Batsın sizin demokrasiniz!..

Abone Ol

Başlığa bakıp hemen birileri demokrasi düşmanlığı

yaptığımı, baskıcı rejim özlemi içinde olduğumu düşünürse acele etmiş olur.

Demokrasi düşmanı değilim ama demokrasinin putlaştırılmasına da karşıyım. Biz

eğer Müslüman sak kendi kavramlarımızla düşünmek, kendi değer yargılarımızı

hayata geçirmenin mücadelesini vermek durumlundayız. Yoksa Batı nın kuyruğuna

yapışıp, onların himmetini beklersek öncelikli olarak kendi değer

yargılarımızdan kopar, sonra da kuyruğuna yapıştıklarımızın kutsallaştırılmış

kavramlarının esiri haline geliriz. Uzunca zamandan beri İslam dünyasının

yaşadığı da budur. Çünkü hâkim kültür yeryüzünde belirleyici oluyor,

kavramların içini şartlara göre farklı biçimde dolduruyorlar. Söz gelimi İslam

dünyası ve gelişmekte olan tüm ülkeler için demokrasi işgal, darbe ve katliam

anlamına gelirken kendileri söz konusu olduğunda demokrasi özgürlük,

farklıklara rağmen bir arada yaşama kültürü demek oluyor. Buna karşılık İslam

ülkeleri ile gelişmekte olan diğer ülkeler için farklıklar ayrışma, düşmanlık

ve katliam kısacası ülkelerin ufalanması anlamına geliyor. İşte bu çifte

standart sebebiyle başlığı Batsın sizin demokrasiniz şeklinde belirledim.

Kısacası Batılılar kendi kültürel değerleri çerçevesinde

bir anlam yükledikleri kavramları işlerine geldiği gibi eğip büküyor, kendileri

için özgürlüğün teminatı olan bir sistem bir başka ülke için işgalin gerekçesi,

darbelerin zemini haline gelebiliyor. Bu bakımdan artık özellikle İslam dünyası

kendi değer yargıları ile düşünme, ona göre sistemini oluşturmanın adımlarını

atmak durumundadır.

Bugün yaşadığımız sıkıntıların başında kendimiz olmak

yerine kendimizi Batı nın değer yargılarına göre tarif etme alışkanlığı

yatmaktadır. Müslümanlar kendilerini tarif ederken bugün Müslüman demekle

yetinmiyor, başına illa bir kelime ekliyor. Sosyalizm moda olduğunda onunla

bağlantılı bir kelime, liberalizm moda olduğunda başka bir kelime, şimdilerde

de demokrasi moda olduğu için Müslümanların kendini demokrat Müslüman olarak

tarif etmeleri moda oldu. Buna karşılık antikapitalist Müslüman gibi

kendilerini ya bir şeye benzetmeye ya da bir şeye karşı olmak anlamına gelen

kelimelerle tarif ediyorlar. Şahsen tüm bu tariflerin Müslümanlığa bir şeyler

eklenmesi ya da çıkartılması anlamına geldiğini düşünüyorum. Bizim için

Müslüman kelimesinin yeterli olması gerekiyor. Niçin böyle oluyor sorusunun

cevabı ise Batı nın İslam dünyasını etkisi altına alan kültürel değerlerinin

esiri oluşumuzdur.

Elbette bunları söylerken tüm dünyaya pencerelerimizi kapatalım,

Batı dan gelen her şeye karşı çıkalım diyor değilim. Demek istediğim öncelikli

olarak bizim kavramlarımızı oluşturan/oluşturması gereken değerlerin İslam

olduğunu unutmamamız gerekiyor. Batı dan esen rüzgârın önünde sürüklenen

sararmış bir yaprak görüntüsünden kurtulmak, alacaklarımızı kendi kültürel

değerlerimizle yeniden tarif etmek durumundayız. Çünkü Müslümanların

kendilerini tarif edişlerinde ısrarla isimlerinin önüne ya da arkasına destek

anlamında bir kavram arama ihtiyacı duymaları peşin olarak Batı kültürü

karşısında mahkûmiyeti kabul etmek anlamına geliyor. Böyle olunca da Batılılar

bir takım kavramları kendileri söz konusu olduğu da özgürlük, barış, bir arada

yaşama olarak tarif ederlerken aynı kavram İslam ülkeleri için ayrışma, işgal,

katliam ve çatışma sebebi olabiliyor. Söz gelimi ABD de pek çok din ve ırktan

insan bir arada yaşayabilirken sıra İslam ülkelerine gelince bırakan farklı

dinleri aynı dinden farklı mezhep mensupları çatışabiliyor/çatıştırılabiliyor.

Yine İslam ülkelerinde İslam bayrağı altında her ırktan insanlar bir arada

yaşayabilirken demokrasi putunun bu ülkeleri işgal etmesi ile birlikte her

türlü farklılık ayrılık sebebi oluyor. Hem de bu ayrışma ve çatışma demokrasi

adına piyasaya sürülüyor.

Kısacası, Batı nın İslam dünyasına dayattığı bu demokrasi

putunun geç kalmadan sorgulanması gerekiyor.