Batinilik
mugalâta ve kandırmaca üzerine kuruludur. Kısaca insanlardan akıllarını
bağlamalarını ve bir masum ve gizli imama teslim etmelerini ve bağlanmalarını
istemektedir. Anlattıkları hem kolay hem
de gizemli olduğundan dolayı bir ara cazibe odağı haline gelmiştir. Yeni
Batiniye imamı olma yolundakiler de aynı yoldan yürüyorlar ve insanları hilaf
ve ihtilaftan kurtaracaklarını vehmediyorlar. Kendi gözlükleriyle bakanlar için
dünyanın esenlik diyarı olacağını ve gülizar haline geleceğini tasavvur ediyorlar. Dünya kaynayan bir
kazandır. İnsanoğluna cennetten inerken `birbirinize düşman olarak inin
denmiştir. Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları
konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, `Birbirinize düşman olarak inin. Sizin
için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır dedik (Bakara:
36) Yine Bakara Suresi nde iki ayet sonra bu defa insanlığa şöyle hitap
edilmektedir: Biz onlara: -Hepiniz cennetten inin! Benden size bir hidayet
(Peygamber ve kitap) gelince, biliniz ki, benim bu hidayetime tâbi ve bağlı
olanlar için asla korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar, dedik Bu anlamda
Cenab-ı Hak Tevrat ı hidayet ve nur rehberi olarak tasvir etmiştir. Gönderilen
diğer kitaplar da öyledir. Yine Peygamberimizle alakalı olarak, `Resulünü
hidayet ve hak din ile gönderen o dur diye tebcil etmektedir. Peygamberlerden
geriye kitapları kalmıştır. Batinilere göre imamları kalmıştır. Hatta Hazreti
İsa kitapla gelmesine rağmen şeriatta Musa Aleyhisselamın şeriatına tabi
olmuştur.
***
Şiiler ve
Batiniler ise kitabın yetmediğine ve bunun tılsımlarını sökmek ve çözmek için
mutlaka yanılmaz imamlar gönderilmesi gerektiğine inanmaktadır. Bunu Allah a
vacip makamında görmektedirler. Şiilikte imamet doktrini budur. Batiniler bunu
daha ileriye götürerek gizli imam üzerinden şeriatı ve dini tatil etmişlerdir.
Bir anlamda bunlar batini muattıladır. Gazali gibi âlimler de bunlara karşı
çıkmış ve meydan okumuşlardır. Hasan Sabbah yazmış olduğu kitabında ilahi
bilgilere ulaşmak için `sadık bir muallim e ihtiyaç olduğunu ifade eder. Burada
muhbiri sadığın yerine sadık-ı muallim almıştır. Dolayısıyla Batinilikte
peygamberler ile imamlar birbirinin devamıdır ve geçişlidir. Bazı batini sufiler de velayet nübüvvetten
üstün tutmuştur. Aynı yola çıkarlar. Dr. Faruk Sancar `Nübüvvet ve velayet
merkezli kelam-tasavvuf tartışmaları kitabında bu meseleyi ele almıştır
(Sarkaç Yayınları). Kimi batini sufiler de velayetin nübüvvetten üstün olduğuna
inanmışlardır. Şiilerin genel temayülü de imamların peygamberlerden üstün
olduklarına dairdir. Bu nedenle onlara da masumiyet atfederler. Bu bir
batinileşme eğilimidir. Hasan Sabbah a göre, avamın yolu rey ve hevaya tabi
olmaktır. Selefiler esere ve nassa tabi iken Talimiye veya Batiniye imama ve
masum imama tabidir. Hasan Sabbah a göre, hak ve batıl tayfanın özelliklerinden
bir diğeri de vahdet ve kesrettir. Masum imama tabi olan birliği ve beraberliği
yakalarken rey ve heva peşinden koşanlar kesret bataklığına saplanırlar. Bu
vadide batarlar ve hayatlarından lezzet alamazlar. Vahdet masum imamın talim ve telkiniyle sağlanırken
kesretin yolu da rey ve görüşten geçer.
***
Hasan Sabbah her
kademede masum muallime ihtiyacı ispatlamaya çalışmakta ve kalkışmaktadır.
Tevhidin ancak nübüvvetle ve nübüvvetin de imametle kaim olduğu tezini yayar.
Böylece masum imamın dışındaki bütün yolların hakka kapalı olduğu iddiasını
işler. Hasan Sabbah avamın ilahiyat meselelerinden uzak tutulmasını
yeğlemektedir. Gözlerinin bağlanması için zihinlerinin bağlanması
gerekmektedir. Aksi takdirde, gözü açılacak olan avamın imamlardan kopması
mukadderdir. Bundan dolayı Batiniliğin iki zahiri alametinden birisi avamın
cehaleti ve buna mukabil din adamlarının zenginliğidir. Cehalete gark olmuş
kitleleri doldurmak ve onları kör alet olarak kullanmak kolaydır. Bundan dolayı
Haşim Agacari merci-i taklit veya yaşayan müçtehit üzerinden din adamlarına
perestiş edilmesinin halkı ve mukallitleri maymuna çevirdiğini söylemektedir.
Ali Şeriati, İran ve İslam kitabında İran da halkın küçük bir ulema kesimi ile
büyük bir avam kitlesi şeklinde ikiye ayrıldığı tespitini yapar (S: 195 196,
Fecr Yayınları). Şii âlimler fildişi kulesinde iken avam taklit
bataklığındadır. Geçmişte İran da halk mollalar veya ulema üzerinden
dindarlığını muhafaza ederken devrimle birlikte ulema ile avam arasındaki son
halkanın da kopmasıyla halk dindarlıktan uzaklaşmıştır. Güvenli sığınağını
kaybetmiştir. İçtimaiyattan sonra siyasi alana da egemen olan ve bu alanda
tekel kuran din adamı sınıfı nedeniyle taban tavandan kopmuştur. İran da `İslam
devrimine rağmen dindarlığın gerilemesinin temel nedeni azınlık âlimler ile
çoğunluk halk arasındaki güvenin zedelenmesidir. İran halkı dini ilimler
mollaların tekelinde olduğundan dinden başka her alanda kültürlüdür. Batinilik
biraz da gnostiktir ve bundan dolayı kuraldan ziyade işarata açıktır.
Türkiye de dedeler kurumu da masum imam veya gaip imam doktrininin bir uzantısı
olup aynı zamanda Talimiye gibi gnostik bir yapıya dayanmaktadır. Batinilik
tarih boyunca paralel bir dini anlayıştır.