Başbakan başörtüsü sorunu ne zaman çözülecek diye sorulan bir suale Konsensüs sağlandığı zaman diye cevab vermiş.
Efendim konsensüs sağlanmış artık harekete geçin diyenlere ise, siyasal konsensüs sağlandı ama Kurumsal konsensüs sağlanmadı cevabını vermiş.
Bunlar, ipe un sermekten başka bir anlama gelmez. Bir zamanlar Sayın Bahçeli de, biz meclise girdiğimiz zaman yumruğumuzu masaya vuracağız, başörtüsü sorununu çözeceğiz diye mangalda kül bırakmıyordu. Meclise girdiler, hem de iktidar ortağı oldular ama, çözdükleri bir hanım milletvekillerinin başörtüsünün düğümünü çözmekten ibâret oldu.
AKP iktidarını ise bu millet Anayasayı değiştirecek kâhir bir ekseriyetle işbaşına getirdi, millet yine hayal kırıklığına uğradı. Başörtüsü konusunu çözmesi için kendisini ziyaret eden heyetlere sayın Erdoğan, gidin önce Deniz Baykal dan izin alın diyormuş.
Biz otuzbeş kırk sene TBMM de görev yaptık, herhangi bir konuda kanun veya karar çıkarmak için, önce Ana Muhalefet ten izin alın ki biz ondan sonra harekete geçelim diyen bir iktidara rastlamadık. Hükûmet koalisyon hükûmeti olursa bir dereceye kadarbu mazeret haklı sayılabilir. Ama şeklen iktidara gelmiş olan bir hükûmetin, YÖK ten veya CHP den icazet ve cesaret almaya kalkışması asla mazur görülemez.
İktidar sanki bal etmez arı, sanki dalı yaprağı olan ve fakat üzüm vermeyen kısır bir bağ, ya da kesmez balta..
Konsensüs yok demek ortada iktidar yok demekten başka bir anlama gelmez. Hükûmet işin garibi, YÖK kanununu ele almaktan cin çarpmış veya elektrik cereyanına tutulmuş gibi korkuyor.
Demek ki milletimizin bu iktidar denemesinde isabet yok. Askerlikte piyade atışı yapılır mermi hedefe isâbet etmezse, gözlemci erler, karavana diye bağırırlar idi. Onun için milletimiz de bu iktidara karşı karavana diye bağırmaya başladı.
Bilindiği gibi iktidar kavramı asla boşluk kabul etmez. AKP, iktidar yetkilerini hepten vitesi boşa aldığı için, bu boşluğu IMF, ABD ve AB yetkilileri dolduruyor.
Ekonomik politikamızı IMF üstlenmiş, dış politikamızı ABDve AB üstlenmiş. Yâni adetâ bu dış güçler, bir nevi emânetçi iktidar olmuş. Hasılı bindik bir alâmete gidiyoruz kıyamete.
Öyle ya devir küreselleşme veya başka bir deyimle globalleşme devri. Böyle bir devirde artık ortaçağdan kalma klasik iktidar olma kavramı ile mi çözüm bulacağız Kalkıp da daha yabancı imalatı modern iktidar yerine, hâlâ yerli imâlâtı iktidarlar ile mi çalışacağız
Hem bilindiği gibi biz efendi bir milletiz, elbette amele gibi elimizi sıcaktan soğuğa sokamayız. Bize hizmet eden IMF, ABD ve AB gibi süper hizmetçiler varken elbette biz dışarıda ve içeride yaptığımız gezilerle efkâr dağıtıp keyfimize bakacağız. Ecdadımız üç kıtayı ve yedi denizi yönetmek için tarih boyunca çaba sarfetmiş kılınç sallamış, biz ise bu işin kolayını bulduk. Dış ve iç politikalarımızı, tıpkı otomatik pilota bağlar gibi IMF nin ABD ve AB nin otomatiğine bağladık. Onları çalıştırıp rahatımıza bakıyoruz. Ayrıca yakında ithal malı yeterli sayıda doktor getireceğiz. Bir gazetenin yazdığı gibi meselâ getireceğimiz Çin mamulatı doktorlar 1 YTL ye insanlarımızı muayene ve tedavi edecekler. Tabii bu tedâvinin en ağırlıklı şekli Akupunktur tedavisi olacak.
Şayet Çin den akupunkturdan anlayan hekimler gelirse, onlardan, rica edelim de önce şu bizim iktidarın, çalışmayan sinir ve damarlarını açsınlar, belki akupunktur iğnelerinin en uzun ve en etkili türlerini kullanarak, onların uyanmalarını sağlarlar ve kendilerinin iktidara geldiklerini farkederler de böylece işleri Marko paşaya havâle eder gibi konsensüse havâle etme alışkanlığından kurtulurlar.
Evet gözüken odur ki başörtüsü ve buna benzer milletin beklediği sorunların çözülmesi yine başka bahara kalacak. Ama bu sefer o başka bahar asla AKP iktidarı olmayacaktır. Çünkü milletimiz, denenmiş olanı tekrar tekrar denemeyecek derecede basiret ve ferâset sahibidir. Saadet in yolu nereden geçer, bunu çok iyi bilmektedir.