UZUN zamandır, mübarek bayramları bayram gibi
kutlayamıyoruz. Kâfirler bir yandan, münafıklar bir yandan bayramı içimize
zehir zıkkım etmek için uğraşıyor. Bilhassa bayram yaklaştıkça sözleşmiş gibi
saldırıyorlar. Bu sene de öyle oldu. İsrail, Filistinlilere kan kusturmaya
devam ediyor. Eceli gelen itin cami duvarına pislemesi gibi, Mescid-i Aksa ya
saldırıp duruyor. O yiğit anaları, bacıları hırpalıyor, çocukları hedef alıyor.
Gazze yi bombalayıp duruyor.
Gâvurun yaptığı bu gâvurluk yetmiyormuş gibi, bu defa
devreye münafıklar giriyor. Münafık kâfirden eşettir sözünü doğrularcasına,
Mısır ın eli kanlı yönetimi, Gazze lilerin nefes borusunu kesmek istiyor. Sözde
Müslümanlar olarak sınır kapısını açıp Gazze ye nefes aldıracağına,
Gazze lilerin ölmemek için açtıkları tünelleri su ile dolduruyor. Deniz suyunu,
kazdığı kanallar vasıtasıyla tünellere dolduruyor. Sözüm ona adına Müslüman
ülke denilenlerin çoğundan ses sedâ çıkmıyor. Bu dehşetli zulme tepki
gösterilmiyor.
Almanya, kurban bayramında Müslümanların kurban
kesmelerini engellemek için elinden geleni ardına koymuyor. Kurban keseceklere
25 bin Euro ceza vereceğini açıklıyor.
Nice zamandır, ülkemizde, en ağır mesleği icra eden
gazeteciler de ağız tadıyla bir bayram edemiyor. Eskiden Ramazan bayramının son
iki günü ve Kurban bayramının son üç günü gazeteler çıkmazdı. Onun yerine
Gazeteciler Cemiyeti nin çıkardığı bayram gazetesi çıkardı. O arada
gazeteciler de ağız tadıyla bayram yapar, birazcık nefes alırlardı. Sonradan
kim icad ettiyse etti hiç de iyi yapmadı- bayramda da gazeteler çıkmaya
başladı. Bir, üç, beş derken o güzelim gelenek bozuldu. Bildiğim kadarıyla
hayli zamandan beri bir tek Millî Gazete bu nâhoş uygulamaya uymuyor ve
bayramlarda çıkmayarak çalışanlarına tâtil yaptırıyor.
Gazetecilik zaten stresli bir meslek. Devlet bile,
bunlar nasılsa uzun yaşamaz. Bu stres bunları öldürür diye emeklilik senesini
birazcık aşağıya çekmişti. Bu ağır mesleği omuzlamış garibanlar hiç olmazsa bu
mübarek günlerde nefes alsın, eşi-dostu ile bayramlaşsın. Ne var ki
meslektaşlarımızın çoğu, bundan mahrum. Diğer gazeteler de Millî Gazete nin
uygulamasını tâkip edip o eski güzel uygulamaya dönmeliler. Varsın çıkmadıkları
bayram günlerinde boşluğu Gazeteciler Cemiyetleri nin çıkaracağı gazeteler
doldursun.
Bu bayramı en sıkıntılı geçirenler yine Suriye deki
kardeşlerimiz oldu. O ülke çıfıt tarlasına döndü. Sanki üçüncü Dünya Savaşı o topraklar
üzerinde yapılmakta. Neredeyse dünyanın bütün ülkeleri orada. Ne var ki
mazlumları destekleyenler bir elin parmakları kadar var, yok. Alayı zâlimden
yana. Sanki vuranlar, silah verenler azmış gibi, Rusya, Uçaklarımla
bombalarım. Esat rejimi isterse asker de gönderirim! diyor. İran zaten
askeriyle, silahıyla orada. İngiltere orada, Amerika orada, Fransa orada
Rabbim mazlumların yardımcısı olsun.
Ülkemizde yaklaşık iki milyon Suriyeli mülteci var.
Devletçe ve milletçe bu mazlum ve mağdur kardeşlerimize kol kanat germekteyiz.
Bu bizim aslî vazifemiz. Devlet için de en mühim sadakadır. Sadaka belâyı def
eder. Ne var ki bu kardeşlerimizden bir kısmı, sanki daha müreffeh
yaşayacaklarmış gibi Avrupa ülkelerine gitmek istiyor. İnanın orada tel örgülerden,
konteynırlardan burunlarının ucunu çıkarmalarına müsaade etmezler. Ülkemizi çok
ararlar. Macaristan da yapılanlara bakınız.
Rabbim bu mübarek günler hürmetine, hac için mübarek
topraklarda olan muhlis kardeşlerimizin duâsı hürmetine bütün mazlumları kurtarsın.
Zâlimlerin gücünü, şevketini kırsın. Bugünleri oruçlu geçirmek, sevabı ve
fazileti bol bir haslettir. Bilhassa arefe gününü oruçlu geçirmeye bakalım. Bin
ihlas-ı şerif okuyalım ve bilhassa öğle namazından sonra vakfeye duran
kardeşlerimizin duâlarına iştirak edelim. Bayramınızı şimdiden tebrik ederim.
Rabbim cümlemize bayramları bayram gibi geçireceğimiz günleri göstersin.