Batıya göç edenlere kucak açalım

Abone Ol

Miladi takvime göre 623 yılında Mekke’de doğan İslam nurunu dil silahı ve el silahı ile söndürmeye çalışanlar, Müslümanların Medine’ye hicretini görünce, silahın işe yaradığını zannedip sevinmişlerdi.

İslam nurunun onların karanlık gönül gözlerini rahatsız etmeyeceği ve kendi katran karası put adamlarının karanlık gölgesinde rahat edeceklerini zannetmişlerdi.

Zannettikleri gibi çıkmadı.

Aradan sekiz yıl geçince Mekke, kansız bir şekilde Ensar ve Muhacirler tarafından fethedilmişti.

O zamanlara benzer bir durum günümüzde gerçekleşmeye başladı.

Sömürülen Müslümanlar, sömürerek semirenlerin ülkelerine doğru hicrete başladılar.

Derme çatma evlerini bile çok gördü sömürgenler ve o evlerini de başlarının üstüne yıktılar.

Yaktılar, yıktılar.

Göğüs göğse gelmekten kaçındılar.

Ateşi havadan bıraktılar ve çoluk çocuk demeden yaktılar.

Kurtulanlar, ateşi atanların evine doğru koştular.

Denizden, karadan ve havadan ulaşmayı başardılar.

Hicret yurdunda önce sömürgenlerle sonra Medineli Ensar’ın yolundan giden Müslümanlarla karşılaştılar.

Tıpkı Medineli Ensar’ın, Mekkeli muhacirlere yardım ettikleri gibi yardım ellerini uzatmaları gerekir.

Batılılar, kendilerinden başkasını insan yerine koymazlar.

Gerçi bu durumları bizim işimize yaradı.

Avrupa’ya ilk giden Türk işçilere insan muamelesi yapsalardı şimdiye kadar biz beş binin üzerinde cami yapamazdık, her seçimde on binlerce Mercedes arabayla Türkiye’de seçim propagandası yapacak insan bulamazdık.

Beş vakit namazını kılmayan, batının birasını su gibi içenleri bile kabul etmemeleri onların da camiye yönelmesine sebep oldu.

Batının ittiği bu muhacirleri, ilticacıları, sığınmacıları, onlar iterken siz kucak açınız.

Türkiye’den batıya giden bütün cemaatler, camilerinizde bu insanlara kucak açınız.

1965-1975 yılları arasında kaçak yollardan Avrupa’ya giden Türklerin geçtiği kanuni yolları biliyorsunuz.

Bunlara da kanuni yolları gösteriniz.

Geçen ay Roma’ya gidip gelen tanıdıklarım, “Roma’da her beş kişiden biri sığınmacı Müslüman” dediler.

Bir kere bunlara camilerin kapılarını sonuna adar açınız.

Mekke’de Mescidi Haramın kapılarının 24 saat açık kaldığı gibi açınız.

Müslüman olmayanlara camilerin misafirhanelerini açınız.

İsrail’e göç eden zenci Yahudilere Siyonistler nasıl hakaretle bakıyor ve İsrail’in sınır boylarına, ot bitmez yerlerine yerleştiriyorlarsa, batılılar da zenci Hıristiyanlara bile öyle bakarlar.

Biz, her ilticacı zenciyi Hristiyan bile olsa önce hazreti Adem aleyhisselamın çocuğu olarak bakalım, sonra Hazreti Bilali Habeşi’nin akrabası gözüyle bakalım ve ona göre yardım elimizi uzatalım.

Dünyanın her tarafında mağdur ve mazlumların yanında yer alan Sivil Toplum Kuruluşlarımız bu yeni olaya da bir el atsalar çok hayırlı bir iş yapmış olurlar.

Biz, göçmen kuşlara bile ev yapan ecdadın torunlarıyız.