Başlamak Güzeldir

Abone Ol

Başlangıçları severiz. Her başlangıçta bir yeniden toparlanma, bir tazelik vardır. Ne de olsa insanız; hepimiz bir başlangıçla var olduk. Her adımdan sonrası yeni bir başlangıç. Verilmeyen can, alınmayan nefes de öyle. Birine önsöz olan diğerine son söz olabiliyor. Boşuna söylenmemiş “Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır” diye. Bir kapıdan diğerine girerken hiç bilmediğimiz sürprizlere açılan boşlukları hayal ederiz. Hafta tamamlansın, ay bitsin, hele seneyi bir atlatalım tepenin arkasından gün başka doğacaktır. Sevincimiz de hasretimiz de sanki o tepenin arkasından çıkıp gelecektir. Bekleyip durduğumuz güzel haber de bir muştu olup oradan selamlayacak bizi. İnsan yeni bir yıla girerken neden sevinir? Bir başlangıç fırsatı yakaladığı için elbette. Başka ne olabilir ki? Bir yaş daha yaşlandım, sona biraz daha yaklaştım diye insan sevinmez herhalde. Bir insan ancak yeni bir başlangıç umudu varsa sona yaklaştığı için sevinebilir. Yolculuğun zahmet ve eziyetinden kurtulmuş ve varacağı yere varmıştır çünkü. Her giden gün bir eskiz sayfası, her doğan gün beyaz boş bir kâğıt. İlk siz kullanıyorsunuz ve üzerine hiç silgi değmemiş. Tövbesi kabul edilmiş bir kulun ilk eylemi gibi. Dün elinize yüzünüze bulaştırmadan yaşayamadığınız hayatı belki bugün yaşayabilirim ümidinin verdiği heyecan ne güzeldir! Her sabah güne okula yeni başlayan bir çocuk gibi başlamak. Bir nehirde her seferinde başka bir suda yıkanıyormuş gibi yıkanmak, heyecanı kaybolmasın diye kaçırdım sandığınız halde başını kaçırmadığınız bir film için sevinmek…İşte bunlar hayatın şiire benzeyen tarafları. Bu sebepten her başlangıçta “bismillah” deriz, Allah’ın adıyla başlanacak eylemlere niyet ederiz. Bismillah!

HOŞ GELDİN 2023!

Bekledim desem yalan olur. Geçen sefer de aynısı oldu, 2022 gelsin diye çok bekledim. Böyle olması biraz da 2021 yılının çekilmezliği ile ilgiliydi. Bu yüzden 2022’yi iple çektim. İp çürük olmalıydı ki daha ilk aylarında koptu. Gelen gideni aratır derler. 2021’i aramadım değil. Şimdi 2023’ün gelişiyle birlikte 2022’yi arayacağım kesin! Hep bunlar gelecek yılların “Ben gelirsem şunları şunları yapacağım!” diye bir dizi vaatte bulunup sonra da hiç söylememiş gibi vaatlerini yerine getirmemesi yüzünden. Politik bir tarafı var bu gelecek yılların. Tamam anladık, içinde yaşadığımız yıl şöyle böyle hiçbir şey yapmıyor, ama hiç olmazsa boş vaatleri de yok. Bir şekilde yaşayıp gidiyoruz. Gelecek yılın günleri, haftaları, ayları durur mu hiç kapı önünde miting düzenliyor her gün: “Beni beklerseniz hayatınızı kolaylaştıracağım, bir önceki sene gibi sizi çaresizliğe mahkûm etmeyeceğim!” diye son ses bağırıyor. Ben bu manevralara alıştım şahsen. Ne gidenden ne de gelenden bir şey beklemiyorum. Hem böylelikle hayal kırıklığım da olmuyor. Yılları, ayları, haftaları, günleri beklemektense dakikaların yolunu gözlemek daha çok mutlu ediyor beni. Küçük şeylerle mutlu olmak galiba böyle bir şey. Necip Fazıl da benim gibi düşünüyor olmalı: “Kim bilir nerdesiniz/ Geçen dakikalarım/ Kim bilir nerdesiniz?/ Yıldızların korkarım/ Düştüğü yerdesiniz/ Geçen dakikalarım.”

BEN KAÇ KİŞİYİM?

İnsan zatına hoşça baksa neler görür neler. İnsanın göremediği aynı zamanda merak etmediğidir. Mesela ben yıllar geçtikçe kendimde benim gibi en az üç kişinin yaşadığını fark ediyorum. Kendinize yakından bakın, siz de bunu anlayacaksınız. Orta yaşın ortasındayım. Gençliğimden başka biriyim. Gençken de çocukluğumdan apayrı biriydim. Yaşlılığım sıra kendisine gelsin diye orada geride kale arkasında bekliyor. Gençliğim çocukluğumun ağabeyi, orta yaşım gençliğimin hocası. Bana bir mürşit gerek, galiba o da kale arkasında bekleyen ihtiyarlığım olacak! Bir gün yatağınızdan doğrulup isterseniz siz de sayın, sizde sizden farklı ne çok insan var! En cahil çağım, yani içimdeki en cahil kişi kimdi diye soruyorum şimdi. Kimse “o benim!” diye ortaya çıkmıyor elbette. Ama o gücüne güvenen gençliğimden başkası değildi. İsterdim ki Veysel gibi dile gelip itiraf etsin:

“Cahildim dünyanın rengine kandım!”