Türkiye de Avrupa Birliği ni isteyenlerin oranı % 35 e inmiş. Bu oran, milletimizin ne kadar basiretli ve şahsiyetli olduğunu gösteriyor. Zira Batı taklitçileri, 47 seneden beri, Avrupa Birliği ni, dünyada cennete girmek derecesine halkımıza, öve öve bitiremediler.
Onlara göre bizim medeniyetimiz yenilgiye uğramış, modası geçmiş, AB ile yeni bir medeniyete girecekmiş. Saadete ve selamete erişmenin tek formülü bu imiş.
Bu uğurda, bütün kanunlarımızı değiştirip, ABkanunlarını derhal yürürlüğe koymalı imişiz.
Onlar bizi kabul edince, işsiz olanlarımıza iş, aşsız olanlarımıza aş vereceklermiş. Serbest dolaşma imkanı varmış. Onların maddî ve mânevî bakımdan sahip oldukları bütün hak ve hürriyetler eksiksiz bize de bahşedilecekmiş...
Bu uğurda derhal Avrupa Anayasası nı imzalayıp, kendi anayasamızı atmalı imişiz.
Devletimizin egemenliğini onlara devretmeli imişiz.
Ayyıldızlı bayrağımızın üstüne 12 yıldızlı Avrupa Birliği bayrağını asmalı imişiz. Kapılarımızı açmalı, bütün kıymetli arazilerimizi, yerüstü ve yeraltı zenginliklerimizi, onların istifadesine sunmalı imişiz.
Ama Batı taklitçilerinin bir dereden yağ, bir dereden bal akıtarak, allayıp pullayıp süsledikleri bu tablonun, ne kadar yalancı olduğu milletimiz tarafından çok şükür anlaşıldı.
Bizim Peygamberimize ne kadar saygısızca davrandıkları görüldü.
İnsan haklarında bize eşitlik tanımayacakları, bizzat Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nin kararlarıyla ortaya çıktı.
İşsizlerimize iş vermek şöyle dursun, onların mevcud işlerinin bile ellerinden alınması için çalışmalar başlatıldı.
Serbest dolaşma hakkı AB nin vazgeçilmez eşitlik şartlarından olduğu halde, sırf biz Müslüman olduğumuz için, kendi prensiplerini çiğneyip bize eşit haklar ve imkânlar tanımayacaklarını, sıkılmadan ilan ettiler.
Bütün bu ve buna benzer menfi tavır ve hareketleri, aziz milletimizin gözünden kaçmadı, taklitçi partilerin ve medya kuruluşlarının yalanlarına, artık milletimiz inanmıyor.
Diğer bir taklitçilik türü ise ABD hayranlığı idi. ABD nin çirkin ve vahşî yüzü ise, AB den daha net olarak ortaya çıktı. Afganistan ın, Irak ın işgal edilmesi, Filistinlilere yapılan zulmün ABD tarafından onaylanması, ABD nin şu son günlerde itibarının % 5 oranına kadar düştüğünü ve onun yerini nefret duygularının aldığını yapılan istatistikler gösteriyor.
Batı taklitçisi partilere göre; "İsrail, zulüm yapmıyormuş, sadece orantısız güç kullanıyormuş." Sevsinler sizi emi. Sizlere bu millet ne zaman İsrail in avukatlığını verdi de, bu zulümden de öte vahşeti mazur göstermeye çalışıyorsunuz. Filistin in suyunu, elektriğini kesmek, gıdasız bırakmak, tuvaletlerinin lağımlarını tıkayarak insanlık dışı ambargolarla Filistin halkını tarihte şenaat bakımından emsali görülmemiş işkencelere maruz bırakmak, onlara hem hakaret etmek ve hem de onları ölüme mahkum etmek böylesine bir uygulamaya, en lânetlenmiş teröristler bile asla tenezzül etmezler.
Hiçbir uluslararası sözleşmede, hiçbir savaş kuralında böyle bir hüküm yoktur. Durum bu derece vahim olduğu halde, kendilerini medenî olarak takdim edenler, Avrupasıyla, Amerikasıyla susuyorlar ve yine de İsrail i desteklemekten geri durmuyorlar.
Evet durum bu derece vahim olduğu halde, bizim taklitçiler, yine de milletimizin inadına, "Bu yapılanlar zulümdür" demiyorlar, diyemiyorlar. İsrail i üstü kapalı savunmak anlamına gelen "Bu orantısız güç kullanmaktır" deyimini kullanıyorlar.
Bunların "orantısız güç" tabirini kullanmalarının altındaki niyet ve maksatları ise, "Her savaşta orantısız güç kullanılıyor, ey İsrail, sakın biz bu tabiri kullandık diye bize gücenmeyin" mesajını vermektir.
Hasılı kelâm, yapılan istatistikler, milletimiz nazarında, hem AB nin ve hem de ABD nin, asla sevilmediğini, AB ve ABD ye bağlanarak, dış ve iç politikalarımızı bunlara endekslemeye çalışan taklitçilerin millet nazarında iflasa mahkum edildiğini göstermiştir.
Taklitçiler, tıpkı, beyin ölümü gerçekleştiği halde, makinaya bağlı olarak, ümitsiz de olsa, yoğun bakımda, bir süre daha yaşatılmak istenen hastalara benziyor. Makinaların fişleri çekilince onların hayatları sona erecektir. Fişleri çekmek ise Millî Görüşçülere düşmektedir. Millî Görüşçülerin işleri bu derece kolaylaşmıştır.