Bayramları Bayram Yapanlar

Abone Ol

Ölüm değmemiş hayatlar, biraz daha özenmelidirler; yaşama saygıya. Süt kokulu pilâvlar pişiren yaşlı annelere. Yüzleri yol yol olmuş yaşlı babalara.

Ölü canlar... Ezanların onların kokusunu getirdiği. Özlem yüklü türkülerin, gözleri sağanağa tuttuğu. Soğuk soluklu kış akşamlarının iyice yalnızlaştırdığı... Bayramların renkli esvap neş esini soldurduğu, canlar...

İlle de bayramlarda. Ölü canların iyice acı verdiği. Bu yüzden asla terkedilmemeli bayramlar. Canlar, ölüm çağrısına kapılıp gitmeden. Bir dahaki bayram sahiline çıkma senedine sahip olunmadığı hesap edilip de...

Yakınları, aileyi koklaya koklaya. Evlâdı, ana-babayı, kardeşi, torunu, nene-dedeyi... Üzerine titrenmelidir canların. Bayram şekerine bandırıp da her günü.

Bayrama yakınlarını, sevdiklerini kaybetmiş olarak çıkanlar çok iyi tahlil edilmelidir. Vakit varken henüz, her günü bayram bilip, ırak bir köydeki hasta anne-babanın yanına koşulmalıdır. Kapı da kalan gözlerinden öpülmelidir, amca ya da teyzenin. Akrabanın, komşunun hatırı için beklenmemelidir bayram. Ne kadar zor ve acılı idi benim için bu bayram. Annem yoktu. Kabristanda, ocak soğuğuna direnen pembe açmış güller arasında bir başına idi artık. Çocukları ne kadar kalabilirlerdi ki yanında.

Baba ocağını zoraki gülüşlerle aydınlatmaya çabalıyorduk. Gidenlerle her yan kararmıştı, ağartmaya gücümüz yetmiyordu. Herkes tamamdı. Bir kişinin yokluğu bayramın bütün lezzetini alıp götürmüştü. Çocuk kahkahaları bile kırık döküktü. Kırk-elli yıllık eşyalar durmadan maziyi anımsatıyordu. Sofralar kurulup kaldırılıyordu ama yemeklerin tadı yoktu. Yeğenler-yengeler anıları paylaştırıyordu. Çocukluk ve gençlik hatıraları dolmuştu odalara. Sümbül soğanları coşmuş, lâleler fışkırmış, orkideler cama örülmüşler. Herşey gideni koro halinde anlatma yarışına girmişlerdi.

Bayram ziyaretime gelenler, annemle yıllardır arkadaşlık yapan kuşu soruyorlar. O gürültülü muhabbet kuşu, annemle konuşmamızı kıskandığı için konserini iyice yükselten hayvancığa ne kadar eziyet etmişim meğer. Kafesi alır, bizden uzaklaştırmak için öbür odaya götürürdüm. Annemin vefatı ile bir daha konuşmadı, sustu. Ötmesi için çok ricada bulunduk, dinlemedi. Halbuki çok neş eli bir varlıktı. Annemin kırkıncı ölüm gününde, kuşu kafesinin içinde ölü bulduk. Kendisini gerçek olarak seveni iyi bilen hayvancık da, acıya dayanamamıştı. Karalı bayramımıza gelenler, kuşun neş eli seslerinin yokluğu ile de suskunlaşan evde, bu haberle de iyice hüzünlendiler.

Nehir hanımın yanında da hep ölüm değmemiş hayatına geri gidiyorum. İncitmekten korktuğu yârini henüz yalnız bırakmamıştır ihtiyar delikanlı. O neş e ve ışıl ışıl parlayan siyah gözleri; Nehir hanımın kırkdördünde. Şimdi yaşı yetmiş, gözlerinde kırk dörtlüğün parlaklığını arıyorum. Yaşlılığın gölgesi yüzüne vurmuş mudur hiç merak etmiyorum. Sevgili eşinden ayrı geçirdiği bayramın burukluğunu ölçmeye çabalıyorum. Yine o çocuk sevinci, bayramı "of"larla karalamamaya kendisine söz vermiş gibi. Kadınlığına doladığı neneli yıllarına olabildiğince saygılı. Yârini götüren şeker komalarını, kalp durmalarını anlatsa da, bohçalayıp kaldırmış orta yerden hüznünü. Usta bir virtüöz gibi evin içindeki enstrümanları idare etmekte. Hamile torununun üzerine titremekte. Sonra bir sevda bildirisi sunarcasına şeker karası gözleri ile, herkesi gülümsetiyor: "ee nasıl olsa, orada buluşacağız onunla  Daha ağırlayacağımız konuklar var, sereceğimiz örtüler, pişireceğimiz yemekler... Ayakta tutulacak yuvalar... Karşılanacak bayramlar..." dercesine şıkır şıkır sesi ile bir kuş cıvıltısı gibi gelenleri karşılıyor, gidenleri uğurluyor.

İnsanların bayramı aslında her gün. Aile birarada ise, Allah ın her günü garip değil. Ölümler bayramların canını yaksa da... Bir gül gibi koparılıp öte aleme bırakılmadan önce sevgili yakınlarla olabildiğince sık toparlanma, bir araya gelme; günlerimizi bayrama çevirmenin çok önemli bir kazancı, mutluluğu.

Ölü canlar yüreğimizi sızlatsa da; her kar yağdığında acaba üşüyorlar mı diye endişelensek de... Mutlaka onlar da aileleri ile buluşuyorlar düşüncesi insanı rahatlatıyor. İnancımız gereği dünyadan çok daha güzel bir âleme kapı aralıyorlar fikri; onlara özlemle bakmamızı sağlıyor. Fakat geride kalanlar, sevdiklerinden ayrı oldukları için çok yoksullaşıyorlar. Bu acı, bayramlarda iyice katmerleşiyor.