"Başmakaleler 1" (x) üzerine

Abone Ol

Yazıyı, kitabı esas almasına rağmen, sözlü kültüre dayanan bir geleneği yeğlemek bana hep bir paradoks gibi gelmiştir. Elbette sözlü kültür geleneği de kültürün geniş kitlelere ulaşmasında önemli bir etkiye sahiptir. Ancak sözlü kültür, bir noktadan sonra rivayet çeşitliliğini artıracağı için, asıl kaynaktan farklılaşma sakıncasını beraberinde getirir. Üstelik sadece sözlü kültür, kültürü yaygınlaştırırken, bir yandan da sıradanlaştırmayı vazgeçilmez hale getirebilir. Buna bağlı olarak yeni bilgi üretilmesini, bilginin ve aynı zamanda kültürün gelişimini sağlayıcı eleştiri ve yeni değerlendirmeleri belli ölçüde sınırlandırır, hatta gereksiz hale getirebilir.

Oysa yazı, kitap kültürün hıfzedilmesini, korunmasını sağlama yanında, yeterli-yetersiz nitelikte olmasına rağmen, belli bir birikimi hazır halde tutar. Yapılacak yeni çalışmalara, zihin emeğine zemin hazırlar.

82 yılında, Askerî yönetimin sınırlayıcı ortamında, kültürel faaliyetlerin sürdürülmesi gereği babında yeni bir derginin çıkartılması şartını bazı arkadaşlara, dostlara ısrarla söylemiştim. Nihayet, çeşitli müzakereler, görüşmeler sonucunda "İslâm" dergisi yayın hayatına başlamıştı. Ayrıntısına burada girmeyeceğim. Yaklaşık onbeş yıl aylık olarak yayımlanan "İslâm" dergisi önemli, kalıcı bir hizmet verdi. Arkasından "İlim ve Sanat", "Kadın ve Aile", onun kucağında "Gül Çocuk" yetiştirici yayımlarıyla yıllarca kültürel etkinlikte bulundular. Çok istememe rağmen, sanat-edebiyat alanında bir başka yayın faaliyetini harekete geçirmek mümkün olmadı. İmkân ve ortama rağmen!

Neyse ki, İslâm dergisinde yayımlanan M. Esad Coşan hocanın yazılarını Server İletişim "Başmakaleler 1" başlığı altında, dergi sayfalarında bırakmayarak kitablaştırdı. Önemli bir hizmette bulundu. Kutluyorum. İçindekiler, Kaynakça ve Dizin bölümleri eklenmek suretiyle okuyucuya büyük kolaylıklar sağlayan bir anahtar da verilmiş kitabta. M.Esad Coşan hocayı rahmetle yad etmemize vesile olarak "Gayemiz" başlığını taşıyan makaleden şu cümleleri buraya alıyorum.

"Elhamdülillah müslümanız; gayemizin kaynağı imanımızdır.Biliyoruz ki, dünya bizim asıl yurdumuz değil, muvakkat bir imtihan yeri. Ömrümüzün rüzgâr gibi süratle geçip gittiğini gördükçe, ahiretimiz için halisâne ve yoğun salih ameller işlemek gereğini daha kuvvetle hissediyoruz. Fırsat kaçmadan insanlık için faydalı işler yapmalı; dinimize ve din kardeşlerimize bütün imkânlarımızı kullanarak hizmet etmeliyiz.

Müslümanların eğitim ve öğretimi bizce en mühim mevzudur. Gördük ki bu sahada şimdiye kadar yaptığımız ders, vaaz, sohbet, konferans seminer, kurs vb. faaliyetlerimiz yeterli değildir; istek ve ihtiyaçları tamamen karşılayamıyor, arzu ettiğimiz her yere, bizi davet eden her topluluğa ulaşıp yetişemiyoruz. Mecmuamızı, işte bunu sağlayabilmek için çıkarmaya karar verdik.

(...)

Çağımızda dünya hızlı bir değişme ve ilerleme içindedir. Müslümanlar olarak bunları takip etmek ve gerekli tedbirleri alarak yeni gelişmelere ayak uydurmak zorundayız. Şerefle yaşamak ve yükselmek için de şarttır. Halbuki pek çok kimse bu seviyede değildir. Değil halkımız, onları eğitmek ve yol göstermek durumunda olanlar dahi bu bakımdan yardım ve desteğe muhtaçtırlar.Çünkü bu iş kaliteli eleman, kadro, mali güç, iyi vasıta, modern malzeme ve geniş zaman ister." (S. 15-16)

Bugün için de geçerli değil mi bu tesbitler

"Kullanamadığımız İmkânlar" başlıklı yazıda şu satırlar, sanıyorum, durumun vahametini daha açık bir şekilde işaret ediyor. Yazı Ocak 1985 tarihli İslâm dergisinde yayımlanmış. Aradan yirmi üç yıl geçmiş.

"İnanan bir kimse olarak, sayıları yüz milyonlarla ifade edilen şu din kardeşlerimizin hallerine bir bakınız. O dinamik imanlarının gereği, kendilerinin nasıl olmaları gerekirdi (...)

Halbuki her yerde, Asya da, Afrika da, Avrupa ve Amerika da ne kadar hor ve menfur, mazlum ve mağdur durumdalar! Bakınız, ekseriya ülkeleri çiğnenmiş, hürriyetleri gasp edilmiş; başlarına hain ve zalimler çöreklenmiş, kıpırdamalarına bile fırsat vermiyorlar. Tabii zenginlikleri yabancılar tarafından doymak bilmez bir iştiha ile sömürülürken, kendileri aç kalıyor. Köle gibi yaşayıp, haşerat gibi ölüme terk ediliyorlar. Başına çorap örülmemiş, dertsiz, belasız, kaç İslâm ülkesi gösterebilirsiniz.

(...)

Bu ceza, ihlâsla tevbe edip tekrar Hakk a dönmeden, İslâm ahlâk ve ahkâmına sımsıkı sarılmadan üzerimizden asla kaldırılmaz. Kainatın ilâhi kanunlarına ters tutumla muvaffakiyet mümkün değildir." (S. 58)

(x) M.Esad Coşan: Başmakaleler-1/İslâm Dergisi Başmakaleler, Server İletişim, İstanbul 2007. Tel: 0216 428 46 00, www.serveriletisim.com.