmak daha iyi İşte soruların en hası ve şahı!

Arayan mevlasını da bulur, belasını da.. Tamam, iyi ama aranan ne bulur acep

Arayanın aramasına kudsiyet atfediliyor da, aranan biraz paspas muamelesi mi görüyor, acaba

Ben hayatım boyunca aranan olmaktan çok arayan oldum... Hep arıyorum...

Aradığımı bulana kadar da aramaya devam edeceğim, korkarım ki!

Baştan söyleyeyim; sen aramazsan arama, ben aramaya devam edeceğim...

Ya hep ben arıyorum, bir kez de sen ara be bilader genellemesini hiç düşünmedim, nedense! Çok mu safım

Cep telefonumda aranan ve arayanlara baktım, şimdi... Aranan süre, arayanın en az 20 katı... Hep ben aramışım... Tezimi doğrulamış bulunuyorum!

Kınayanın kınamasından korkmadan ararım da ararım ben!

İktidar formülünün sahibi artık yok!

Eski milletvekillerinden gazeteci-yazar Cevdet Akçalı İstanbulda toprağa verildi.

Akçalı, ilerlemiş yaşına rağmen, son dönemlerde Zincirlikuyudaki özel ofisinde dostları ile sık sık bir araya geliyordu...  Burada yine periyodik bir de gazete çıkarıyordu...  Bir sohbetimizde şunu söylemişti: Cami cemaatinin desteğini alamayan Türkiyede iktidar olamaz... Cami cemaatinden kasıt Cuma cemaatiydi...

Akçalının, "Türkiyede Tekrar İhtilal Olabilir mi ", "Kıyma Makineleri", "Paslanan Madalya", "Danışma Kurulu Çıkmazı", "Avrupada Türkiyeyi Savunmak", "Demokrasi Yolunda", "Aksakal Deyişleri" ve "Yeşil Sermaye"  isimli kitapları vardı...

Gazeteci-milletvekili Ahmet Tanın referansı ile tanıştığı bir kadın gazeteciye oldukça hacimli bir biyografisini yazdırdı. Ama yanılmıyorsam bu kitabı bastırmadı...

Pratik zekası ve çözüm odaklı duruşu vardı.

Cevdet Akçalıya Allahtan (c.c.) rahmet diliyorum, mekanı cennet olsun.

Bunları biliyor musunuz

* Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçerin, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalayın üniversitede hocası olduğunu ama kendisi ile hiç doğru dürüst konuşamadığını söylediğini,

* Zeki ama yoksul Anadolu çocuklarının barındığı, 28 Şubat darbesinin kapısına kilit vurduğu Vakıf Öğrenci Yurtlarının yeniden açılması için bu Hükümet döneminde hiçbir girişimde bulunulmamasının manidar bulunduğunu,

* CHPnin genç milletvekili Faik Tunayın, "Atatürkçülük ve laiklik dar söyleminden kurtulan, herkesin sorunlarına eğilen ve kapsayan bir CHP. Türkiyede irtica tehdidi görmüyorum. Bunlar yıllardır bizi korkutmak için çıkarılmış paranoyalar." dediğini, biliyor musunuz

NOT: Bugün 11 Temmuz 2012. Uyan da balığa gidelim... 2012 yılında yeni Anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012den 6 ay 11 gün daha eksildi. Yeni sivil anayasanın yazımına başlandı, ilk cümleler ortaya çıktı... Ama bugünlerde tık yok... Takipçisiyiz...