Batı Hiçbir Zaman Uygar Olmamıştır

Abone Ol

Dünyanın bağrına kanlı bir hançer gibi saplanan kanlı terör şebekesi Siyonist İsrail, yaklaşık 3 haftadır Gazze’de en vahşi hayvanın bile utanacağı bir vahşilikle Filistin halkına yönelik büyük bir soykırım uygulamaya devam ediyor. İnandıkları tahrif edilmiş Tevrat’ta,  “Onların her şeyini tamamen yok et. Onları esirgeme, erkekten kadına, çocuktan emzikte olana kadar hepsini öldür” şeklinde vahşeti emreden hükümler yer alan Siyonist rejimin sapkın inançlı teröristlerinin bu vahşi katliamları, onları, inançlarını ve üstün ırk inancına dayalı sapkın hedeflerini bilen insanlar için elbette sürpriz değildir. Tüm bu katliamlara rağmen somut hiçbir adım atamayan, güçsüz, aciz, tarihin ve inançlarının kendilerine yüklediği misyonun gereğini yerine getirme yetisi olmayan İslam ülkelerinin yöneticilerinin zavallı hallerine de İsrail’in daha önceki vahşetlerinden aşina olduk artık. Bugün tüm bunları bir yana bırakarak bizim gibi gelişmekte olan toplumların sözde aydınları tarafından medeniyet ölçütü olarak gösterilen, herkese insan hakları, özgürlük ve medeniyet dersi veren Batı’nın iki yüzlülüğü üzerine bir şeyler yazmak istiyorum.

Bugün müstemleke zihniyetli kitleler tarafından Doğu toplumlarına refahın, gelişmişliğin, medeniyetin ölçütü olarak sunulan ama aslında gelişmişlik ve zenginliğinin temelinde yüzlerce milyon Asyalı, Afrikalı ve Amerikalı yerli insanın kanı bulunan Batı, son dönemde İsrail tarafından ortaya konulan eşine tarihte rastlanmamış vahşet karşısında her daim olduğu gibi iki yüzlü bir tavır sergilemeye devam etmektedir. Filistinli direniş gruplarının 7 Ekim tarihinde yaptığı Aksa Tufanı operasyonundan bugüne geçen sürede bütün Batı ülkelerinin yöneticileri, ezbere öğretilmiş bir ifadeyi tekrar eder gibi, “İsrail’in kendisini savunma hakkı” vurgusu yapmaktadır. Batılıların bu tutumları vicdan sahiplerinin aklına çok sayıda cevaplanması gereken soru getirmektedir? İşgalci, saldırgan, her vesile ile katliam yapmaktan geri durmayan taraf olan İsrail’in kendisini savunma hakkından bahsetmek, evleri zorla ellerinden alınan, topraklarından sürülen, kundaktaki bebekleri öldürülen Filistinlilerin maruz kaldığı katliamlara meşru gerekçe uydurmak anlamına gelmez mi? Katil İsrail’in savunma hakkından bahsederken toprakları gasbedilen, her vesile ile katliamlara maruz bırakılan Filistinli direniş gruplarının kendilerini savunma hakkı yok mudur ve meşru savunma hakkı gereği yaptıkları operasyonları terör olarak nitelendirmek iki yüzlülük değil midir? Sözde dünyanın insan hakları havarisi olan Batı’nın en temel insan hakkı olan yaşama hakkına kastedilen Filistinli kadınların, çocukların, sivillerin katledilmesine destek vermesi, sessiz kalması hangi insan hakları normuna uygundur? Kadın hakları konusunda dünyaya örnek gösterilen Batı dünyasının bunca Filistinli masum kadının katledilmesini “İsrail’in kendisini savunma hakkı” gibi gerekçeye dayandırması kadın hakları naralarının ne kadar sahte ve iki yüzlü olduğunu göstermez mi?

Bu soruları çok daha fazla artırabiliriz. Batı’nın bu konuda ortaya koyduğu bir başka iki yüzlü tavır da ifade özgürlüğü ile ilgilidir. Kendilerini ifade özgürlüğünün örneği ve ölçütü olarak gösteren, ülkemiz başta olmak üzere birçok ülkeyi ifade özgürlüğü konusunda baskı altına alan Batılı ülkelerin aslında kendileri gibi düşünmeyenlere karşı ne kadar tahammülsüz olduğu bu süreçte daha net olarak görüldü. Gazze’de yapılan katliama karşı her insanın vermesi gereken bir tepkiyi ortaya koyan Fazıl Say tarafından İsviçre’de verilecek konserler iptal edildi. Gazze’deki katliama karşı tepki veren Cezayir asıllı Fransız Futbolcu Benzema, Fransa İçişleri Bakanı tarafından terörist olmakla suçlandı. Fransa’da Nice takımının formasını giyen Youcef Atal isimli futbolcuya Filistin’e destek mesajı yayınladığı için Fransa futbol federasyonu tarafından 7 maç ceza verildi ve hapis cezası alması için dava açıldı. Batı medyasında Siyonist propagandaya aykırı bir şekilde İsrail katliamları ile ilgili gerçekleri ifade eden gazeteciler Batı medyası tarafından canlı yayın sırasında yayından alındı. Türkiye’de ve birçok ülkede şiddet olaylarına sahne olan gösterileri dahi demokratik hak olarak gören ve desteleyen Batı ülkelerinin birçoğunda, İsrail zulmünü protesto emek için yapılacak gösteriler yasaklandı ve sert polis müdahalelerine sahne oldu. Örnekler çoğaltılabilir. Sözün kısası; yaşanan bu süreç bize bir kez daha Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in tarihi sözünü tekrar hatırlatmıştır; "Bunu hiç unutma evlat! Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı; devam edegelen sömürgeciliği, döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur."  Evet, Bilge Kral’ın da dediği gibi bir kez daha gördük ki Batı, uygar ve insan olmaya oldukça uzaktır. Bu süreçte yaşananlar, Avrupa Birliği’ni “Medeniyet projesi” olarak görenler, Türkiye’nin yarım asrını Avrupalı olmak adına AB kapılarında heba edenler ve Batılı olmayı kurtuluş olarak görenlere ders olur umarız…