28 Şubat soruşturmasında 4. dalga geride kalırken, mağdurların anlattıkları, post-modern darbenin karanlık yüzünü gözler önüne seriyor. Darbe sürecinde tutuklandıktan sonra, sahibi olduğu Gaziantep Radyo Vahdet kundaklanan Hamza Mercanoğlu yaşadıklarını gazetemiz muhabiri oğlu Timuçin Mercanoğlu‘na anlattı. Aldığı tehditler nedeniyle bir dönem yurt dışında yaşamak zorunda kalan Mercanoğlu, suçluların yargılanması için, davaya müdahil olmaya hazırlanıyor.
TİMUÇİN MERCANOĞLU‘nun haberi
28 Şubat döneminin mağdur isimlerinden Gaziantep‘te yayın yapan Radyo Vahdet‘in Genel Yayın Yönetmeni Hamza Mercanoğlu, o dönemde yaşadıklarını gazetemize anlattı. Karanlık dönem olarak tanımladığı o günlerde ailece büyük baskılara maruz kaldıklarını ifade eden Mercanoğlu, kanunsuz bir şekilde DGM‘lerde yargılandığını söyledi. Baskılar nedeniyle radyosunu kapatmak zorunda kaldığını belirten Mercanoğlu, "Allah bir daha o günleri bize yaşatmasın "dedi.
BÇG‘NİN BASKISINI HİSSEDİYORDUK
Radyo yayınlarının kelime kelime dinlendiğini ve hep bir açık vermelerinin beklendiğini söyleyen Mercanoğlu, "Yayınlarımız nedeniyle hemen her ay savcılığa ifade veriyordum" dedi. 28 Şubat sürecinde en fazla Batı Çalışma Grubu (BÇG) baskısına maruz kaldıklarını belirten Mercanoğlu, "Radyodaki yayınlarımız sürekli olarak Emniyet, MİT ve BÇG tarafından takip ediliyordu. Hep bir açık arayışındaydılar. Yayınlarımız nedeniyle hemen her ay savcılığa ifade veriyordum. Çok defa da hâkim karşısına çıktım. Son olarak 1998‘e geldiğimizde radyomuzdan yapılan bir duyuru nedeniyle savcı tarafından çağrıldım. Buna gerekçe olarak da ‘Başörtüsüne Özgürlük İçin El Ele‘ yürüyüşleri için radyomuzdan yapılan duyuru anonsu gösterildi. Aslında insanlar mağduriyetlerini dile getirmek için en demokratik haklarını kullanarak hükümetin ve sistemin aldığı despot kararı protesto etmek istemişti. Tabi ki o kara ve karanlık dönemde özgürlük, demokrasi ve adalet terimleri rafa kaldırılmış, söylem olmaktan öte eyleme geçememekteydi" diye konuştu.
312. MADDEDEN YARGILANDIM
13 Ekim 1998‘de 312. maddeden yargılandığını söyleyen Mercanoğlu, "...Sonunda mahkemede hâkim karşısına çıktım. Başbakan‘ında yargılandığı 312. Maddeden savcı tutuklanmamı talep etti. Ve apar topar Gaziantep E Tipi Cezaevi‘ne konuldum. Ailem şok olmuştu. Hiç beklenmedik bir anda cezaevine gidiyordum. Mahkemelere çıkmaya alıştığım için yanıma avukatımı da almamıştım" ifadelerini kullandı.
İKİ HAFTA SONRA RADYOM YANDI
Cezaevindeyken radyosunun yandığını, bunun zamanlamasının manidar olduğunu kaydeden Mercanoğlu, 28 Şubat‘ın uygulama merkezi konumundaki BÇG‘ye dikkat çekerek, radyonun BÇG tarafından kundaklanmış olabileceğini söyledi. 29 Ekim tarihine vurgu yapan Mercanoğlu, "Hapisliğe alışmaya çalışırken daha üç geçmişti ki kötü haber geldi. 29 Ekim Perşembe günü gece saat 01.00‘da radyom yanmış, kül olmuştu. Haberi ise 29 Ekim dolaysıyla açık ziyaret gününe gelen ailemden duymuştum. Tabi ki zor günler yaşadık. İtfaiye raporlarında elektrik kontağından kaynaklandığı yer almış olsa da biz buna inanmadık. Çünkü o dönemde başta BÇG‘nin hedefindeydik. Hem de malum 29 Ekim‘e denk gelmesi şüpheleri daha da artırdı" şeklinde konuştu.
BASKILARA DAYANAMADIM, LONDRA‘YA GİTTİM
Mahkeme sürecinde hem kendisinin hem de ailesinin yıpratıldığını da kaydeden Mercanoğlu, "İki ay cezaevinde kaldıktan sonra Adana DGM‘de çıktığım ilk mahkemede beraatıma karar verildi. Hapisten çıktığımda hiç bir şeyim kalmamıştı. Tekrar radyoyu yayına koymaya çalıştım, fakat başarılı olamadık. Aynı zamanda evime her gün sivil polisler gelip yoklama yapıyordu. Bundan ailem çok rahatsız oldu. Psikolojik ve ekonomik anlamda bir çöküntü içerisine girdim. Bu süreçte çok fazla dayanamadım, Londra‘ya gittim" dedi.
‘TAHRİKÇİ‘ BAŞLIĞI ATTILAR
Kartel medyasının o günlerde yaptığı haberlerle yargısız infaza kalkıştığını ifade eden Mercanoğlu şöyle konuştu: "Hürriyet Gazetesi ‘Tahrikçi Radyocu Tutuklandı‘ başlığıyla haber yaptı. Ama biz kimseyi tahrik etmedik. Sadece insanlar başörtülerini zorla çıkaranlara karşı tepki göstermek için toplandı. Biz de bunu duyurduk ve destekledik. Bugün basın özgürlüğü diye haykıranların çoğu, o günlerde despot bir tutum içerisindeydiler."
BEN DE DAVACIYIM
28 Şubat davasına müdahil olacağını kaydeden Mercanoğlu, "Maddi ve manevi zararlarımın tazmin edilmesini istiyorum. O dönemi en çetin şekilde yaşadık. Ekonomik ve psikolojik olarak yıprandık. Ailece korkulu günler yaşadık. Radyomu satmak zorunda kaldım. Ülkemi terk ederek Londra‘ya yerleştim. Gerçekten zor oldu. Çevik Bir başta olmak üzere diğer sorumlulardan davacı olacağım."