Bayram da, tatil de bitti !..

Abone Ol

Sayılı günler ister zor ister kolay geçsin neticede bitiyor... Bu bakımdan önce Ramazan ı, ardından da Allah ömür verdi Ramazan Bayramı nı idrak ettik. Her sene olduğu gibi yine birileri Ramazan Bayramı yerine Şeker bayramı demeyi tercih ettiler... Hatta, bazıları "Kim ne derse desin Şeker Bayramı demeye devam edeceklerini" vurgulamadan edemediler. Belli ki Ramazan Bayramı na Şeker Bayramı diyenler için Kurban Bayramı da Et Bayramı olacak... Niçin böyle derler, niçin kendi saplantılarında ısrarlı olur, bu ülkede inançları gereği Ramazan ve Kurban Bayramı nı kutlayanlara saygısızlık etmekten geri durmazlar Bilmezlermi ki bir arada yaşamanın şartlarından birisi karşılıklı inanç ve fikirlere hoşgörü ile yaklaşabilmektir.

Peki bazı çevreler niçin Ramazan Bayramı na Şeker Bayramı, Kurban Bayramı na da Et Bayramı demekte ısrar ederler

Hemen belirteyim ki bu tavırlarında ideolojik bir yaklaşım vardır ve bunu bilinçli olarak yapar ve ısrarla sürdürürler. Maksatları dini bayramlarımızı dini niteliklerinden sıyırmaktır. Bir başka ifade ile dini bayramları kendi inançsızlık penceresinden bakarak yorumlamaya çalışmaktadırlar. Olayın kısaca izaha budur. Herkes kendi hesabını kendisi vereceğine ve inananlar olarak ahirete de katıksız olarak inandığımıza göre onları kendi halleri ile baş başa bırakalım.

Bu arada yine Bayram tatilleri, bayramdan soyutlanarak doğrudan tatil günleri haline getirildi. Bu sebeple de Hükumet Bayamın arkasından gelen Perşembe ve Cuma günlerini de tatile dahil etmediği için tatilciler tarafından tepki ile karşılandı. Bayramı Bayram olmaktan çıkatır sadece tatil günleri şeklinde algılamaya başlarsanız o toplumda ciddi bir kültürel ve dini dönüşüm ve değişim yaşıyorsunuz demektir. Biliyorum ki, Ramazan boyunca orucunu da tutan pek çok insan yurt içinde ya da dışında tatile çıktılar. Bayram günleri onların kapıları kapalı olduğu gibi, büyükleri de bayramlaşmak için yollarını boşuna beklediler... Genellikle tatile gittikleri yerlerden telefonla arayarak büyüklerinin bayramını tebrik etmekle yetindiler. Böyle olunca da geçmişte olduğu gibi Bayramlar ailenin tüm fertlerinin bir araya geldiği günler olmaktan çıktı. Değişen şartlar sadece aile fertlerini dağıtmakla kalmadı şimdilerde mektuplaşma ve  tebrikleşmede bitti. Artık insanlar birbirine rengarenk tebrikler atmıyorlar... Bunun yerine mesajlaşmalar başladı... Başlangıçta uzak mesafelerde bulunanlar hiç olmazsa telefon açıyor birbirlerinin sesini duyuyor, böylece hasret gideriyorlardı. Şimdilerde artık        -tasarruf için olsa gerek-  telefon da açılmıyor... İnsanlar birbirlerine iki satır mesaj atıyorlar... Böylece sanki bayramlaşma görevini yerine getirmiş oluyorlar... Şahsen bana mesaj atanlara mümkün olduğunca telefonla dönmeye, onlarla hiç olmazsa telefonda yüzyüze gelmeye dikkat ediyorum. Çünkü, mesajla tebrikleşmeyi işi hafife almak olarak algılıyorum... Pek çok özelliklerimizi yitirmiş olsak da hiç olmazsa sene de iki bayrak masrafına katlanarak sevdiklerimizin seslerini duyalım, öyle tebrikleşelim istiyorum.

Eğer, telefon parasına değmeyecek kadar karşımızdakini önemsemiyorsak  o zaman mesaj atmaya da gerek olmamalı diye düşünüyorum... Hadi şartların gereği mesajla tebrikleşmeyi makul görelim... Ne gariptir ki, telefonunuza bir mesaj düşüyor açıyor okuyorsunuz... Mesajın altında gönderenin ismini arıyorsunuz... Bir şey yok... Doğrusunu söylemek gerekirse bu davranışı da anlayamıyorum... Niçin karşınızdakini bulmaca çözmeye zorluyorsunuz   Mesaj attığınız kişi aynı günlerde onlarca mesaj alıyorsa ve hepsinin sahiplerini bulmaya çalışmak gibi bir işkenceye tabi tutmuş olmuyor musunuz Buna hakkınız var mı Doğrusunu söylemek gerekirse bir kişi attığı mesajın altına ismini yazmıyorsa ben o kişilere geri dönmüyorum. Hele hele son günlerde birde özel numara modası yaygınlaşmaya başladı. Bu kişiler mesajlarının altına adlarını yazmadıkları gibi numaralarını da gizliyorlar... İsminizi ve numaranızı gizliyorsanız mesajda atmayın beyler... Yaptığınız iş laubaliliğin de ötesinde bana göre terbiyesizlik sınırları içine girer. Telefon önemli bir ihtiayaçtır.. Ancak, giderek bu önemli bir ihtiyacımıza  cevap veren alet laubaliliklerin sergilendiği bir alana  dönmeye başladı.

Denebilir ki, iletişim alanındaki değişiklik de diğer alanlarda yaşanan değişiklikler gibi kendine has bir takım davranışları da beraberinde getiriyor... Bizlere bu değişikliklere uyum sağlamak düşüyor... Değişikliğe uyum sağlamaya bir itirazım yok ama, laubalilik ve terbiyesizliğe  de uyum sağlamak zorunda olmadığımı düşünüyorum.