Bay Trump lütfen biraz ciddiyet!..

Abone Ol

Dün söylediğinin bugün; sabah söylediğinin akşam tersini söyleyen ABD Başkanı Trump şimdi de, “Terör örgütü PKK, DEAŞ’tan daha kötü” demiş. Hâlbuki aynı Trump, Suriye’de DEAŞ ile mücadelenin bölgenin en önemli sorunu olduğunu söyleyip durdu. Hatta bunun için PKK’nın Suriye kolu YPG’yi ortak olarak seçti. Bir bakıma DEAŞ ile mücadelede YPG’yi yani, PKK’yı kullandı. Bunların ciddiyetten uzak açıklamaları o kadar çok ki, daha önce söylediklerinin hangisini kaynak olarak kullanıyorlar belli değil. Çünkü, aynı Trump, PKK DEAŞ’tan daha kötü derken PKK’yı terör örgütü olarak kabul ettiklerini, buna karşılık PKK’nın Suriye kolu YPG’yi terör örgütü olarak görmediklerini vurgulamaya mı çalışıyor belli değil. Olaya nereden bakılırsa bakılsın ABD Başkanı Trump’ın biraz daha ciddi olması gerektiği kesin.

Bir yandan PKK DEAŞ’tan daha tehlikeli diyerek kendince YPG’yi korumaya çalışıyor olsa da, Trump’ın bu açıklamasından bir gün önce YPG’li teröristler bir hapishanede tutuklu bulunan DEAŞ militanlarını serbest bırakmışlardı. Olaya bu açıdan bakıldığında YPG’lilerin DEAŞ’lıları serbest bırakmasının ardında Trump ya da bir başka ABD’li yetkilinin olduğunu düşünmek yanlış olmaz sanıyorum. Tüm bunlar bir yandan bir terör örgütüne karşı imiş gibi bir tavır sergilerken, bir başka terör örgütünün korunmasına yönelik olduğunu göstermez mi?

PKK/YPG’nin aynı örgüt olduğu gerçeğini gizleyerek Trump nereye varmak istiyor bilinmez ama bu tavrının ciddiyet ile bağdaşmadığını birilerinin Trump’a hatırlatması gerekiyor. Çünkü tüm dünya biliyor ki, PKK/YPG militanlarını silahlandıranların başında ABD ve koalisyon ortağı AB ülkeleri geliyor. Artık bu gerçeğin aksine yorumlar inandırıcılıktan çok uzaktır. Böyle olunca da dünyaya nizamat vermeye çalışan bir ABD ve Başkanı daha tutarlı olmak durumunda değil midir? Barış Pınarı Harekâtı’nın başlaması ve kısa zamanda bazı ilçelerin terörden temizlenmesinin hemen ardından terör örgütü kadar ABD ve Haçlı ittifakının da telaşlanması terör ile kol kola yürüdüklerinin ifadesi değil mi?

Hâlbuki Türkiye’nin Barış Pınarı Harekâtı’nın ABD’yi ilgilendiren bir yanı yok. Türkiye sadece sınırında bir güvenli bölge oluşturmaya çalışıyor. Öyle anlaşılıyor ki, ABD yıllardan beri eğitip silahlandırdığı teröristlere Türkiye’yi bir bataklığa çekebilecekleri konusunda fazlaca güveniyordu. Ama terör örgütünün sandıkları kadar direnç gösterememesi karşısında on gün önce, “Türkiye’nin harekâtında biz yokuz. Karşılarında da olmayacağız” açıklaması yapan Trump, şimdi bir yerlerine iğne batırılmışçasına zıplamaya, çelişkili açıklamalar yapmaya başlıyor. Öyle görülüyor ki, başlangıçta Türkiye’nin harekâtına evet diyen Trump, şimdi harekâtı durdurmak için devlet adamlığı ciddiyeti ile bağdaşmayan cambazlıklar yapıyor.

Elbette herkesin kendine göre bir yoğurt yiyişi olabilir. Trump’ın mantığı da bu denebilir. Ancak, Trump’ın açıkladığı yaptırım kararlarının ardından, “Yaptırım uygulamak savaşmaktan daha iyi” şeklinde bir açıklama daha yapması her şeyi maddi çıkar açısından değerlendirdiğini gösteriyor ki, çıkar söz konusu olduğunda insani değerler, uluslararası hukuk, varılan mutabakatlar bir kenara itilebiliyorsa böyle bir dünyada huzur olabilir mi? Özellikle uluslararası ilişkilerde güven kalabilir mi? Hemen belirtelim ki, Trump için hak, hukuk bir anlam ifade etmiyor. Onun için maddi çıkarlar önemli ve bir de kendi askeri ölmesin de isterse milyonlar anlamsız çatışmalarda can versin fazla bir mana ifade etmiyor.