Bayramınız mübarek olsun

Abone Ol

Biliyorum bu yazıyı okuyamayacaksın ey saygıdeğer okuyucu.

Zira işin başından aşkın.

Bir gün önce inşaatın mantolamasını bitirebilmek için yatsıdan çok sonra eve varıp kendini zor atmıştın yatağa.

Ciğerlerinde bir öksürük, strafor kırıntıları geliyordu her lavaboya koştuğunda.

Alçı, çimento, kum, astar, boya; boğazını yakıyordu.

Son günlerde kurban parasını denkleştirmek için erken inen güz akşamları ile bir yarışa girip yatsıları da devirip geliyordun eve.

Biliyorum bu yazıyı sende okumayacaksın eli koynunda kalmış anne.

“Bu bayram bari bir gün izin alsan da, gelsen sana doya doya sarılabilsem” dediğin evladının kokusu burnunda tütmekte.

Bayramları kapıya koymuşsun, çocuğun gideli beri.

Hiçbir sevinci, kahkahayı, neş’eyi içeri almıyorsun.

Mâveradan izin verilmiyor, bunu biliyorsun ama yine de hayal işte, bir gelse diyorsun, o kara gözlü kuzunun kokusunu ne kadar özlüyorsun.

Eminim siz de okumayacaksınız bu yazıyı, bayramlık yemeklerini yapıp evi temizleyip her kapı çalınışında torunlarının geldiğini sanan yaşlı zevceyn.

Yine çok işleri olduğundan yetişkin torunlarınız ancak akşam karanlığında gelecekler, yemekler soğuyacak, bayram sofrasına oturmaya nazlanacak hayatınızın en kıymetlileri, durmadan saatlerine bakacaklar, kalkmak için en uygun zamanı kollayıp kaçacaklar, onları durdurabilmek için çok savaş vereceksiniz, daha tatlınızı bile yemediniz diyeceksiniz ama merdivenlerden aşağı inmeye başlamışlardır bile.

Burnunuzun direği sızlayacak.

Biliyorum bu yazıyı sende okumayacaksın, mezarlığın otlarını ayıklayan kadın. Dudaklarında bir şarkı gibi dualar en sevdiğinle konuşurken. “Ah Annem” nidalarını dinleyen sardunyalar titreşirken. Ağrıyan dizlerine aldırmadan, dikenli çam yapraklarını toplarken, anneye bu bayram ziyaretinde yine hediyeler getirmişsin elin kolun dolu, Fatiha sümbüllerini de bırakıyorsun toprağın yanı başına. Karlı, sisli, yazlı, köyün kerpiç eyvançesinde bayramlarını anımsıyorsun çocukluğunun, anne motifinin henüz göğsünde takılı olduğu günler geliyor da aklına, gözlerin yaşarıyor. Senden sonra bayramların da tadı kalmadı, ah anam dediğinde; sanki serviler vokal tuttu bu ciğerden gelen sese.

Sen hele bu yazıyı hiç okumayacaksın derdi dağlardan büyük gamlı. Bir hastanın başucundasın, bayram bile ağartamıyor hüznünün karanlığını. Ne olacaktır, durumu gitgide ağırlaşmaktadır, soluğanlaşmaktadır, yoksalar aklına düştüğünde, soğuk bir ter basmakta yoksa bayram misafiri midir, kapı ağzında mı durmaktadır, gidecek midir

Bir düğünün telaşındaki genç kız, biliyorum sen de okumayacaksın, bu yazıyı. Son eksikleri de yazdığın listeye göz attığında; leğenlerin, sepetlerin, sarımsak dövücünün, faraşın, çay kaşığının unutulduğuna şaşıp kalmaktasın, bu bayram geçse de o ufak tefeği de ekleyip çeyiz hurçlarının yanına, yeni evinin dekoruna koşturacaksın.

Karmıklarda geceleyen balıkçılar da, minibüs muavinleri de, pazara pirpirim yetiştiren kadın da, doğumhanenin ışıklarından sancılarına medet sağan anne de okumayacak.

Senin hele kafanı kaşımaya vaktin yok, sadık okuyucu; yaramaz bir dananın ipini tutmuş tedirginsin, Allah vere de bir kaza çıkmadan sağ salim kimse yaralanmadan bayramı atlatma derdindesin.

İlle de sen, sen hele hiç okuyamazsın, gözünü yoldan geçenlere çevirip umutla kurban eti bekleyen “kâri”.Geçen kurbanda evden ayrılmamış, karşı komşuların kurban etinden getirmesini beklemiştin ama unutmuşlar mıydı ne, kimse kapını çalmamıştı.

Oysa ondan önceki bayram, adı üstünde tam bayram yapmıştınız ailecek. Ev sahibi ve beş altı komşu et getirmiş gözün aydın olmuştu.

Bu bayram bari geçen yılki hüsranı yaşamamak en büyük utkun.

Ya sen en güzel beldenin tatlı yorgunu, sen hele asla okuyamazsın, bu yazıyı. Bugün bayram, gece Arafat’tan, Müzdelife’ye geldin, sonra oteline on kilometreye yakın yürüdün, hacı oldun, bugün hayatının yeni bir dönümü, kutlu, mebrur ola.

Biliyorum aziz okuyucular, her birinizin işi başından aşkın ya da bu bayram günü feleğin çarklarına takılıp kalakalmak ağırınıza giderken yahut tatlı bir telaşın peşi sıra sürüklenirken, o yoğun koşturmaca da bayram yazısı da neymiş demektesiniz.

Bayram yazımı vakit bulup okuyamazsanız da, olsun; siz sağ olun, yıllarca bu köşeyi okudunuz, üzerimde hakkınız büyük, hep var olun. Allah hepinizden razı olsun, benim can kardeşlerim, okuyucu-daşlarım, hepiniz dualarımdasınız, dünyevi ve uhrevi bütün mutluluklar sizlerin olsun.

Bayramınız mübarek olsun.