Bayram geldi neyime, kan damlar yüreğime

Abone Ol

“Bayram geldi neyime, kan damlar yüreğime…” Bu söz hasretlik çeken, çileli bir hayat süren, özellikle yaşlı ninelerimizin manisi idi. Ne yazık ki şimdilerde yoksulluk çeken her insanın sitemle söylediği söz haline geldi. Kurban Bayramı’nın neşesini kaçıran pazarlardaki kurban fiyatlarını söylemek pek de yanlış olmaz. Belki günün önemine binaen öncelikle budur ama herkesin malumudur ki sadece bu değil.

Doğu Anadolu’nun vârisi sayılan Erzurum’da halkın içinde biraz gezip dolaşıp; eş, dost, akraba, arkadaş vs. ile kurduğumuz diyaloglar neticesinde söylenenler geçmişten bugüne bayramları kıyasladıklarında, günümüzdeki bayramın birinci cümlemizdeki maninin tezahürü bütün varlığıyla ortaya çıkıyor. Serzenişlerinin içinde özellikle kurban fiyatları ve kurban kesmeye güçlerinin yetmediği, asgari ücrete, işçiye, memura verilen zamlara nispeten kurban fiyatları geçen yıldan bu yana 2 kat daha fazla artmış. Bundan ötürü de kurban kesenlerin sayısı maalesef gayet azalmış. Geçmişte her binanın önünde birkaç tane kurban görülüyordu. Ama şimdi maalesef hiç yok.

İşte toplumun o kadar fakirleştiği bir dönemde tasarruf tedbirleri uygulamasını da maalesef bu toplum üzerinden sağlamaya çalışıyor. Bu bozuk ekonomik düzenin getirdiği ağır hayat şartlarını örtebilmek için göstermelik bazı tedbirler maalesef uygulanabilir olmaktan çok uzak. Örneğin emekliler için şehirlerarası ulaşımda %20 indirim öngörülmesine rağmen hiçbir firma bunu uygulamaya koymadı. Diğer bir taraftan kira artışlarını %25 ile sınırlandırdılar. Hiçbir ev sahibi de bunu asla uygulamadı. Yani söylemlerle, aldatmalarla, çocuk kandırmacalarıyla yoksulun umutlarını ne yazık ki bitirdiler. Evet bayram; sahillerde, beş yıldızlı otellerde tatil yapana bayram… Emeklinin, asgari ücretlinin, engellinin, hülasa dar gelirlinin, yoksulun bayramı değildir.

Evet, ülkemizde böyle… Ya başka coğrafyalardaki Müslüman toplulukların bayramları bizden farklı mı? Gazze’deki zulüm ve vahşet altında kalan çocuk, kadın, yaşlı ne durumda? Bunları düşündüğümüzde bayrama, bayram diyebilir miyiz? Siyonistler bütün dünyaya, özellikle de Müslüman ülkelere meydan okuyor. D-8’lerin toplantısının yapıldığı gün, zulmün şiddetini artırdı. Birleşmiş Milletler’in kararlarını tanımadı. Yani Siyonist İsrail, sözden anlamıyor. Akla merhum Erbakan Hocamızın sözü geliyor. “Siyonist İsrail sözden değil, zordan anlar.” İşte sözün bittiği nokta gelmiştir. Şimdi zorun ve gücün kullanılacağı dönemdir. D-8’ler ve diğer Müslüman ülkelerin bu husustaki sorumlulukları büyüktür ve gereğini yapmalıdırlar. Yoksa bu tatsız ve mutsuz bayramları daha çok yaşarız. Mutlu ve huzurlu bayramlara kavuşmayı Yüce Mevla’dan niyaz ediyoruz, vesselam...