İçinde yaşadığımız zaman dilimi tarihte hiç olmadığı kadar gerçeklerin çarpıtılarak etkisizleştirildiği, "hakikat"in "yanlış", "yanlış"ın ise "hakikat" olarak sunulduğu ve toplumların bu yolla yönlendirildiği bir dezenformasyon çağına dönüştü. Öyle ki çağımızı "medya çağı" olarak adlandıranlar bile var. Dezenformasyonun nasıl işlediği ve toplumların gerçeklerden nasıl mahrum edildiğinin son örneklerinden biri de, İsrail‘in Gazze‘de giriştiği katliam boyunca Batı medyasının takındığı tutum ve haberleri sunuş biçimiydi.Dünyanın en yüksek tirajlı ve etkin gazetelerinden biri olan ABD merkezli The Wall Street Journal, Avrupa baskısının manşetinde Filistinlilere karşı dünyayı İsrail‘e yardıma çağırdı. "İsrail bombaları Hamas‘ın roket yağmurunu durduramıyor" manşetini atan The Wall Street Journal, İsrail‘in bombardımana aralıksız devam etmesine rağmen, Hamas‘ın roket yağmurunun kurbanı olmaya devam ettiğini, Hamas‘ın en az İsraille aynı potansiyelde İsrail‘e misillemede bulunduğunu ve savaşın orantılı güçler arasında devam ettiğini yazdı.

İsrailli yetkililere dayandırılan bilgilerle manşet atan The Wall Street Journal, haber boyunca, İsrail‘in kendi vatandaşlarını Hamas‘ın kurbanları olmaktan da kurtaramadığına vurgu yaptı ve adeta dünyayı İsrail‘e yardıma çağırdı. ‘İsrail İnsanlığı‘nın "Filistin terörü‘ne karşı yürüttüğü savaşta İsrail‘in galip gelmekte oldukça zorlandığı tezini alttan alta işleyen The Wall Street Journal, Filistinli yüzlerce çocuk ve kadının katledilmesine ise, Hamas‘ın el yapımı ve sınırı dahi geçemeyen roketlerinin neden olduğunu ima etti ve İsrail‘in bu konuda masum olduğunu ilan etti. Hamas‘ın roket saldırılarının giderek yükseldiğine de değinen The Wall Street Journal, Hamas‘ın iktidarı mutlak anlamda ele geçirdiği 2007 yılından beri aralıksız olarak askeri gücünü arttırarak İsrail‘i vurmaya devam ettiğini yazdı. Haberin sonlarına doğru ise, İsrailli mağdurlarla yapılan küçük küçük röportajlarla, tam bir ajitasyon ve psikolojik harekata girişen The Waall Street Journal, "mazlum İsraillilerin" "katil Hamalsılara" karşı savaştığı tezini işledi.

Tüm dünya suç ortağı

Hamas ve İsrail arasında bundan birkaç ay önce varılan ateşkes antlaşmasında Gazze üzerindeki ambargonun kaldırılacağı ve Gazze‘ye giriş çıkışların serbest olacağı kararlaştırılmıştı. Ancak antlaşmadan sonra, Gazze‘nin etrafındaki çember gittikçe daraltılarak, Gazze‘ye tıbbi malzeme dâhil, gıda ve su girişi bile İsrail tarafından engellenmiş, Gazze‘nin dünyaya açılan tek kapısı olan Refah Sınır Kapısı da tamamen kapatılmış ve Gazze açık bir cezaevine dönüştürülerek âdete açlık ve ölüme terk edilmişti. İsrail ise bu arada kesintisiz olarak kuşatmayı daraltarak Gazze‘nin tüm yaşam damarlarını kesmiş ve Gazze‘yi yeteri kadar zayıflattığını düşündüğü anda ise son darbeyi vurmak için havadan, karadan ve denizden katliama girişti. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu da, 19 ay önce İsrail‘in 1,5 milyon Filistinli‘ye karşı başlattığı kuşatmanın büyümesinde ve bugün gitgide büyüyen trajedide tüm dünyayı "direkt suç ortaklığı" yapmakla suçladı.

Muhabir: Haber Merkezi