Başkanlık sistemi Türkiyeyi büyütmedi

Abone Ol

Türkiye’nin gerçek gündemini es geçip ve konuşmayıp hemen her yolu başkanlık sistemine çıkarmak ne derece doğru acaba Tıkandığı söylenen parlamenter sistem yüzünden Türkiye ekonomisi gerçek potansiyelini gösteremiyor ve beklenenden daha az büyüyormuş. Tıkandığı iddia edilen parlamenter sistemin ayakbağı olması nedeniyle Türkiye, hedeflerine koşar adım gidemiyormuş. En baştan sistem sorgulaması yapanlar türüyor ama uygulanan politikaların doğruluğu veya yanlışlığı söz konusu bile dilmiyor nedense.

Türkiye ekonomisinin parlamenter sistemin tıkanması sebebiyle zora girdiği iddiasının gerçekle bağdaşan bir aynı yok. Türkiye, 2002-2007 döneminde dünyadaki sıcak para bolluğundan istifade edip “el parasıyla” ve bol bol tüketerek geçici bir büyüme trendi yakaladığında, bunu “ekonomi çok iyi”, “Türkiye göz kamaştırıyor” diye halka sunanlar, o dönemde de parlamenter sistemin geçerli olduğunu hatırlamıyor galiba.

Aynı şekilde, 2007’den sonraki süreçte Türkiye’de fiilen bir başkanlık sistemi uygulandığını da söylemiyorlar. Cumhurbaşkanı Gül ile AKP hükümetleri arasında hiçbir sürtüşme, zıtlaşma ve ayrı düşünme, ayrı hareket etme durumu söz konusu olmadı. Yani, Başbakan, fiilen bir Başkan gibi hükmetti 2007’den beri. Türkiye ekonomisi, IMF dayatması düşük kur-yüksek faiz politikasıyla borçlanmaya ve sıcak paraya bel bağladı, gelen paraları ithalata, tüketime harcadı ve kısa bir süre yapay bir büyüme sağladı. Ancak fiilen başkanlık sisteminin uygulandığı 2007’den sonraki dönemde performans, uygulanan ekonomi politikalarının giderek iflas ettiğini gösterdi. Ekonomideki zayıf performansın nedeni tıkanan parlamenter sistem değil, yanlış oğlu yanlış ekonomi politikalarıdır. Üretmeden, borca, sıcak paraya, tüketime, inşaata dayalı bir büyümede sona gelindi artık. Türkiye için bu çarpık ekonomik modelin ömrü bitti.

Bu durumu fiilen başkanlık sisteminin uygulandığı 2007-2014 büyüme rakamları tüm gerçekliğiyle ortaya koyuyor. 2007’de yüzde 4.7, 2008’de 0.7, 2009’da -4.8, 2010’da 9.2, 2011’de 8.8, 2012’de 2.1, 2013’te 3.3 ve 2014’te de yüzde 2.9 oranında büyüme rakamları oluştu. Yani 2007-2014, yani fiilen başkanlık sisteminin uygulandığı dönemin büyüme ortalaması yüzde 3.3’dür. AKP öncesi dönemde, 1950-2002 arası dönemde Türkiye’nin ortalama büyümesi, yaşanan askeri darbelere, birçok ekonomik krize, Kıbrıs Harekatı sonrası uluslararası toplumun ambargosuna vs gibi birçok kırılmaya rağmen yüzde 5.1’dir. Her şey ayan beyan ortadadır yani.

Dolayısıyla, Türkiye’nin önünü parlamenter sistem tıkıyor, çözüm başkanlık sistemidir demenin ekonomik manada hiçbir mantıklı açıklaması yoktur. Amenna, Türkiye’deki parlamenter sistemin birçok eksiği, gediği vardır. Sistem birçok defoya sahiptir. Bunlar tadil edilebilir veya ihtiyaç görülürse sistem değişikliğine de gidilebilir. Sonuçta parlamenter sistem vazgeçilmez değildir. Hatta başkanlık sistemine de geçilebilir. Ancak mesele, başkanlık sistemine toplumu ikna etmek için ortaya konan argümanların sıhhatli olup olmamasıdır. Mesele, uygulanan politikaların yanlışlığının hala konuşulmaması, hatanın başka yerlerde aranarak yanlışta ısrara devam edilmesidir.

Türkiye, sistem değişikliğinden ziyade zihniyet değişikliğine ve doğru politikalara ihtiyaç duyuyor. En ufak bir kötü gidişte uygulanan politikalara zerre dönüp bakmadan hemen sistemi değiştirmeye kalkarsak, işimiz var demektir.