Başlıkta Batı olarak nitelendirdiğim alanın ABD, AB ve Rusya’yı da içine aldığını özellikle belirtmek istiyorum. Çünkü İsrail’in başlattığı son operasyonun aslında Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) bir parçası olduğunu söylemek de yanlış olmayacaktır. Meseleye bu açıdan bakıldığında karşımıza ABD tarafından ilan edilen Büyük Ortadoğu Projesi’ni, İsrail’in hayalindeki Büyük İsrail Projesi’nin bir adımı olarak nitelendirmek de sanıyorum yanlış olmayacaktır. Vaat edilmiş topraklar deyince bu kavramın nereleri kapsadığını da hatırlatmak gerekir. Bu topraklar kısaca Nil’den Fırat’a kadar uzanan alanı kapsıyor. Kısacası Yahudilerin hayalini kurdukları Büyük İsrail, Nil ile Fırat arasındaki ülkeleri kapsıyor. Böyle olunca İsrail’in bölgemizde genişleme yönünde attığı ve atacağı her adım, ülkemizi de sınırları içine alıyor. Yani Büyük İsrail Projesi’nin kapsamı içinde Türkiye de var. Bu bakımdan meseleye sadece Filistin’de İsrail ile HAMAS arasında yaşanan olay diye bakmak meseleyi eksik değerlendirmek olur.
Bu noktada bu toprakları Yahudilere kim ya da kimler vaat etmiş sorusu akla gelebilir. Yahudi hahamlar böyle bir hayal kurmuşlar ve bunu inançlarının bir parçası gibi sunmaya başlamışlar. Sonuçta da bugün yaşanan olaylara gelinmiş bulunuluyor. Peki, İsrail’in bu hayali gerçekleştirecek bir gücü var mı diye sormak mümkündür. Hemen belirteyim ki, İsrail’in böyle bir gücünün olup olmasından çok Yahudilerin böyle bir hayali gerçekleştirmek için bir çaba içinde olduklarının bilinmeyen bir yanı yok. Kaldı ki, son gelişmelerin gösterdiği Gazze’de milyonlarca kişi tünellerde yaşamak zorunda kalmış, sivil asker ayrımı yapmadan İsrail, binlerce Filistinliyi katletmiş durumda. Tüm bu gelişmeler karşısında kısaca Batı olarak nitelendirdiğim AB ülkeleri, ABD ve Rusya, İsrail’in uyguladığı soykırım karşısında ciddi hiçbir tepki vermemişler, bu tavırları ile de Büyük İsrail hayalinin gerçekleşmesi için İsrail’e destek vermiş bulunuyorlar. Kaldı ki, bu desteğin açıktan ilan ediliyor olması da şahsen benim için sürpriz olmamıştır. Özellikle ABD’den yapılan açıklamalarda bu destek net bir şekilde ifade ediliyor. Ayrıca Akdeniz’e bir savaş gemisi gönderilmiş olmasının sebebi, ABD sınırlarını korumak(!) olmasa gerek.
Bu arada İsrailli yöneticilerin de sergiledikleri vahşetten adeta zevk aldıkları anlaşılıyor. Çünkü yapılan açıklamalarda ordu mensuplarına her türlü cinayeti işleyebilecekleri, bunun için de yargılanmayacakları sözü veriliyor. İş bu noktaya geldiği halde bile yukarıda sıraladığımız devletler ve uluslararası örgütlerin olayları seyretmeyi tercih ediyor olmalarının İsrail’i cesaretlendirdiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bu bakımdan Yahudilerin Büyük İsrail Projesi’ni gerçekleştirecek güçleri var mı diye sormaktan çok bu hayallerin akıldan çıkartılmaması ve buna göre özellikle İslam dünyasının hazırlıklı olması gerekiyor. Yoksa bu hayalin boşa çıkartılmasını Haçlı ittifakından beklemek, kendimizi kandırmaktan öte bir anlam ifade etmez. Çünkü Büyük İsrail Projesi’nin hedefinde Ortadoğu, yani İslam dünyası vardır. Zaten Büyük Ortadoğu Projesi’nin açıklandığı günlerde bir de bu projenin içeriği konusunda bir harita yayınlanmıştı. Bu haritada, bölge ülkelerinin iki ve daha fazla parçaya ayrıldığı görülüyordu.
Kısacası, bölge ülkelerini küçük parçalar haline getirmek, böylece kendi aralarındaki ihtilafları körükleyerek birbirlerine düşürmek, ardından da küçük parçalar birer lokma niyetine yutulmaya gidilecektir. Böyle olunca da artık bölgemizde yaşanan olayları sadece iki ülke ya da örgüt arasında yaşanan olaylar olarak görmenin doğru olmadığını İslam dünyasının fark etmesi gerekiyor.