l MGV uzun bir dönem İstanbul’daki şiir programlarının öncülüğünü yapıyordu. Çemberlitaş’ta FKM salonunda çok coşkulu şiir programları icra ediliyor ve katılımcı şairlerin şiirleri bir kitapçıkta toplanıp şiir dinlemeye gelenlere dağıtılıyordu. Bu programların birçoğuna katılmış biri olarak hâlâ bu kitapçıkları kütüphanemde muhafaza ederim. Diyeceğim o ki, AGD bu geleneği sürdürse ve yeniden zamanın şartlarına uygun olarak şiir programlarına öncülük etse fena mı olurdu? Salonlarımız kalbimiz nispetince boş. Kültür merkezlerimiz kafamızın tenhalığınca sessiz. Sokaklarımız arı kovanı gibi gürültülü. Gençleri şiirle bir daha kim buluşturacak?
l Pandemi süreci bazı şeyleri unutmuşa benziyoruz. Maharet ve marifet, unutulan şeylerin başında geliyor. Eskiden bu kadar eksiklik peş peşe gelmezdi. Herkesin muhtemel aksilikler karşısında bir b planı, c planı falan vardı. Şimdi bütün bunlar unutulmuş gibi. Kovid salgını etkisini kaybedince Anadolu’nun birçok yerinde kitap fuarları da art arda açılmaya başladı. Davet üzere ben de Erzurum Kitap Fuarı’ndaydım. Fiziki ortam bir kitap fuarı için oldukça iyiydi. Her şeyin iyi gitmesi için çaba sarf ediliyordu elbette. Fakat buna rağmen yine de bir şeylerin tam oturmadığını görmek hiç zor değildi. Başta ekran yüzü olan, ama yazarlık yönü eklenti gibi duran isimlerin dev posterlerle şehrin merkezlerinden fuar salonunun dört bir yanına kadar yaygın biçimde özel reklama tabi tutulması eski ve popüler bir acemilik olarak dikkat çekmekteydi. Fuara onur konuğu olarak çağrılan usta şairin kitaplarının fuara getirilmemesi ise başka bir gariplikti. İmzaya çağrılan yazarlardan bazılarının da kalemi var, fakat imzalayacak kitapları yoktu. Çünkü kitaplar dağıtımcılardan fuara ulaşmamıştı. Söyleşi yapılan bölmenin fuarın gürültüsüne maruz kalması da ayrı bir pop-acemilikti. Dileriz pandemi acemilik ve yorgunluğu bir an önce atlatılır ve yeniden gelecek günlerin dinamizmine geri döneriz.
l Tokat-Zileli şair Cahit Külebi memleketinde anıldı. Doç. Dr. Şenol Korkut, Mehmet Aycı, Cengizhan Orakçı, Orhangazi Gökçe ve bendenizin yer aldığı “Cahit Külebi” panelinde şairin halk şiirini nasıl modern bir yordamla yoğurup ona biçim verdiği anlatılmaya çalışıldı. Zile gibi orta ölçekli bir kasabada böylesine iddialı ve görkemli programların yapılmış olması hiç şaşırtıcı gelmedi. Zira başta Zile Milli Eğitim Müdürü H. Bayram Polattimur olmak üzere öğrencisi-öğretmeniyle ilçe halkının bu tür etkinliklere hazır bir ruh taşıdıkları aşikârdı. Akşamleyin düzenlenen şiir programı bunun açık bir göstergesi gibiydi. Ne de olsa Ali Bal, Orhan Gazi Gökçe ve Mustafa Uçurum (Üç yazar) eğitimde olduğu kadar kültür ve edebiyatta da bulundukları yeri olumlu anlamda değiştirip dönüştürecek ve geliştirecek birikim ve enerjiye sahiptirler. Bu arada Tokat ile Zile arası gözlerim çoktan beri özlemini duyduğu ekili arazileri seyretmeye doydu. Toprağa ekilenle satırlara ve sadırlara ekilen bir şehrin ortak mirasını oluştururlar. Taner Sarıtaş, Şenol Korkut, Mustafa Uçurum, Orhan Gazi Gökçe, Ali Bal ve Muhammed Münzevi gibi yaşayan yazarlar da bu mirasta pay sahibidirler. Modern halk şiirinin özgün ismi Cahit Külebi gibi.
l Cennette şiir var mıdır? Şimdi bana çok değişik cevaplar vereceğinizi biliyorum. Cennetle ilgili eksik bilgi şiirle ilgili noksan bilgi ve tecrübeyle birleşirse işin içinden çıkmak mümkün değildir. Bildiğimiz bir şey varsa cennetin dünya ile eşitlenmemesi gerektiğidir. Dünya bakışı ile baktığımızda öteleri görebilmemiz zor. Çünkü boyumuz yetmez öteleri buradan görebilmeye. Şiir tam da dünyalık bir şey. Mutlak dinginlikte şiir kendine yer bulamaz. İyisi mi bu konunun yüksek dallarına uzanıp doruğuna çıkmak istiyorsanız 24 Mayıs Salı günü (bugün) saat 19.00’da Cerrahpaşa’da, Davutpaşa Medresesi’ndeki söyleşimize bekleriz. (Fındıkzade Tramvay Durağından 5 dk. mesafede)