Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (C.C.)›a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.
Gerçekten saadet içinde yaşamak istiyorsak, bunun tek çaresi Milli Görüş’e dönmektir. Milli Görüş; ahlaki ve manevi değerleri güçlendirmek demektir. Milli Görüş; israfı, savurganlığı, rantı, ölü yatırımları, tüketim çılgınlığını önlemek demektir. Milli Görüş; ahlaki ve manevi değeler üzerine bina edilen bir eğitimle, ülkenin evlatlarını hakikaten kaliteli nesiller olarak yetiştirmektir. Milli Görüş; Türkiye’yi tarım ve hayvancılıkta kendi kendine yeten bir ülke haline getirmektir. Milli Görüş; Türkiye’yi sanayileşmesini tamamlamış, kendi takım tezgâhlarını kurmuş, kendi ürettiği takımlar ile üretim yapan, harp sanayisi güçlü, madenlerini kendisi işleten bir ülke haline getirmektir. Milli Görüş; şahsiyetli bir dış politika benimseyerek Türkiye’yi tarihteki şerefli konumuna taşımaktır. Milli Görüş; hak ve adalet esaslarının benimsendiği bir yargı ile toplumun barış ve kardeşliğini sağlamaktır. Milli Görüş; insanların hayırlısı insana faydalı olandır esası gereği siyaseti topluma hizmet etmek olarak gören inanıştır.
NE VAR Kİ
Uygulanan yanlış; ahlak, eğitim, ekonomi, adalet ve dış politika uygulamaları yüzünden toplum ve aile yapısı çöküyor, ahlak iflas ediyor. Sentetik uyuşturucu kullanımında Türkiye, Avrupa birincisi olmuş ve kullanma yaşı ilkokul sıralarına kadar inmiş. Faiz, bütün toplumu yok olmaya götürüyor. Kumar ve yasal bahis oyunları nesilleri bedavadan para kazanma yoluna itiyor, toplumda kin ve nefreti körüklüyor. Yalan, adam kayırma, rüşvet, bozuk siyasi üslup gibi hakkaniyete uymayan meseleler, toplumda derin yaralar açıyor. Bu böyle gitmez. Bu düzenin değişmesi gerekir. Bu düzen değişmeden, kötülüklerle mücadele edilmeden, bataklık kurutulmadan bu meselelerin atından kalkmak mümkün olmaz. Huzur, barış ve kardeşliği sağlamadan, insan hakları ve hürriyetlerini teminat altına almadan, adaleti tesisi etmeden, toplumun refahını gözetmeden, bir ülkenin izzet, şeref ve onur sahibi olması düşünülemez. Uygulanan yanlış ise, faizci kapitalist düzendir. Bu düzenden ve yan unsurlarından kurtulmadan Türkiye’de hiçbir şey düzeltilemez. Sistem değişti, bozuk “faizci düzen” duruyor, hiçbir şeyi değişmeyecek.
BOZUK DÜZEN
Ülkemiz, uygulanmakta olan hile rejimi ve faizci kölelik düzeni yüzünden çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıyadır. Ahlâk sıkıntılı… Adalet sıkıntılı… Ekonomi sıkıntılı… Doğalgaza zam, sigaraya zam, tünel geçiş ücretlerine zam, iğneden ipliğe her şeye zam. Kaşıkla verdiklerini kepçe ile almaya başladılar. Maalesef yanlış ekonomi ve tarım politikaları nedeniyle 7 yıldır savaşta olan Suriye’den bile patates ithal eder duruma geldik. Enflasyon TÜİK rakamlarına göre, yüzde 15,39’a ulaştı. Niçin? Ekonomideki her gösterge alarm veriyor. Çünkü üretim yok faiz var, haksız vergiler var, borçlanma var, israf ve savurganlık var, kutuplaşma var. Bu sorunları çözmek için kafa yorması gerekenler, hala toplumsal gerilimden beslenmenin peşindeler. Ülkemizin en önemli ihtiyacı barış, huzur ve güvenlik ortamının bir an evvel sağlanmasıdır. Sorumluluk sahipleri yangını söndürmek yerine ateşe benzin döküyor. Unutulmasın ki ayarı bozulan kantar, bir gün gelir kantarın ayarını bozanları da tartar. Şerden hayır çıkmaz. Yönetimde adaleti esas almak herkese kazandırır. Yolun sonunda ölüm, ölümün sonunda da hesap var. Kul hakkı önemli bir haktır, bu hakki gözetmeyenlerin hesabi ise çetin olur. Faizci düzeni yürütenler, milleti, esnafı, işadamlarını ve devleti faizle borçlandıranlar, emin olunuz ki mezarlarından, cin çarpış adamın yatağından kalktığı gibi kalkacaklardır. Bunun için bu yola sapanların bu konuyu da dikkate almaları gerekir.
YAPILMASI GEREKEN
Yeni bir döneme girildi. Bu yeni dönem “cumhurbaşkanlığı hükümeti” sistemidir. Yani bundan böyle Türkiye, tek kişilik hükümet sitemi ile yönetilecektir. Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis’te yemin ederek bu yeni dönemi başlatmış bakanlarını da ilan etmiştir. Şimdi icraat zamanıdır. Türkiye gerçekten çok derin problemlerle karşı karşıyadır. İktidar bu problemlerin çözümüne odaklanmalıdır. Acilen huzur ve kardeşlik tesis edilmelidir. Ekonomi de çok ciddi tedbirler alınmalıdır. İsraf engellenmeli, tasarruf arttırılmalı, üreten bir ekonomiye geçilmelidir. Eski alışkanlıklar bu yeni dönemde de devam ettirilirse, bu Türkiye’ye zarar verir. Biz bu uyarıları şahsi geleceğimizden çekindiğimiz için değil, Türkiye’nin geleceğini düşündüğümüz için yapıyoruz. Adil Düzen’e geçilmeden olmaz, olmaz, olmaz.
KAHRAMANLAR
Saadet Partisi; şartlar ne olursa olsun hak bildiği yolda yürümeyi her şeye tercih etmişlerin partisidir. Saadet Partililer; makamın ve şöhretin değil, Hakk’ın ve hakikatin peşinden gittiler, şartlar ne olursa olsun Milli Görüş yolundan dönmediler, sömürü değil adalet, zillet değil, izzet için çalıştılar. Hangi renkten, hangi ırktan, hangi inançtan olursa olsun her insanın hak ve hukukunu savundular. Güce boyun eğmediler, ne pula, ne kula minnet etmediler. 24 Haziran seçimlerinde her türlü imkânsızlığa ve engellemeye rağmen üstün bir çalışma sergilediler. Bayrakları indirildi, çadırları yıkıldı, insanları saldırıya uğradı. Her türlü gerçek dışı, haksız iftira ve propagandaya maruz bırakıldılar. Bütün bunlara rağmen onlar, asaletlerini bozmadılar. Canla başla çalıştılar, her seçim bölgesinde en büyük gayret ve fedakârlığı ortaya koydular. Milli Görüş’ün kahramanları, Saadet Partililer bu seçimlerde tarihi bir duruş ortaya koydular. Adaletsizliğe karşı adaleti, kibir kulelerine karşı tevazuu savundular. Öfke ve nefret söylemlerine karşı şefkat ve tebessümü ortaya koydular. Âlimlerin sustuğu, aydınların sindiği bir ortamda baskıya, tahakküme karşı Hüseyni bir duruş sergilediler. Bu sebepledir ki onlar, gücün değil hakikatin yanında duran kahramanlardır. Hiç şüpheniz olmasın, bugün saadeti eleştirenler, ihanetle suçlayanlar, Genel başkanına ve kadrolarına yönelik her türlü karalamayı meşru sayanlar, yarın çocuklarına bu duruşun destanını anlatacaklar. Selam hidayete tabi olanlara…