Gündem

Batılı değil milli müfredat

Batılı değil milli müfredat

Abone Ol

Yeni bir eğitim-öğretim yılı daha birçok sorunla başlıyor. Öğrencilerin, öğretmenlerin ve eğitimcilerin yıllardır çözülmeyi bekleyen sorunlarını ve bunların çözümlerini Saadet Partisi Genel Sekreteri Tacettin Çetinkaya ile görüştük.

Uzun yıllar öğretmen, eğitim yöneticisi ve özel eğitimci olarak görev yapan Çetinkaya, eğitim sisteminin kangren sorunlarını ve alınacak tedbirleri masaya yatırdı. İşte Çetinkaya ile yaptığı röportajın detayları;

Yeni eğitim yılı heyecanı her yeri sardı. Okullar nasıl açılıyor?

2011-2012 Öğretim Yılı başlıyor. Yaklaşık 15 milyon öğrenci ders başı yapacak. Türkiye gündemi çok önemli meselelerle çok hızlı değişiyor. Bütün bu gürültü arasında eğitim konusu yeterince konuşulmuyor. Hâlbuki neredeyse hemen hemen her ailenin en sıcak gündemi. Çünkü her evde okul telaşı var. Bu öğretim yılına da çok önemli problemlerle giriyoruz. Çözüm bekleyen çok ciddi problemler.  Milli eğitim meselesi öğretim yılı başında hamasi konuşmalarla dile getirilir, her seferinde de problemler bir başka zamana ertelenir.

Okulların açılmasında en büyük tartışma konusu velilerden istenen bağış. Neden bir türlü önüne geçilemiyor?

Okullarda en az 12 çeşit para toplanıyor. Anayasa‘ya göre "İlköğretim devlet okullarında parasızdır."  Gençlerimizi en iyi şekilde eğitmek ve yetiştirmek devletimizin asli görevleri arasındadır.

Hal böyle iken okullarda en az 12 çeşit para alınmaktadır. Kayıt parası, temizlik parası, temizlik personeli parası, güvenlik görevlisi parası, yakıt parası, telefon parası, temizlik malzemeleri parası, fotokopi parası, kırtasiye parası, klima farkı parası, spor parası, diploma parası... vb.

Her yıl, özellikle kayıt dönemlerinde okulda öğrenciden ve velisinden para isteme konusu gündeme gelir. Öğrenci velisi okuldan istenen paradan bıkmıştır artık. Birçok aile de ekonomik sıkıntıdan dolayı bu paraları zaten ödemekte çok zorlanmaktadır. Ama okulda isteniyor diye ne yapıp edip vermektedir.

57 ilde okul öncesi eğitim zorunlu oldu. Bunda da hem de yüksek rakamlarda kayıt parası istendiği yolunda duyumlar geliyor. Muhtemelen aylık ücret de istenecek. Bakanlığın sıkı denetimleriyle bu engellenmelidir.

Bu konuda okul yöneticilerine de fazla yüklenmeyelim. Çünkü Bakanlık yeterli ödenek gönderdi de okul müdürü mü harcamadı ya da israf etti?

Milli Eğitim Bakanlığı genelgelerle ve denetimlerle bu para isteme işini engellemelidir. Okullarda, aile birlikleri tarafından velilerden zorla para alınmasının önüne artık geçilmelidir. Ancak hepsinden önce okulların ihtiyacı olan ödeneği göndermeli, okul yöneticilerini veliden para istemek zorunda bırakmamalıdır.

Gündemdeki konulardan birisi de, Fatih projesi. Size göre nasıl bir proje?

Fatih projesinin iki temel hedefi var. Eğitimde teknoloji kullanımı, yabancı dilin daha iyi öğretilmesi. Eğitim sistemimizin içinde bulunduğu çok daha temel problemlere rağmen çocuklarımızın dünyadaki çağdaşlarıyla rekabet edebilmesi için hem teknolojiyi en iyi şekilde kullanma becerisi kazanmaları hem de yabancı dil bilmeleri şart.

Şu ana kadar birçok okul, aile birlikleri aracılığıyla öğrenci velilerinden topladığı paralarla akıllı tahta sınıfları kurdular. Elektronik aletler bozulmasın diye çoğunun kapıları kilitli, anahtarı okul yöneticilerinde, okullara gelen ziyaretçilere ziyaret ettirilen göstermelik sınıflar olarak boş boş duruyor. Ders içeriği yok, kullanması bilinmiyor ya da kullanması zor geliyor. Fatih Projesinden yüksek beklentilere rağmen kaygılarımız vardır.

Fatih projesindeki kaygılar

Ne tür kaygılar bunlar?

Ürünlerin yerli olması ve yerli firmalardan alınmasına dikkat edilmelidir. Çinden ithal kalitesiz ürünlerle okullar teknoloji çöplüğü haline getirilmemelidir.

Ders içerikleri ve içeriklerde kullanılan resim, metin, fotoğraf ve klipartlar özgün olmalı, kendi kimliğimizi yansıtmalı. Eğer buna dikkat edilmezse üzerinde hilal resmi olması gereken bir ambulans resmi yerine haç resmi olan bir ambulans resmiyle karşılaşabilirsiniz. Ya da ibadethane deyince karşınıza kilise fotoğrafı çıkabilir.

Daha önceki Milli Eğitim Bakanı tarafından yabancı öğretmen istihdamı, yani ithal öğretmen konusu gündeme gelmişti. Binlerce öğretmen adayı işsiz gezerken ithal öğretmen gündeme geldi. Neyse ki kamuoyunun tepkisi neticesinde Sayın Bakan geri adım atmak zorunda kaldı.

Söz ithalattan açılmışken, nedense AKP Hükümetleri dönemlerinde neredeyse her şey ithal ediliyor. İthal et, ithal buğday, ithal mısırdan sonra ithal öğretmen, hatta ithal doktor... Bu günlerde AKP Hükümeti Meclis açılmadan çok sık başvurduğu Kanun Hükmünde Kararnamelerle yabancı doktor çalıştırmanın yollarını arıyor.

Fen ve Anadolu liselerinde 10 bin kontenjan açık kaldı. Sizce neden?

Karmaşık bir kayıt sisteminden dolayı. Oysa çocuklarımız bu okullara gidebilmek için çok büyük bir yarışın içindeler. Çok erken yaşlarda bütün sosyal aktivitelerden uzak kalarak SBS‘ye hazırlanıyorlar. Bir yandan böylesi bir yarış varken diğer yandan yanlış bir sınav ve yerleştirme sistemi yüzünden on bin kontenjan boş kalıyor. Çocuklara yazık, ailelerin çabasına yazık, emeklere yazık, kaynak israfına yazık...

Okul birincilerinin açıkta kaldığı bir eğitim sistemi olur mu?

Her yıl olduğu gibi bu yıl da 1500 civarında okul birincisi açıkta kaldı. Okul birinciliği kontenjanları bu çocuklarımız için düşük puanla üniversiteye girme hakkı veriyor. Düşük puana rağmen bu çocuklarımız herhangi bir fakülteye yerleşemiyor.

Bu şu anlama gelmektedir: Eğitim sistemimiz ezbercidir ve öğrencilere sadece bilgi yüklemeyi amaçlamaktadır. Yorum ve analiz yapabilen, iyiyle kötüyü, doğruyla yanlışı, faydalıyla zararlıyı birbirinden ayırabilecek üretken aklı geliştirmeye yönelik değil. Üretken ve verimli kavrayışa sahip gençler yetiştiremiyor eğitim sistemimiz. Sınavda farklı bir soruyla karşılaşan ezberci gençler başarılı olamamaktadır. Hayatta da farklı bir gelişmeye karşı hazırlıklı değil. Eğitim sistemindeki temel bozukluk budur.

Çoklu zekâ sistemi diye bir model ithal edildi. Öğretmenler bu konuda yeterince eğitilmediği, aileleri yeterince bilgilendirilmediği için öğrenci yine ezbercilikten kurtarılamadı. Üstüne üstlük anneler, babalar öğretmenin verdiği ödev ve projeleri yapmak için daha fazla çalışmak zorunda.

Sistem kökten değişmeli

Ne yapmak lazım? Nasıl bir çözüm önerirsiniz? Çünkü eğitim sistemi yap-boz tahtasına döndü.

Eğitim sistemi rötuşlarla düzeltilemez. Sistemin kökten değişmesi gerekiyor. Müfredat programları Batıdan adapte ediliyor. Adaptasyon müfredat programlarından vazgeçilmeli, kendi milli benliğimize, yapımıza uygun, öğretici, ama daha da önemlisi eğitici ve olumlu davranış kazandırıcı müfredatlar hazırlanmalıdır. Eğitim davranış kazandırma sürecidir. Elbette gelişmiş ülkelerden teknoloji alımı yapılmalıdır. Çünkü "Hikmet mü‘minin yitik malıdır, nerede bulursa almalıdır." Ancak kendi bünyemize uyumu çok önemlidir.

İthal müfredat programları bırakılmalıdır

Eğitim sistemimiz ciddi olarak yeniden ele alınmalı, ezberci bir eğitim modelinden vazgeçilmelidir.

Eğitim sistemindeki sorunlarından birisi öğretmenlerin yeterli donanıma sahip olmaması. Eğitim kadrosu nasıl donanımlı hale getirilebilir?

Öğretmenin yeterlilikte yaşadığı sorun, öğretmen yetiştiren kurumlarda, yani eğitim fakültelerinde başlıyor. Eğitim fakülteleri, öğretmen adaylarına sadece bilgi yüklemesi yapıyor. Pedagojik formasyon, eğitim materyallerini üretme ve kullanma, etkinlik hazırlama, proje konusu belirleme, eğitim metotlarını kullanma kapasitesini geliştirme, eğitim teknolojilerini kullanma gibi becerilerini veremiyor. Öğretmen donanımsız olarak okullara gönderiliyor.

Bakanlık, öğretmenlerin gelişimini hizmetiçi eğitimler yoluyla gelişmelerinde fazla etkin değil. Hizmetiçi eğitim programları genelde öğretmenin talebi doğrultusunda yapılıyor. Eğitim işi sürekli gelişen bir aksiyondur. Öğretmenlerimizin bu gelişmelere adapte olması gerekir.

Öğretmenlerimiz az kitap okuyor. Öğretmenler üzerinde yapılan bir ankette hiç kitap okumayan öğretmen oranı yüzde 40‘larda . Eskiden Milli Eğitim Yayınları vardı. Önemli eserleri basarak uygun fiyatla, üstelik öğretmene özel indirimli fiyatla satıyordu. Mesela ben, Mesnev‘iyi, Bostan ve Gülistan‘ı, diğer şark ve batı klasiklerini Milli Eğitim yayınlarından aldım. Öğretmenlerin mesleki gelişimine katkı sağlayan pedagojik kitaplar vardı. Ayrıca ders kitaplarını da basıyordu. Eski MEB Hüseyin Çelik bu yayınlara son verdi. Çok yanlış bir uygulamaydı, yazık oldu.

Şu anda öğretmen adaylarının en büyük sorunu KPSS ve atama sıkıntısı. Hızla büyüyen bu sıkıntıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Öğretmenlikle ilgili diğer bir sorun KPSS. Eğitim fakültesi mezunu, KPSS‘den de 85-100 civarında puan almış, öğretmenlik atamaları yapılmıyor, hala işsizler.

Yüksek puanlarla eğitim fakültelerine girdiler, okullarını başarıyla bitirdiler, KPSS‘de de en yüksek puanları aldılar, hala işsizler.  Yazık değil mi bu gençlere? Birçoğu işsiz gezmekten dolayı bunalıma giriyor.

Atama bekleyen öğretmen adaylarının tayinleri yapılmalıdır. Milli Eğitim Bakanımızın bu gençlerin sorununu dinlemesi ve çözüm bulması gerekir.

Kesintili eğitim hayata geçirilmeli

Şura‘da eğitimin kesintili hale getirilmesi kararı alındı. Ancak henüz bir adım atılmadı. 8 yıllık kesintisiz eğitim ve katsayı adaletsizliği neden ortadan kaldırılamıyor?

8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim modeli ve katsayı adaletsizliği 28 Şubat ürünü hükümetlerin dayatması. Maksat İmam Hatip Liselerinin önünü kesmek ve bu okullara öğrenci yönelişini engellemek. ÖSYM tarafından katsayı adaletsizliği önemli ölçüde giderildi. Ancak kesintisiz eğitim bu gün hem gençliğin geleceğe sağlıklı yönlendirilmesinde hem de ekonomide vasıflı ara elemanı yetiştirilmesinde önemli bir engel.

İddia edilenin aksine mesleki yöneliş küçük yaşta olur. 15-16 yaşından sonra mesleki yöneliş çok zordur.

Katsayı adaletsizliği sadece İmam - Hatip Liselerine zarar vermedi en az bu okullar kadar bütün mesleki ve teknik okullara da zarar verdi. Meslek liseleri telafisi çok zor olumsuz bir süreci yaşıyor.

28 Şubat sonrası süreçte öğrencisizlikten dolayı İmam Hatip Liselerinin dernekler bünyesindeki binaları MEB tarafından lise ve ilköğretim okullarına verildi. Bu binaların İmam Hatip Liseleri açılmak üzere iade edilmesi gerekir. Şu anda yeni İmam Hatip Liselerine ihtiyaç var. Bu ihtiyacın giderilmesi gerekir.

Darbe ürünü kesintisiz eğitimden çok acil vazgeçilmelidir. Milli Eğitim Şurasında da zaten temel eğitiminin kesintili olması kararı alınmıştı.

12 yaşından küçüklere Kur‘an eğitimini yasaklayan kanun halen yürürlükte olması yaz döneminde sürekli gündemdeydi. Bu tür bir yasak, eğitim ve öğretim özgürlüğü ile nasıl bağdaşıyor?

12 yaşından küçüklere Kur‘an- Kerim eğitimi yasağı da 28 Şubat zihniyetinin ürünü. 10 yıllık AKP iktidarında da bu yasa değiştirilmedi. Geçtiğimiz günlerde Kazakistan‘da 18 yaşından küçüklere Bayramlar dışında camiye girme yasağı getirildi. Belli ki orada da bizim 28 Şubatçılar gibi din karşıtları var. İnsanın en temel hakkı olan öğrenim hakkı nasıl gaspedilebilir?

Eğitim sistemi kökten değişmeli dediniz. Yerine nasıl ve hangi ana felsefede bir sistem kurulmalı?

Çocuklarımızı ve gençlerimizi milli ve manevi değerlerimize göre yetiştirmek zorundayız. Çocuklarımız küçük yaşlarda, körpe zihinlerine kötü fikirlerin, kötü zihniyetlerin sokulmasını, sapkın ve yanlış davranışlar edinmesini engellemeliyiz. Bunun yolu da iyi, doğru ve güzel davranışlar edinmesini sağlamaktır. Bunun için de iyiyi, doğruyu ve güzeli öğretmek gerekir.  Temel değerlerimizi esas alan ve toplumumuzun dünya felsefesini eğitimlerimize yansıtmalıyız.

Gençliğimize yönelik önemli tehditler var. Alkole ve uyuşturucuya başlama yaşı gittikçe aşağıya düşüyor. Alkol tüketimi son 10 yılda 4 katına çıkarak 2 milyar litreye ulaştı. Gazetelerde boy boy alkollü içki reklamları var. Cazip reklamlar ve görüntüler gençleri cezbediyor. Okul civarlarında uyuşturucu satıcıları fink atıyor. Gençlik arasında sapkın fikir ve davranışlar hızla yayılıyor.

Nasıl tedbirler alınabilir?

Gençliği ancak eğitimle düzeltebiliriz. Sağlıklı gelecek nesillerin inşası sağlıklı eğitimle mümkündür. Yönlendirici eğitim programları ve gençliğe yönelik ciddi projelerle gençliğe el atılmalıdır.

Okul civarlarında gerekli emniyet tedbirleri alınmalıdır.

Gençliğin yoğun olduğu bölgelerde muhtemel tehlikelere dikkat edilmeli,

Sigara ve içki reklamları yasaklanmalıdır.

Gençliği muhatap alan gençlik kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarına devlet desteği sağlanmalıdır.

Dışişleri politikası ve Milli Eğitim Politikası siyaset üstüdür. Popülizme kurban edilemez. Sayın Bakan Ömer Dinçer‘in eğitim konusundaki hassasiyetlerini biliyoruz. Milli Eğitim sistemimizle ilgili problemleri köklü reformlarla çözeceğini de umuyoruz.

Bir milletin asıl gücü ne parasıdır ne tankıdır ne topudur. Bir milletin asıl gücü imanıdır, inançlı evlatlarıdır. Saadet Partisi olarak, Milli Eğitimle ilgili gelişmelerin takipçisi olacağız.

Bakanlığın yapısı, Kanun Hükmünde Kararname ile tümden değiştiriliyor. Bu yapısal değişikliği nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öze dönük değil. Tamamen şekil değişikliği. Şu anda eğitime herhangi bir katkısı olmayacak. Sayın Bakanın kendi kadrosunu yerleştirmeyi amaçlayan bir düzenleme. Birçok bakanlıkta olduğu gibi burada aynı şey yapılıyor. Dolayısıyla eğitim camiası için bir anlam ifade etmiyor.