Baykalın çarşaflı hanımların yakasına CHP rozeti takması ve CHPye giriş yapan çarşaflıları kafası aydınlık olarak nitelendirmesiyle ilgili tartışmalar devam ediyor. Tartışmanın ağırlık noktasını da Baykalın samimi olup olmadığı oluşturuyor. Kimileri Baykalı samimi bir açılım içinde bulurken kimileri de seçimler yaklaşırken atılmış bir adım olarak değerlendiriyor. Ancak, Baykalın bu tavrını samimi bulmayanların oranı diğerlerine göre çok fazla. Hatta bir ankete katılanların yüzde 80den fazlası Baykalı samimi bulmadığını söylemiş.
Bu noktada ortaya bir niyet okuma çıktığını, niyet okuyarak da hakkında hüküm vermenin çoğu zaman insanları yanıltabileceğini söylemek gerekiyor. Çünkü, insanlar karşılarındaki hakkında bir hüküm verirken bunda iki şey etkili olur. Birincisi hakkında hüküm verilenin geçmişte söyledikleri ve yaptıkları, ikincisi ise hüküm veren kişinin siyasi ve ideolojik yaklaşımıdır.
Baykalın başörtüsü konusunda söyledikleri ve yaptıkları olmasaydı çarşaf açılımının samimi olup olmadığını tartışmaya hiç gerek kalmazdı. Ne var ki yıllardan beri başörtüsü karşıtlığı ile siyaset yapan, adeta toplumun sadece belli bir kesiminin savunuculuğunu üstlenen buna karşılık toplumun çok büyük bir bölümünü oluşturan kesime karşı acımasızca diyebileceğimiz bir tavır sergiledikten sonra BaykalIın bugün çarşaflıların da CHPde yeri olduğunu söylemesi elbette toplumun çoğunluğuna inandırıcı gelmiyor. Baykalın samimi olup olmaması ayrı bir konu. Önemli olan inandırıcı olabilmektir. Bir insan gerçekten söylediği söz ve eylemde samimi olabilir. Samimi olmak ile inandırıcı olmak farklı şeylerdir. Daha ilkokulda okuduğumuz bir hikaye vardır. "Yalancıyı kurt yemiş kimse inanmamış" diye.. Bunu söylerken kesinlikle Baykalı yalancılıkla suçluyor değilim. Geçmişte söylediklerinin bugünkü tavrını ve söylediklerinin inandırıcılığını ortan kaldırdığına vurgu yapmak istiyorum.
Bu arada Baykal çarşafı içine sindirirken hâlâ başörtüsünü siyasi simge olarak nitelendiriyorsa mütedeyyin insanların güvenini kazanması ve kendisinin bu insanlarca inandırıcı bulunması mümkün olabilir mi
Peki Baykal inandırıcı olabilmesi mümkün değil mi
Elbette mümkün. İnsanlar zaman içinde değişebilir. Yanlıştan dönebilir. Yıllardır sigarayı elinden düşürmeyen pek çok tanıdığım var. Bir de duyarız ki bu arkadaş sigarayı bırakmış. Duyduğumuzda inanmakta zorlanırız.Ama aradan aylar geçer bu arkadaş sigara içmemeye devam ediyorsa artık biliriz ki gerçekten bırakmıştır. Yani inandırıcılık için bazen zamana ihtiyaç vardır, bazen de yeni adımların atılmasına.
Baykal bir hamle yapıp başörtüsü sorununun çözümünde bir adım atabilse, yavrularımızın okul kapılarından geri çevrilmesini engelleme hususunda insiyatifi eline almaya kalkışsa sanıyorum kimsenin bundan böyle Baykalın samimiyeti üzerinde söyleyecek sözü kalmaz.
Böyle bir adım sadece Baykalın samimiyetinin ispatı olmaz aynı zamanda başörtüsü yasağını kaldıracaklarını söylemelerine rağmen 6 yıllık iktidarlarında ciddi bir adım atmayanlar, adım attıklarında da Anayasa ve yasalarda bulunmayan yasağın Anayasa Mahkemesi kararına dönüştürülmesine vesile olanların da ne derecede samimi olduklarını gösterecektir. CHPnin ilk adımı atması ile eğer sonuçta başörtüsü sorunu çözüme kavuşacak olursa böyle bir çözümün faturası kesinlikle tek bir partiye ait olmayacaktır ve bir zulüm ortadan kalkmış olacaktır.
Böyle bir adım atılmaz da "CHPye giriş yapan çarşaflıların kafalarının içi aydınlık" demek suretiyle girmeyenleri suçlayıcı bir beyan ortada durduğu sürece bu toplum Baykalın samimiyetinden hep şüphe edecektir.
Tekrar ediyorum, hiç kimse hakkında niyet okuyarak hüküm vermenin doğru olmayacağına inanıyorum. Niyet okuyuculuğun toplumu sadece çıkmaza sürükleyeceğini, mazlumların suçlanmasına, zalimlerin ise aklanmasına vesile edileceğini düşünüyorum. Ama toplumun da ister istemez özellikle siyasilerin geçmişte söyledikleri ve yaptıklarının tersine bir söz ve eylemleri ile karşılaştığında buna şüphe ile bakma hakkı olacaktır.