Batı kültürünün ciğeri beş para etmezmiş

Abone Ol

Batı medeniyetini kaynak olarak kabul eden ve hala kullanılmayan dilini bilim dili olarak devam ettiren Batılıların örnek aldığı,

Milattan önce yaşayan Grek medeniyetinin başkenti Atina’da, sosyal statüde yüzde yirmisi Aristokratlar, Askerler ve tacirlerden meydana gelirken yüzde sekseni kölelerden meydana gelirdi.

Günümüzde, medeniyetine bir kısım insanların hayran olduğu Amerika’da eski Atina’dan farksız.
Avrupa, Amerika ve Çin’in yüzde yirmisi siyasiler, askerler, para babaları ve yüzde sekseni marabalar.
Ancak eski Yunan’da kölelere de seçme hakkı verildiği gibi, Amerika’da da marabalara seçme hakkı vardır.

Söz, siyasilere aittir, ezme işi polis ve askerlere aittir.

25 Mayıs 2020 günü, sokak ortasında, polisler tarafından boğazı sıkılarak öldürülen George Floyd örneği, ne ilk ne de sondur.

Amerika demokrasiye geçtikten sonra 25 milyon Kızılderili’yi nasıl öldürdüğünü Amerika’da papazlık yapan İspanyol asıllı papaz Bartolome’de las Casas’ın “Kızılderililer nasıl yok edildi” adı altında Türkçe’ye çevrilen eserini bir okuyuverin. (Şule yayınları)

***

Çeribaşının, ağalığın, beyliğin, derebeyliğin, krallığın, şahlığın, padişahlığın, demokrasinin olduğu her yerde seçme hakkı vardır.

Kral kılıcını kaldırır ve “Bana itaat edenler başlarını eğsinler, itaat etmeyecek olanlar dik dursunlar, ben o dik başları keseceğim” seçimiyle krallığını ayakta tutarken seçim hakkını kullandırmıştır halkına.
İstanbul Üniversitesi’nde şu anda profesör olan bir arkadaşım, Amerika’da doktora öğrencisi iken siyaset dersine gelen Amerikalı profesöre sorar, “Siz, şu anda siyasete atılıp ülke yönetiminde etkili bir yere gelebilir misiniz?” der.

Amerikalı profesör, “Kağıt üzerinde, kanuni hiçbir engel yok ama kanunsuz olarak, geçilmesi mümkin olmayan görülür engeller vardır” der.

Türkiye’de devamlı “Seçim kanunu değişsin diyenler” muhalefette olanlardır. İktidar olunca o kanunu değiştirmezler ve iktidardan düşünce tekrara hazır olan kanun teklifini Meclis’e sunarlar.
Amerika, günümüzün Grek medeniyetidir.

Demokrattır! Medeniyetin kaynak yeridir!
Hıristiyanlar çoğunluktadır ama eskiden ülkenin sahipleri iken İngiltere’den kaçarak gelen kanun kaçakları tarafından nesilleri tükendiğinden acı çektirme özlemlerini, zencilerle tatmin etmede siyasiler, papazlar, halkın yüzde biri değil, bir milyonda biri olan zenginler gurubu kendilerinden olmayanlar üzerinde çektirdikleri acılarla karanlık vicdanlarını besliyorlar.

Türkiye’de 113 binin üzerinde Bilal isimli erkek var.

20 binin üzerinde de Selman varmış.

“Bilal-i Habeşi” deyince İslami kesimde biraz eğitim görenler “Razıyellahü anhü/Allah ondan razı olsun” derler.

***

Makale yazanlar, onun adını yazdıktan sonra (R.A.) yazarlar ki, aynı manaya gelir.

Aradan 1400 yıl geçmiş Farslı Selman (R.A.) Habeşli simsiyah Bilal’i (R.A.) rahmetle anılmaya devam ederler.

İslam’dan önce Amerika’nın yüz yıl önce yaptığı gibi anasının evinden, babasının yanından zorla kaçırılan ve köleleştirilen Bilal’i (R.A.) Hazreti Ebubekir satın alır ve özgür kılar.

Şu anda yaşayan iki yüz devlet başkanını toplasanız, Sevgili Peygamberimizin saçının teline değmez.
Bir peygamber ve yönetici olarak onun sofrasında yemek yiyen, su içen bir onurlu, özgür insan haline gelen Bilal-i Habeşi (R.A.) evlerimizde ve camilerimizde Bilal-i Habeşi’nin adı en iyi hattatlarımızın çizgisiyle, en değerli tezhipçilerimizin altın süslemesiyle yazılıp duvarlara asılmış ve selatıyn camilerinde onun da ruhuna Fatihalar sunarak kamete kalkarlar.

“Geçmişte öyleydi bu günden haber ver” diyenlere de şunu söylerim, Fransa ile Belçika’nın kışkırtmasıyla resmi açıklamalara göre sekiz yüz bin zencinin öldürüldüğü Ruanda’ya, yardım yapmak için gittiğinde bir dostum, Büyükelçimiz, ‘Çarşıda gördüğünüz her beyaz insan, burayı ya sömürmek için gelmiştir, ya harbi kızıştırmak için gelmiştir. Beyaz olup da yardım etmek için gelen yalnız sizler varsınız’ diyor.

Şu anda yani gazeteyi okuduğumuz bugün bile Afrika’da, Güney Amerika’da, Güney Asya’da… Amerika’nın, Çin’in, Avrupa’nın sömürdüğü ve açlığa mahkum ettiği insanlara yardım için dolaşanlar, Müslüman insanlardırlar.

İslam dinimizin ana kitabı Kur’an-ı Kerim:
“Ey insanlar, biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Tanışasınız diye sizi milletler ve kabileler halinde kıldık. Şüphesiz Allah katında en değerli olanınız, takvada en ileri olanınızdır. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır.” (Hucurat Süresi ayet 49/13)

Sevgili Peygamberimiz:
“Üzerinize kafası siyah üzüm gibi Habeşli bir köle, yönetici olsa ve sizi Kur’an’la yönetiyorsa ona itaat ediniz” buyurur.
(Buhari, Sahih, K. Ahkam, bab 4 es-Sem’u ve-Taatü)
Yani sizi yöneten, sizi yaratan olmalıdır.