Hatırlayacaksınız; önce ana muhalefet partisi CHP kanun marifetiyle, sonrasında da iktidar partisi AK Parti, Anayasa değişikliği talebiyle kamuoyunun önüne çıktılar.
Her iki siyasi parti de önemli birer adım attılar; başörtüsü özgürlüğünün kesin teminat altına alınması anlamında, birisi kanun marifetiyle, diğeri de Anayasa değişikliği yoluyla başörtüsü özgürlüğünün yazılı metne dönüştürülmesi, bu önemli özgürlüğün pamuk ipliğine bağlı kalmaması açısından bir düzenleme yapılması iradesini ortaya koydular.
Her iki karar da alkışlanması icap eden kararlardı. Toplum her iki girişimi de olumlu karşıladı.
Esasen, hangi partinin ya da partilerin imzaları da o kadar önemli değil! Önemli olan, başörtüsü özgürlüğünü yasal ya da anayasal bir çerçeveye oturtmak!
Böyle bir karar fevkalade güzel olacaktı.
Fakat araya seçimler girdi, gündem değişti vb.
Şimdi herhalde iklim çok daha müsait. Tam da siyasette yumuşama havaları da eserken…
Cumhurbaşkanı, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ana muhalefet partisi CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in muhtemelen bu hafta içinde gerçekleşecek görüşmelerinde bu konu da gündeme gelecek mi, acaba?
AK Parti ve CHP’nin bu yönde ortaya koydukları iradeyi tamamına erdirmeleri, kamuoyu tarafından da takdirle karşılanacaktır, hiç kuşkusuz.
***
Erdoğan ve Özel’e buradan çağrım şudur; bu kararı alan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) üyeleri her daim alkışlanır.
Bir zamanlar bu ülkede TCK 163. madde vardı. Eskiler hatırlar. Masum pek çok dindar insana, çok ağır mağduriyetler yaşatan TCK’nın o meşhur 163. maddesi.
1991 yılında, Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde kaldırıldı. İyi de oldu.
Şimdi TBMM’nin önünde gecikmeyle de olsa, altın bir fırsat var; başörtüsü yasağını bir daha gelmemek üzere tarihin çöp sepetine yuvarlasınlar!
BU AYIBI KİM/KİMLER ORTADAN KALDIRACAK?
Ayıp dediğim şu; birkaç sene önce, 2019’da büyük umut ve beklentilerle açılan Necip Fazıl Müzesi ve Araştırma Merkezi Mayıs ayında ne yazık ki kapatılacak!
Necip Fazıl’ın şahsi eşyaları, yazar hakkında kaleme alınmış eserler ve vesikaların yer aldığı müzenin kapısına, kısa bir süre sonra kilit vurulacak.
Üstadın müzesi önümüzdeki haftalarda son defa ziyaretçilerini kabul edecek. Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfı tarafından yapılan açıklama böyle.
***
Peki, kapanma sebebi nedir; tamamen ilgisizlikten ve ekonomik sebepler yüzünden! Acı bir durum!
Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfı tarafından yapılan açıklamada “kırgın” oldukları vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:
* “El yazılarını büyük bir umutla derledik, taradık. 22 bin sayfalık orijinal belgeyi katalogladık. Üzerinde kokusu olan eşyaları sizler için evlerimizden getirdik. Kim ne dediyse, kim ne yazdıysa hepsini büyük bir heyecanla topladık, arşivledik. Ancak ülkemizdeki mevcut ekonomik zorluklar ne kitabın kıymetini bıraktı ne araştırmanın önemini. Bu sebeple kırgınız. Büyük hayallerle çıktığımız bu yolu artık sonlandırma kararı aldık. Bizler yine eşyalarımızı evlerimize götürecek, kitaplarımızı kütüphanelerimize yerleştireceğiz.”
***
Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve şairin torunu Şeyma Kısakürek Sönmezocak, şunları ifade ediyor: “Zaten araştırma merkezi ve müze, beş sene önceki açılışında da hiçbir desteğe layık görülmemişti. Kendi imkânlarımızla faaliyetleri devam ettiriyorduk. Yüzde 300’lük zam dolayısıyla binanın kirasını bile karşılayamaz duruma geldik. Torunları olarak elimizden geleni yaptık. Bu ayıp bize ait değil.”
Soru şudur; bu ayıbı kim ya da kimler ortadan kaldıracak?
***
2018 yılıydı; Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfı standını CNR Fuarı'nda ziyaret etmiştim.
Şeyma Kısakürek Sönmezocak’a, “Bir cümle ile dedenizi ifade edebilir misiniz?” diye sormuştum. Şeyma Hanımefendi tek kelimelik bir cevap vermişti: “Deha!”
Son olarak, Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfı Mütevelli Heyeti’nde yer alan isimleri de zikredeyim; Mehmed Kısakürek, Prof. Dr. A. Hikmet Üçışık, Osman Kısakürek, Av. Suat Ak, Emrah Kısakürek, Şeyma Kısakürek Sönmezocak, Ahmed Fazıl Kısakürek.
ABDULHAKİM ARVASİ VE ÜSTAD!
Bir grup, üstadın feyz aldığı Abdulhakim Arvasi Efendi Hazretlerine giderek üstadı şikayet etmeye yelteniyor. İşte, “Şunu bunu yapıyor, şöyle hareketleri var...” diye.
Abdulhakim Arvasi aynen şunu söylüyor o guruba: “O benim Necip’im, dokunmayın Necip’ime…”
***
Bir başka anekdot;
* Merhum Abdulhakim Efendi Süleymaniye Camii’nde vaaz vermektedir. Necip Fazıl da 10 soru yazar ve soruları cebine koyup Süleymaniye Camii’ne gider. Vaazdan sonra soruları kendisine soracaktır. Ancak, Arvasi Hazretleri vaazı sırasında Necip Fazıl’ın sorularını birinciden başlamak üzere tek tek cevaplandırmaktadır. Üstad bir ara (acaba soruları cebimden düşürdüm de eline mi geçti) diye şüphelenir. Cebine bakar soru kâğıdı yerinde durmaktadır…
Üstadla alakalı daha ne anekdotlar var, ne anekdotlar…
DOĞRUYSA BRAVO!
Köfte Izgara: 120 TL. Köfte Kaşarlı Izgara: 130 TL. Kadayıf tatlısı: 37 TL. Tatlı üstü dondurma: 20 TL. Sütlaç: 35 TL.
3 kişi doyana kadar yemek yiyor ve gelen fatura ne kadar biliyor musunuz?
Sadece 518 TL. Yani, kişi başı 173 TL civarında.
Bu paraya bir etli yemek bile yiyemezsiniz, diğer lokantalarda.
Peki, bu uygun fiyatlar nerede?
Yansıyan haberlere göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sosyal Tesisleri’nde…
Doğruysa bravo!
Bu pahalılıkta, bu enflasyonda kim halkın satın alma gücünü biraz da olsa artırıyorsa ne mutlu!
***
Bir son not: Bir ara İBB Sosyal Tesisleri’nde gazetecilere indirim yapılıyordu. Sonra kaldırıldı. Neden acaba?