Batı?nın açmazı

Abone Ol

11 Eylül terörist saldırıları aslında Batı ile Doğu

arasındaki keskin hatların çok belirgin şekilde ortaya çıkmasını sağlayan

önemli bir ayraç olmuştu. İslam dünyasına karşı farklı boyutlarda husumet

üretilmesine seyirci kalan Batı dünyası, bu bataklığın kurutulmasına çalışmak

bir yana, bu algıyı körüklemek ve hatları keskinleştirmek için korkunç bir

çabanın içine girdi. Dönemin ABD Başkanı Bush, Topyekûn haçlı savaşı

naralarıyla, İslam dünyasına karşı toplu bir savaş açıldığının ipuçlarını

verdi. Müslüman kimlikli olmak Batı dünyası tarafından dışlanmanın en önemli

sebebi sayıldı. Müslümanlar havaalanlarında pasaportları paçavraya çevrilerek

istihza edildi, aşağılandı, küçük düşürüldü. Kimliğinde Müslüman yazan kim

olursa olsun, potansiyel terörist olarak kabul edildi, saatlerce sorgulandı,

kapılarda bekletildi.

Ardından Danimarka menşeli karikatür saldırıları geldi.

İslam ın muazzez Peygamberi Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimizin terörist olarak

gösterilmeye çalışıldığı bir süreçten sonra, bu nefret üreten tavrı destekleyen

Batılı ülkelerin mizah ve karikatür dergilerinde aynı türden saldırılar peşi

sıra geldi. İşin tuhaf boyutu, bütün bu yapılanları Batılı ülkeler, İfade

özgürlüğüdür, düşünce özgürlüğüdür diyerek insanlık boyutunda herkese

yedirmeye çalıştılar. Yapılanların ifade özgürlüğünden çok öte, kin ve nefret

tohumları atmaya yönelik faşizan bir eylem olduğunu hiç kimse kabul etmek

istemedi.

Kendilerince ürettikleri, Düşünce hürriyeti, ifade

hürriyeti söylemlerinin, gün gelip insanlar arasındaki anlayış biçimlerini

derinleştireceğini, bu tavırların her iki taraftan marjinal ve radikal gruplar

tarafından kötü niyetlerle beslenip palazlanacağını ve çok daha kötü neticelere

ulaşabileceğini düşünmediler. Belki düşündüler, ama işlerine böylesi gelmekteydi

Çünkü, buldukları bu damarın kendilerine reyting ve tiraj getirdiğini görüp,

daha çok işlemeye, daha ağır karikatürler yapmaya, hakarete varan çizgilerini

daha karanlık, daha incitici, daha aşağılayıcı, daha istihza edici

formasyonlara sokmaya devam ettiler.

Düşünce hürriyetinin mahremiyetinden ve kutsal olmasından

dem vuran Batı, Din ve vicdan noktasında bazı kavramlar, kutsal ve mahrem

şeyler istihza konusu yapılamaz, düşünce hürriyeti kılıfıyla dinlere

saldırılamaz, peygamberler karikatürlerle tasvir edilip, alaya alınıp reyting

ve tiraj devşirilemez diyemedi. Bu gerçeğe gözlerini kapayarak yol almaya

çalıştı ama olmadı

Rüzgâr eken fırtına biçer diyen atalarımız ne kadar doğru

söylemişler Batı, öncelikle gelinen noktanın nedenlerini sorgulayarak bazı

şeyleri insanlara aktarmak zorundadır. Enformasyon çağı olarak lanse edilen

günümüzde, kitle iletişim araçlarının hangi niyetle kullanıldığını, ne yapmaya

çalıştığını iyi analiz etmek zorundadır. Bu dünyayı doğru okuma yöntemleri

geliştirmek için neler yapmamız gerektiğini elbette bilmeliyiz.

İki yanlış bir doğru etmez diye genel bir kural vardır

Batı nın takındığı tavır yanlışların en büyüğüydü

Bu saldırı doğrudan İslam a yapılmış bir saldırıdır

diyen Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, çok doğru ve haklı bir tespitte

bulunuyor. Paris teki saldırıyı Batı yine İslam dünyasına fatura edecek.

Yıllardır, ajanslarında, haberlerinde, dergilerinde İslam düşmanlığını,

İslamafobi yi körüklemek için türlü şaklabanlıklar yapanlar, yine aradan

sıyrılarak Müslümanların üzerine deli gömleğini giydirecek bir formülü

başarıyla uygulayacaklar.

Bu bataklık kurumadıktan sonra, uçurumların kenarında

bulunanlar bu bataklığa düşmeye devam edecekler.