Batı’yı hâlâ mı tanımadık?

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;
BİR soru: İstanbul Sözleşmesi’nin kimler tarafından onaylandığını bilmeden, 81 maddeyi tek tek okuyup anladıktan sonra, bu sözleşmeyi kimlerin onaylayabileceğini düşünürsünüz? Benim ilk aklıma gelen İskandinav ülkeleri oldu. Türkiye mi? Hiç aklınıza gelmezdi, değil mi? Türkiye, ifsada götüren sözleşmeyi ilk onaylayan ülke oldu. Millî Gazete yazarımız Adnan Öksüz kardeşim de şaşkın: “Bu metin TBMM’de nasıl benimsendi? Hâlâ hayretler içindeyim.” (11.05.2020)

Aileyi çökertmeyi amaçlayan sözleşmeyi bize kimler dayatıyor? Avrupa Konseyi! Peki, Batı’nın bizim için hiç hayırlı soluğunu biliyor musunuz? Tarihte, hep bizi haritadan silmeye çalıştığını ne çabuk unuttuk?
1099’da Kudüs’ü işgal ettiklerinde 70 binden fazla insan katlettiklerini; Endülüs (İspanya) ellerine geçince, Müslümanları kazanlar içinde kaynatarak şehit ettiklerini, kitaplarını, sanat eserlerini ortadan kaldırdıklarını; 567 yıl geçmesine rağmen İstanbul’un fethini hâlâ unutamadıklarını; Çanakkale’yi geçemeyişlerinin intikamını almaya çalıştıklarını göremiyor musunuz?
İstiklâl Marşı şairimiz bizi uyarmadı mı? “Gösterdiği vahşetle bu bir Avrupalı!”; “Ehl-i Sâlib’in asla güvenilmez sözüne!” Şimdi de bize “eşitlik” vaat ediyorlarmış: “Toplumsal cinsiyet eşitliği.” Kadını korumak, şiddeti önlemek gibi parlak sözlerin arkasına sığınıyorlar. Biz onların Irak’a, Saddam’a nasıl “özgürlük”(!) getirdiklerini görmedik mi?
Müslüman bir delikten iki kere ısırılmaz. Tehlike kapıda! Âlim tehlikeyi gelmeden; cahil geldikten sonra fark eder. İllâ da, testi kırıldıktan sonra mı tehlikeyi göreceğiz?

Uyan! Tuzağa düşme!

ÖNCE, uluslararası sözleşmenin ne anlama geldiğini biliyor musunuz? TC Anayasası’nın 90. Maddesi, bu tür sözleşmelerin TBMM’de yapılan kanunlardan daha önde, hatta Anayasa’nın üzerinde bir geçerliliği var. Anayasa’ya aykırılığı sebebiyle itiraz edemez; iptal davası açamazsınız? Sinsi sömürgecilerin bizi nasıl bir tuzağa çektiklerinin farkında mısınız?
İstanbul Sözleşmesi “aile” diye bir kavram tanımıyor. Kadın ve erkeğin rolünü hastalıklı bir anlayışa göre şekillendirmek istiyor. Hatta sözleşmede kadın, erkek yok; “cinsiyetsizleştirme” var. Peki, ülkemiz AB uyum yasaları veya sözleşme diyerek, kanunlarını yabancıların direktiflerine göre düzenleyecekse, TBMM’deki 600 milletvekili ne işe yarıyor? Onların aklı yok mu? Bu ülkenin Meclis’i kendisi için gerekli kanunları çıkarmaktan aciz mi?

Bin yıl insanlığa hak ve adalet götürmüş; huzur ve barışı sağlamış; ilim, sanat, fen, askerlik gibi her alanda destanlar yazmış bir milletin torunları, nasıl olur da böyle bir zillete düşebilir? Aklınız mı tutuldu; basiretiniz mi bağlandı; ferasetiniz mi köreldi? Ne oldu bize? Hayır, hayır! Elimizde hazinelerimiz, kadim değerlerimiz dururken; Batı’nın küflü tenekelerine dönüp bakmak niye?
Olta olarak kullanılan sözleşme ile evlerimizin neşesi, bereketi nur yüzlü çocuklarımızı elimizden almaya çalışıyorlar. Onları anne sevgi, ilgi, şefkat ve merhametinden mahrum edecekler. Annelik makamını küçümsüyor; kadını vahşi şehvetlerinin esiri, kurbanı haline getirmek, sıcak aile yuvasını dağıtmak istiyorlar.

Grevio skandalı

İSTEDİĞİNİZ kadar, kıyamette uyanmak üzere derin bir uykuya (gaflete) dalmış olun! Sömürgeci Batılı sizi yok etmeye öylesine kararlı ki!.. Sözleşmenin takibini yaparak sonuca ulaştırmak için her türlü tedbiri almış durumda. Sözleşmenin 66. Maddesi, Avrupa Birliği’nin oluşturduğu bir heyetle, amacına uygun uygulanması konusunu izlemeye alıyor. 68. Maddesi, bağımsız (!), ulusal uzmanlar, Avrupa Konseyi ve personeli tarafından takip edilmesi hükmünü getiriyor.
GREVİO adı verilen sözleşmeyi izleme heyetinin öylesine yetkileri var ki! Bizim ülkemizde, “Bu ülke benim!” dercesine dolaşabiliyorlar. Onları gözaltına alamıyor, tutuklayamıyorsunuz. Resmi yetkili statüsünde haklara sahipler. Ülkemizi çökertmek isteyenlere giriş-çıkış serbestliği tanınmış. Kendi insanımız bile böylesine haklara sahip değil.

Adnan Öksüz kardeşim, bu manzarayı hayretle anlatıyor: “Bunlar cumhurbaşkanı, devlet başkanı, diplomat, bakan, milletvekili değil, ama yabancıların tabi olduğu her türlü işlem ve kısıtlamalardan muaf.” Devam ediyor: “GREVİO üyelerine sistematik bir denetim, raporlama, soruşturma ve birebir görüşmeler yapma yetkileri veriliyor.” (Millî Gazete, 11.05.2020)
Türkiye’yi kontrol yetkisi yabancılara verilebilir mi? Biz müstemleke bir ülke değiliz ki! Kadın ve erkek arasındaki düzenlemeyi yabancılara yaptıracak kadar da aciz olamayız. Böyle düşünmek TBMM’ye hakaret olur.

Türkiye, 83 milyon vatandaş olarak hepimizin! Hükümet ve sözleşmeyi onaylayan AKP, CHP, MHP, HDP’li milletvekilleri vakit geçirmeden emanete sahip çıkmalı; yanlışlarını düzeltmelidirler.