Batı’nın efendiliğinde bizim rolümüz nedir?

Abone Ol

Oturdular anlaştılar... Farklı bölgelerden üslerden Suriye’yi füzelerle vurdular. Olayı öylesine bir senaryo ile anlattılar ki tıpkı Irak’ ta olduğu gibi evrensel suç kapsamına aldılar.

Suriye’yi vurmak için meşru zemin oluşturdular. Şam yönetimi zalim bir anlayışın içerisinde masum sivil halka karşı gaz kullandı mı?

Evet, kullandı! Kimyasal silah saldırısının yanında her gün bombalarla, mermilerle yüzlerce Suriyeli Müslüman ölüyor… Tarih sayfalarını biraz karıştırdığımızda bugüne kadar milyonlarca Müslüman halkın kendi topraklarında Batı’nın zulmü altında katledilerek can verdiğini görüyoruz. Batılı efendiler; ürettiğiniz sattığınız silahlar yüzünden binlerce, milyonlarca insan ölüyor.

Peki, neden? Sırf siz rahat hayat sürdüresiniz diye, başka coğrafyalarda yapmadığınız kötülük kalmadı. Sözde, insanlık görevlerini yerine getiriyorlarmış. Müslüman halkın üzerine füze fırlatarak Suriye’yi yaşanmaz kılarak mı?

Ortadoğu coğrafyasını yeni üretilen silahların deneme sahası haline getirerek hangi insanlığa yardım edebilir ve barış getirebilirsiniz? Bu anlayışla mı masum halka yardım ediyorsunuz? Önce kaos oluşturarak insanları birbirlerine düşürüyorlar sonra da savaşan taraflara ürettikleri ölüm ve kan kokan demir parçalarını satıyorlar. Kendi toplumlarının refahını ölümlerimiz sayesinde yükseltiyorlar. Böylesi bir düzen devam edebilir mi? Batı kendisini dünyanın efendisi olarak lanse etmeye devam ediyor. Batı dünyasının yaşam standartları yüksek rahatlık ve refah içinde hayatlarını sürdürmekteler. Kendi vatandaşlarından bir kişinin can güvenliği için binlerce insanın canını yok sayabiliyorlar.

Geri bıraktırılmış ülkeler organize olamadıkları gibi savunmasız bir hâl ile dönemsel ortaklıklar kurarak durumu idare etmeye çalışmaktalar. Halkı Müslüman olan ülkelerin hemen hepsinde Batı’dan bir ağası, hatta ağaları var.

Tek başına hareket eden bağımsız kararlar alan Müslüman ülke sayısı yok denecek kadar az. İslam toprakları işgal altında... Bütün topraklarda Batılı efendilerin üsleri, askerleri mevcut. Amerika Suudlar da, Ürdün’de, Körfez ülkelerde asker tutuyor. Askerlerin bütün giderleri petrol ile takas ediliyor.

Amerikalı ve Batılı efendilerin bütün giderlerini Müslüman halk karşılıyor.

Bu çapraşıklığa ve zillete kimse ses çıkarmıyor karşı gelmiyor. Artık bu tutsaklık bir hayat tarzı haline gelmiştir. Kimse bu durumu garipsemiyor. Esaret gittikçe sıradanlaşıyor. Batılı efendiler dünyanın efesi konumundalar.

Bazen kendi aralarında ayrı düşseler de çatışıyor görünseler de nihayetinde dışarıya karşı ortak menfaatlerde hemen birleşebiliyor birlikte hareket edebiliyorlar.

Ya Müslümanlar! Nerde bu Müslümanların iradesi, nerde? Niye, bu toprakların bağımsızlığı için insanlarımızın şahsiyetli bir hayat sürmeleri için güç birliği yapmazlar? Bir araya gelip adam gibi konuşmazlar?

Batıdan herkes kendine bir ağa seçmek yerine kendi inanç coğrafyasındaki kardeşleriyle hemhal olsalar akıllarını ve ferasetlerini birleştirseler, çözüm üretseler, kötü mü olur? Bir bakıyorsunuz bir Müslüman ülke başka bir Müslüman kardeşine karşı İsrail ile rahat ittifak yapabiliyor?  Nerde kaldı kardeş olmamız? Kardeş kardeşine zulüm yapılmasına izin verir mi? Bu karmaşıklığı sona erdirmek bu coğrafyayı huzur denizi yapmak bu denli mi zor?

Bu coğrafyanın insanları, ülkeleri, imanda, itikatta ve Allah’ın birliğinde birleşebilir ise meselelerini problemlerini kendi aralarında çözme kapasitelerine sahipler.

Batılıları ağa edineceğimize kendi irademizi öne çıkarsak imanda birleşsek, problemler azalır.  Sokaklarımızı kan, gözyaşı, bomba ve silah sesleri terk eder. Yerine huzur ve güvenle dolaşabileceğimiz refah hayatlarımıza kavuşabiliriz. Peki, neden Müslümanlar olarak ayağa kalkamıyoruz?

Neden?